Ara 14 2017

Washington-Tel Aviv-Riyad hattının yeni tehdidi: İran

İran’ın ‘Arap Baharı’nın en büyük kazananı olduğu bugünlerde fazlaca tekrarlanır oldu. Bu nükleer programa sahip Şii nüfuslu ülkenin Irak, Yemen, Lübnan ve Suriye’de elde ettiği kazanımlar onu Ortadoğu’da öylesine avantajlı konuma getirdi ki, İran’in oluşturduğu ‘tehdide’ karşı koyabilmek için bölgede bulunan büyük güçler kolları sıvamış vaziyetteler; ABD, İsrail ve Suudi Arabistan oldukça endişeli.

Wall Street Journal’da yayınlanan ‘’İŞİD geri çekilirken ABD Iran’a daha fazla odaklanıyor’’ başlıkı yazıda Trump yönetiminin, İŞİD’e karşı askeri eylemleri durulurken daha büyük bir tehdit olarak algıladığı İran’a odaklandığı bildiriliyor.

İran’ın bölgedeki hissedilir askeri yayılması ile birlikte Washington, Tel Aviv ve Riyad üçlüsü için tehlike çanlarını çalmaya başladı.

Wall Street Journal, ABD Başkanı Donald Trump’un Ulusal Güvenlik Danışmanı H.R. McMaster’ın önümüzdeki senenin başında Suriye politikası hakkındaki konuşmasında bölgedeki askeri varlıkla ilgili yeni yönetim stratejisini paylaşması beklendiğini bildiriyor. Bu doğrultuda Trump yönetiminin masaya yatırması gereken önemli bir konu İran ile yüzleşmeyi Suriye’de bulunan 2000’i aşkın Amerikan askeri için net bir yeni hedef haline getirip getirmemek olacak.

ABD Savunma Bakanı Jim Mattis Suriye’de  bulunan askerlerin İŞİD’in bölgede yeniden güç elde etmemesi için kalmaya devam edeceğini bildirmişti. Ama bu askerler aynı zamanda İran’ın Suriye’deki askeri varlığını güçlendirmesine engel olmak için de kullanılabilir.

Öte yandan İran, ABD’yi Ortadoğu’daki varlığından dolayı sert bir şekilde eleştiriyor; İran’a göre Washington Suriye rejimine karşı teröristlere destek veriyor.

ABD’ye göre, ABD ordusu  İŞİD’in Suriye ve Irak’taki mevkilerine odaklanmışken İran’a özellikle Suriye’deki askeri varlığını güçlendirme imkanı sunuldu. Yönetim yetkililerine göre Tehran ve müttefikleri tükenen Beşar Esad rejiminin askerlerinin yüzde 80’ini temin ediyor. Bazı tahminler Suriye’de 125,000 İran askeri olduğunu öne sürüyor.

Fakat ABD'nin askeri varlığını İŞİD’den çekip Iran’a odaklanmak İran’dan bölgedeki ABD askerlerine karşı ölümcül bir geri tepmeye hazır olmak anlamına geliyor. Wall Street Journal’a göre, ABD henüz bu sonuçla yüzleşmeye tam anlamıyla hazır olmayabilir.

Bu süreçte İran tehdidi büyümeye devam ediyor. McMaster Aralık başında, ‘’İran’ın İsrail hududunda vekalet ordusuna sahip olma tehlikesi ile karşı karşıyayız,’’ ifadesini kullanmıştı.

ABD ve İsrailli yetkililer halihazırda İran’ın Güneybatı Suriye’de uzun menzilli füze üretimi için askeri tesis inşa ettiğine dair istihbarat bilgilerinden tedirgin vaziyetteler.

Dahası, Aralık ayını başında Şam yakınlarında bir İran askeri üssüne saldıran İsrail, ülke için ‘’Yahudi devletinin imha edilmesine hevesli bir ülkenin…. Suriye’de kendini askeri olarak konumlandırmasına izin vermeyiz,’’ ifadesini kullanmıştı.

An itibarı ile Trump yönetimi Suriye’deki savaşın İsrail-İran çatışmasına dönüşmesini önlemek için yöntemler aramakla meşgul.