AKP iktidarı, muhafazakar kadınlara direnmeyi öğretti

Gebze’de Flormar kozmetik fabrikasında çoğu kadın 124 işçi, Petrol-İş Sendikasına üye oldukları için işten atıldı. İşten atılan işçiler 15 Mayıs’tan itibaren direnişe geçti. İşten atılan işçilerin yerine Özel İstihdam Bürolarından alınan işçilerle üretime devam ediliyor.

Direnişin, sendikanın ne olduğunu işten atıldıktan sonra öğrendiğini söyleyen Hatice Dursun, “İşten atılan arkadaşlarımıza alkışlarla destek verdik. Bir saat sonra beni çağırdılar, iş akdimin 25. maddeye göre feshedildiğini söylediler. Alkışın suç olduğunu bilmiyordum” dedi.

Fabrikada taciz ve mobbingin had safhada olduğunu söyleyen Petrol-İş Sendikası Gebze Şube Başkan Yardımcısı Zeki Taşdemir, Gebze Cumhuriyet Savcılığına suç duyurusunda bulunmalarına rağmen savcılığın harekete geçmediğini ifade etti.

Meslek hayatımda sayısız grev ve direniş haberine imza attım. Bunlar arasında, 1970’lerde Bereç Pil Fabrikası’nda kadın isçilerin grevi, 1991’de Büyük Madenci Yürüyüşü (Grevi), 2009’da Ankara Tekel Direnişi hafızamda hâlâ canlılığını koruyor. 1970’li yılların ortasında Bereç Pil Fabrikası’nda kadın işçiler, üzerlerinde grev önlükleri ile Türkiye’yi güneş gibi aydınlatıyordu. Köprünün altından çok sular aktı...

Yaklaşık bir aydır, zaman zaman siyasi partilerin seçim çalışmalarının önüne geçen, Gebze’nin 12 kilometre dışında yer alan Flormar kozmetik fabrikasında kadın işçilerin direnişi, sadece Türkiye’de değil 104 ülkede konuşuluyor. Fransa’da da sıkça konuşulduğu, Flormar’da işten atılan 124 işçi tarafından ifade ediliyor.

Flormar’da işten atılan 124 işçinin direnişi, sol-sosyalist olduğunu iddia eden medyada epeyce yer aldı. Sosyal medyaya kadın işçilerle ilgili bir video düştü. Videoyu dikkatlice izlediğimde gözlerime inanamadım. Başörtülü kadınlar halay çekiyor, zılgıt çekiyor, marş söyleyip slogan atıyorlardı. Videoyu birkaç kez izledikten sonra Gebze’ye gitmeye karar verdim.

Başörtülü, muhafazakâr görünümlü genç kadınlara ne oluyor, öfkelerini sokağa taşıran ne; elbette yerinde görülüp araştırılması gerekiyordu. Ben de öyle yaptım. Türkiye Yazarlar Sendikası (TYS) Yönetim Kurulu Üyesi şair Şenel Gökçe ile yola çıktık. Sabah saat dokuzda Gebze’ye ulaştık.

Röportaj öncesi bir şeyler yemek istiyorduk. Abartısız 30 dakika açık lokanta, börekçi, pastane aradık. Ramazan dolayısıyla her yer kapalıydı. Sonunda kör bir noktada bulduğumuz börekçide bir şeyler atıştırıp Flormar fabrikasının yolunu tuttuk. Araçtan iner inmez, daha kendimi tanıtmaya fırsat kalmadan; ellerinde cep telefonlarıyla kimi selfi, kimi de fotoğraf çektirmek için sıraya geçti. Kimseyi kırmadım. Daha sonra kendimi tanıttım.

Flormar kozmetik fabrikasının yüzde 69’u Fransız, yüzde 21’i ise Türk sermaye grubuna ait. Yedi kıtada 104 ülkeye makyaj ve kozmetik ürünleri satıyor. Üretenler de, tüketenler de kadınlar. Fabrikanın etrafı kalın brandalar ve dikenli tellerle çevrilmiş durumda.

Burada amaç, içeride çalışan kadınların dışarıdaki direnişçi kadınlarla iletişimini koparmak, yazılı ve görsel temasını önlemekti. Flormar fabrikasında 150’ye yakın insan çalışıyor. Bunların 30 kadarı beyaz yakalı. Geri kalan 120 işçi ise üretim, paketleme ve depolamada çalışıyor.

Türk-İş’e üye Petrol-İş Sendikası ocak ayından itibaren fabrikada örgütlenmeye başlıyor ve başarılı da oluyor. Nihayet, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’ndan ‘işyerinde çoğunluğun sağlandığına dair’ yetki belgesini alıyorlar. Yetki yazısını sevinçle karşılayan işçiler sendikaya üye olmaya başlıyor.

Patron, OHAL’den aldığı güçle önce dört işçiyi “yasa dışı” faaliyette bulundukları gerekçesiyle, İş Kanununun 25. maddesine dayanarak işten atıyor. Yıllardır ağır çalışma koşullarında düşük ücretle çalışan işçiler bu haksızlığa sert tepki gösteriyor. Hâlbuki Fransız ve Türk patronlar, Uluslararası Çalışma Örgütü (İLO) ve İnsan Hakları Beyannamesine sadık kalacaklarını uluslararası toplantılarda teyit ediyorlar.

İşten atılanların önemli bölümünü 19 ile 44 yaşları arasındaki kadın işçiler oluşturuyor. Büyük çoğunluğu genç kız. Hemen hemen tümü başörtülü. Eğitim durumları ilk, orta, lise. Lise mezunları azınlıkta kalıyor. Günlük çalışma saatleri, işe gidiş gelişlerle birlikte 12 ile 14 saat arasında değişiyor. Mesaiye kalma zorunluluğu var. Kadın işçilerin anlattığına göre fabrikada cinsiyet ayrımı yapılıyor. Erkek işçilerin maaşlarının kadınlardan yüz lira fazla olduğu ifade ediliyor.

 

flormar

 

Beş yıldır fabrikada çalışan Trabzon Akçaabatlı Ayşe Öztürk, “Neden erkeklere 100 lira fazla veriyorsunuz?” sorusuna, yetkililerin “Erkekler ev geçindiriyor” diye cevap verdiğini ifade ediyor. Ayşe Öztürk lise mezunu. HDP’ye mesafeli. Kendilerine destek için fabrikaya gelen HDPlilerin konuşmalarını bile dinlemediğini ifade ediyor.

Öztürk, HDP’nin “bölücülük” yaptığını belirterek, “Burada doğulu, batılı, kuzeyli, güneyli işçiler var. Benim düşünce yapıma uymuyor” diyerek “Geçmişte CHP’ye oy verdiğini, 24 Haziran’da da yine CHP’ye oy vereceğini” ekliyor. Kitap okuyamadığını dile getiren Ayşe Öztürk, “Sosyalizm, kapitalizm denince aklına ne geliyor” sorusuna “Sosyalizm eşitlik, kapitalizm ise sömürü” diye cevap veriyor.

Saat 12.30 olduğunda işçiler arasında hareketlenme oluyor. Oturdukları yerden kalkarak branda ve dikenli tellerle çevrili demir parmaklıklara çıkıp, öğle paydosuna çıkan mesai arkadaşlarına “Ali Abi, Fatma, birlik olursak kazanırız. Bugün bize yarın size, unutmayın!” diye sesleniyorlar. İçerideki işçilerin, arkadaşları ile göz teması kurmadıklarını gözlemlediğimi de eklemek isterim.

“Direne direne kazanacağız, sendika hakkımız engellenemez, kardeşiz kardeş, kurtuluş yok tek başına ya hep beraber ya hiç birimiz, işçilerin birliği sermayeyi yenecek” sloganları yoldan geçen araçların korna seslerine karışıyor. Bazı araçlar uzun uzun korna çalarak işçilerin direnişine destek veriyor.

“Bizi sendikaya en çok iten ayrımcılık, taciz ve mobbing idi” diyen Fatma Atılgan ise geçmişte AKP’ye oy verdiğini, 24 Haziran’da da AKP’ye oy vereceğini ifade ediyor. “HDP hakkında ne düşünüyorsunuz” sorusuna Atılgan’ın cevabı ise şöyle: “O parti hakkında bir şey söylemek istemiyorum, ilgilenmiyorum da.”

Kitap okumadığını belirten Fatma Atılgan şöyle devam ediyor:

“Yıllardır biz burada köle gibi çalıştık. Bizi zorla mesaiye bıraktılar. Evdekilerin yüzünü göremez olduk. Fabrika sahiplerini zengin ettik. Buna karşı biz sadece hakkımızı istedik. Sendikaya üye olunca bizi kapının önüne koydular. Vicdansızlık bu.”

flormar

 

28 yaşındaki Gülperi Güldalı, açıktan lise okuduğunu belirtiyor ve şöyle devam ediyor:

“Asgari ücretle sekiz senedir çalışıyorum. Ekmeğimin derdindeyim. Ekmeğimin büyümesini hangi parti desteklerse ben de o partiyi desteklerim. Bir siyasetçi geliyor, hepsine hoş geldiniz demek zorundayım, hepsine saygı duymak zorundayız. Kim gelirse başımızın üstünde yeri var. Gelen siyasileri başımızın üstünde tuttuk. Gelen siyasilerin hiçbirinden destek görmedik.

AKP üzerinden konuşursak ‘yok şunu yapmadılar’ diyorlar. Kimse kimseyi kötülemesin. Herkes kendi iradesiyle oy kullanıyor. Buradaki işi partiye bağlarsak çok farklı yönlere gider. Ben buradan Türk ve dünya kadınlarına sesleniyorum: Flormar kozmetik ürünlerini tüketmesinler, boykot etsinler. Kadınların yapamayacağı iş yok. Biz kadınlar istersek her şeyi yaparız. Kadınları bizimle dayanışmaya çağırıyorum.”

Bu kez, 34 yaşındaki Zuhal Aktaş’a uzatıyorum kayıt cihazını:

“Karslıyım. 3,5 yıldır 1800 TL maaşla çalışıyorum. Eşimi kaybettikten sonra çalışmak zorunda kaldım. İki çocuğum var. Hakkımızı almak için direnişteyim. Bugünkü hayat koşullarında en az 2 bin lira maaş almalıyız. Geçmişte CHP’ye oy verdim, şimdi de CHP’ye oy vereceğim. Selahattin Demirtaş’ı insanlar başka yönlere çekiyorlar.

Ben her insanın eşit olduğunu düşünüyorum. O yönden vurmak istemem insanlara. Kürt, Alevi, hangi milletten olursa olsun kardeşiz. Kitap okumuyorum, gazete okumuyorum. İşten çıkınca çok yorgun oluyorum, çocuklarımla ilgilenemiyorum. İşten, nefes alamıyoruz.”

22 yaşındaki Milana Demirkaya da çok yoğun çalışma temposundan şikâyetçi. Yedi aylık işçi olduğunu belirten Demirkaya sıkıntılarını şöyle dile getiriyor:

“Maddi imkansızlık nedeniyle okuyamadım. Hak aramak için buradayım. Yorgunluktan yemek yiyemediğim akşam oluyor. CHP’liyim. Oyum yine CHP’ye. Biz kadınlar mücadele başlattık. Kadınların bizi desteklemelerini bekliyoruz. Destek görürsek fabrikaya sendika girer. Bizim yerimize taşeron almaya başladılar. Özel istihdam Bürolarından bizim yerimize işçi aldılar. Bu vicdansızlık.”

flormar

 

Harun Akkaya: “Sağ görüşlüyüm, yine sağ partiye oy vereceğim. 12 yıldır fabrikanın depo kısmında çalıştığını belirten Harun Akkaya, sendikaya üye oldukları için 15 Mayıs’ta işten atıldıklarını dile getiriyor. Çalışma koşullarının düzeltilmesi, ücret ve sosyal hakların garanti altına alınması için mücadele ettiklerini belirten Akkaya şöyle devam ediyor:

“Bizi, İş Kanununun 25. maddesine dayanarak işten attılar, tazminatsız olarak. Hırsızlık, yasa dışı eylem yapmışız güya! Allah’tan korkun. Kimsenin bir çöpünü dahi alan arkadaşım yoktur. 25. maddeden atıldığımız için işsizlik parası da alamıyoruz. Ben sağ görüşlüyüm. Yine sağ partiye oy vereceğim. Ben günübirlik düşünmüyorum. Uzun vadeli ülkemin çıkarlarını düşündüğüm için yine AKP’ye oy vereceğim.

İşçi için mücadele eden parti yok. Herkes kendi menfaatlerini düşünüyor. Oy almak için insanların duygularını sömürüyorlar. İktidara gelen parti zenginden yana oluyor. Bunun sağı da solu da aynı. Hiç sol partiye oy vermedim, vermeyi de düşünmüyorum. HDP’yi sevmiyorum. HDP vatanına, milletine ihanet eden parti. Askere kurşun sıkan teröristleri destekliyor. Meclise girip de ne yapacaklar?

Biz burada sonuç alıncaya kadar direneceğiz. İnanmak başarmanın yarısıdır. 162 bin lira ev kredisi borcum var. Hayatta kazanmak için risk almak gerekiyor. Burada bulunan arkadaşların hepsinin bankalara borcu var. DİSK ve Türk-İş bize destek verdi. Bize saygı duysunlar. Sendika yasa dışı örgüt değil ki. Niye öyle yapıyorlar, anlamak mümkün değil. Devlet bize sendika hakkını vermiş, patronlar uygulamıyor.”

Arkadaşlarının mücadelesine katıldığını söyleyen 43 yaşındaki Zeki Bakaç, “devletin de milletin de işverenlere gebe olduğunu” ifade ediyor. Bakaç’ın bir de uyarısı var:

“Dikkatli olmalıyız, işveren buradaki fabrikayı kapatır, başka yerde açar. Dikkatli olmak lazım. Ben sabit fikirli bir insan değilim. AKP’ye de, CHP ve MHP’ye de oy verdim. MHP’ye oy vermemim nedeni, Devlet Bahçeli ‘Kandil’e Türk bayrağını dikeceğim’ dedi. Ben, Kandil’e Türk bayrağının dikileceğine inanıyorum. 2002 ve 2007’de AKP’ye oy verdim. İstanbul’a can suyu oldu. AKP, belediye hizmetlerinde bir numara ama Başbakanlık ve Cumhurbaşkanlığında iyi değil. Cumhurbaşkanının başarısız olduğunu düşünüyorum.”

Erzurumlu olduğunu belirten Arzu Akyel, direniş ve sendikanın ne anlama geldiğini işe girdikten sonra öğrendiğini ifade ediyor. Arzu Akyel’in görüşleri şöyle:

“İşe girdiğimde asgari ücret 700 lira idi, şimdi ise 1630 TL. Bu kadar işçinin bir araya gelip direneceğini bilmiyordum, düşünemezdim bile. Mücadele ettik, sendikaya üye olduk, işten atıldık. Olsun, birlik olursak kazanırız. Yanlış bir şey yaptığımızı düşünmüyorum.

Buraya AKP’li milletvekili adayı geldi, fabrika yöneticileri tarafından sesi duyulmasın diye megafonla konuşmadı. Korktu mu ne? Biz bu fabrikaya emek verdik, hakkımızı istiyoruz. Sendika fabrikaya girecek, kararlıyız… Kitap okuyamıyorum, zamanım olmuyor.”

Evli, iki çocuk annesi Hatice Dursun, arkadaşlarının işten atılmasını alkışla protesto ettiği için işten atıldığını belirterek şöyle konuştu:

“Alkış yapmanın ‘suç’ olduğunu bilmiyordum. Allah Allah, bu nasıl iş! Bizi çay saatine çıkarmadılar. İtilip kakılıyoruz, kadın olmak suç sanki, hak arayamıyorsun. Ustabaşları sürekli ‘Çabuk çabuk! Daha hızlı! Konuşmayın!’ İnsan olduğumuzu hatırlamıyorlar. Beyaz yakalılar taciz ve baskı yapıyorlar. Direniş sırasında buraya çevik kuvveti çağırdılar. Biz ne yaptık ki polis çağırıyorlar. Hakkımızı alana kadar direneceğiz… Kitap okumuyorum, tiyatroya hiç gitmedim.”

Petrol-İş Sendikası Yönetim Kurulu Başkanı Ali Ufuk Yaşar ve bazı şube yöneticilerinin sendikayı AKP’nin arka bahçesine dönüştürdüğü yönünde, işçiler ve kamuoyu tarafından yöneltilen eleştiri ve iddiaların “kabul edilemez” olduğunu ifade eden Zeki Taşdemir, 15 yıllık profesyonel sendikacı.

Yedi bin lira maaş alıyor. Örgütlenme çalışmalarına 2018’in Ocak ayında başladıklarını söyleyen Taşdemir; çoğunluğu sağladıklarını, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nın, “Fabrikada sendikal faaliyet yapabilirsiniz” oluruna rağmen Türk ve Fransız işverenlerin tepkisine neden olduğunu kaydediyor. Fransız İşvereni İLO’ya şikayet ettiklerini aktaran Taşdemir şöyle devam ediyor:

“Fransız işveren hukuk, yasa tanımıyor. İLO’ya şikâyet ettik. Verdiği savunmada, Türkiye’nin iş yasalarına, hukukuna göre hareket ettiğini belirtmiş. Yetki ve çoğunluğumuz olmasına rağmen Türk ve Fransız işverenler konuyu temyize gönderdi. Fabrika’da kadın işçiler taciz ve mobbing ile karşılaşıyorlar.

Gebze Cumhuriyet Savcılığına tacizciler hakkında suç duyurusunda bulunduk. Savcılık iki polis gönderip ifade dahi aldırmadı. Taciz, mobbing fabrikada had safhada. İşten atılan işçilerin yerine Özel İstihdam Bürolarından işçi alıp çalıştırıyorlar. Kozmetik ürünlerini peynir ekmek gibi iç ve dış piyasaya satıyorlar. Beş yılını dolduran işçilere bir maaş ikramiye veriyorlar. Gebze, emek kenti. Sivil demokratik örgütlerden destek görüyoruz.”

Petrol-İş sendikası, işçilere 1000’er TL maddi desteğin yanı sıra gıda yardımı da yapıyor. İşçilerin direniş sırasında yaşadıkları önemli sorunlar arasında tuvalet sorunu bulunuyor. Sendika, tuvalet ihtiyacı olan işçileri 2 kilometre uzaklıktaki akaryakıt istasyonuna araçla götürüp getiriyor.

 

flormar

 

Türkiye Yazarlar Sendikası Yönetim Kurulu Üyesi Şenel Gökçe, işçilere hitaben yaptığı konuşmada, “Burada tarih yazıyorsunuz. Birliğinizi bozmayın. Haklısınız, kazanacaksınız. Yazarlar Sendikası olarak direnişinizi uluslararası platforma taşıyacağız” dedi.

Son söz: Flormar fabrikasında direnen işçiler hakkında sol-sosyalist basında çok sayıda haber ve yorum çıktı. Bu haberlerden biri de, direnen işçilerin AKP’ye oy vermeyecekleri yönündeydi. Ben burada 20 kadın işçi ile görüştüm. Üç işçi dışında tümü AKP’ye oy vereceğini söyledi. Bu yönde haber ve yorumlar kamuoyunu yanıltır; ne sola ne de direnen işçilere fayda sağlar.