YEP’e göre işsizliğin çözümü, işçinin kıdem tazminatını elinden almak

Türkiye geçtiğimiz hafta Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak tarafından açıklanan Yeni Ekonomi Programı’nı (YEP) tartıştı. Ekonomik verilere ilişkin beklentilerin güncellendiği YEP ile Türkiye’nin krize girdiği ilan edildi.

Yeni Ekonomi Programı’nda 2018 yılına ilişkin işsizlik beklentisi yüzde 11,3 oldu. Oysa Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından açıklanan Haziran ayı verilerine göre işsizlik yüzde 10,2 olarak gerçekleşti.

Mayıs ayında işsizlik 9,7 olmuştu. Önceki aylarda da benzer seyir görülüyor. 2018 yılının ilk 6 ayında 10,1 olarak gerçekleşen işsizliğin yıl genelinde 11,3’e çıkması, yüzbinlerce kişinin işsizler ordusuna katılması anlamına geliyor.

YEP’te bu yıl istihdam edilen kişi sayısı 28,7 milyon olarak tahmin edildi. TÜİK’in verilerine göre istihdamdaki kişi sayısı Haziran’da 29, 3 milyon oldu. Bu tabloya göre ekonomi yönetimi yıl sonuna kadar istihdamda yaklaşık 600 bin kişilik daralma öngörüyor.

Yeni Ekonomi Programı’ndaki 2019 hedefleri, krizin sonraki yıla da sarkacağını gösterdi. İşsizlik 12,1 olarak belirlendi. Bu beklenti, 2009’daki ekonomik krizden sonra en yüksek oran. İstihdam edilen kişi sayısının ise 29,1 milyon olacağı öngörüldü.

Çalışan sayısının son verilere göre 29,3 milyon olduğu dikkate alındığında, 2019 yılında istihdam piyasasına yeni girenlerle beraber işsizler ordusuna yaklaşık 1 miyon kişi katılacak. YEP’e göre 2020’de de kriz devam edecek, işsizlik 11,9 olacak.

Öncelikle YEP’teki bu istihdam beklentilerinin son derece iyimser olduğunu belirtmek gerekiyor. Zira ekonomik büyüme 2018 için 3,8, önümüzdeki yıl için 2,3 olarak hedeflenirken işsizliğe dair öngörülerin tutması son derece zor. Ekonomik daralma ile birlikte işsizlik çok daha yukarılara tırmanacak.

Peki hızla artan işsizliğe nasıl bir çözüm bulunacak? Artan işsizliğin yol açacağı sosyal travmalar nasıl atlatılacak? İşini kaybedecek kişiler için hangi sosyal koruma tedbirleri uygulanacak?

Bu sorular cevapsız. Zira YEP’teki politika ve tedbirler başlığı altında yer verilen öneriler, evlere şenlik. Neredeyse elle tutulur tek bir gerçekçi politika söz konusu değil.

Bakan Albayrak’ın sunumunda istihdamla ilgili olarak 5 ana başlığa yer verildi. Bunlar; kıdem tazminatı fonunun kurulması, kamuda esnek çalışmanın hayata geçirilmesi, istihdam teşviklerin gözden geçirilmesi, kayıtdışıyla mücadele ve mesleki eğitimde özel sektörle işbirliği olarak sıralandı.

Yeni Ekonomi Programı’na ilişkin ana metinde bu başlıkların biraz daha detaylandırıldığı görülüyor. Aslında bütün bu ifadeler, yıllardan beri orta vadeli programlarda yer alan cümlelerin tekrarından ibaret.

Sadece mesleki eğitimde özel sektör işbirliği istihdama etki edebilecek bir tedbir. Bu politikanın da kısa vadede hayata geçirilmesi olanaksız.

Kıdem tazminatı fonu kurulmasına yönelik başlık, çalışanlar arasında tedirginliğe yol açtı. Zira işverenler, işçilerin en büyük kazanımı olan tazminat haklarının sınırlanmasını istiyor. AKP iktidarı da işverenlerin bu talepleri doğrultusunda her ekonomi programında fon önerisine yer veriyor.

Kıdem tazminatı fonu, işçilerin mevcut tazminat haklarını en az yarı yarıya azaltmayı hedefliyor. Hali hazırda işçiler her yıl için 30 günlük kıdem tazminatı alibiliyor. İşverenler bu oranın yüksek olduğunu savunuyor. Yapılmak istenen ise işçinin 30 günlük kıdem tazminatını 10 veya 15 güne indirmek.

İşçilerin temel kazanımlarından biri olan kıdem tazminatının tırpanlanması, tabanda yaratacağı tepki nedeniyle bugüne kadar hayata geçirilemedi. YEP’te yeniden masaya gelen kıdem tazminatı fonu, işçilerin işsiz kalma durumunda en önemli güvencesinin ellerinden alınması demek.

Türk İş Başkanlar Kurulu, bir bildiri yayınlayarak kıdem tazminatı fonu önerisinin YEP’te yer almasına tepki gösterdi.

Fon önerisinin işsizliğe çare olarak sunulması ise işverenlerin krizi fırsata çevirme girişimi. Ekonomi yönetiminin şu soruya cevap vermesi gerekiyor: İşçinin kıdem tazminatını elinden almak işsizliğe nasıl bir çözüm getirecek?

YEP’teki diğer önerilere bakacak olursak; kamuda esnek çalışma modelinin hayata geçirilmesi Türkiye şartlarında neredeyse imkansız. Zira AKP iktidarı 16 yılda kamu personel reformuna ilişkin bir arpa boyu yol alamadı.

Velev ki kamuda esnek çalışma modeli hayata geçsin. Bu adım işsizliğe çare olacak bir düzenleme değil. Mevcut kamu çalışanlarını ilgilendirdiği için istihdam tedbiri olarak sunulması epey şaşırtıcı.

Kayıtdışı istihdamla mücadale de, AKP iktidarının tekrarlamaktan bıkmadığı bir başka başlık. Her ekonomi programında yer aldı. TÜİK verilerine göre Türkiye’de her üç kişiden biri kayıtdışı çalışıyor.

Sigortasız çalışan sayısı 9 milyonun üzerinde. Ancak iktidar bu durumun önüne geçmek için kalıcı hiç bir adım atmadı. Kayıtdışı istihdamla mücadelenin işsizliğin azaltılmasına doğrudan bir etkisi de söz konusu değil.

YEP’te istihdam teşviklerinin yeniden gözden geçirileceği ifade ediliyor. İktidar, yıllardan beri İşsizlik Fonu’ndan önemli bir kaynağı istihdam teşvikleri kapsamında işverenlere aktardı.

Türkiye İş Kurumu (İŞKUR) verilerine göre 2017 yılının ilk dokuz ayında patronlara 1,4 milyar TL istihdam teşviği sağlandı.

100 Günlük Cumhurbaşkanlığı İcraat Programı’nda işverenlere 5,25 Milyar TL teşvik verileceği duyuruldu. Ancak İşsizlik Fonu’nun sürekli olarak işverenler için kullanılması sürdürülebilir bir yöntem değil. Bu teşviklerin istihdama yaptığı katkı da tartışmalı.

Bakan Albayrak’ın sunduğu programda, istihdamın artırılmasına yönelik tedbirlerden biri olarak yarım çalışma ödeneğinin etkin şekilde uygulanması yer aldı.

Yarım çalışma ödeneği, doğum yapan kadınların yarım gün çalışmasını ve 60 ile 180 gün arasında değişen sürelerle yarım günlük ücretlerinin İşsizlik Fonu’ndan ödenmesini düzenliyor.

İŞKUR verilerine göre bu uygulamadan Ağustos ayında 1771 kişi yararlandı. Son derece dar kapsamlı bir düzenleme olan yarım çalışma uygulanmasının istihdamı nasıl artıracağı muamma.

Çalışanlardan zorunlu olarak yapılan bireysel emeklilik kesintisinin yeniden yapılandırılması da istihdamı artırmaya yönelik tedbirler arasında sıralandı. Ancak işçinin maaşından kesinti yapılarak bu paraların bireysel emeklilik şirketlerine aktarılmasının istihdama ne tür bir katkı sağlayacağı, cevabı belirsiz bir başka soru.

Yeni Ekonomi Programı’nda istihdamı artırma ve işsizlikle mücadele kapsamında sıralanan diğer bazı tedbirler şöyle; Özel sektörle iş birliği yapılarak eğitim ve öğretim müfredatı, çalışma hayatının beklentilerini karşılayacak işgücü oluşturulacak şekilde güncellenecektir.

Atıl tarım arazilerinin tarımsal üretime kazandırılması için gerekli kurumsal ve hukuki altyapı oluşturulacaktır.

KOBİ’lerin markalaşması, kurumsallaşması, verimlilik artışı ve uluslararası piyasalara erişim sağlamaları amacıyla eğitim ve danışmanlık hizmetleri düzenlenecek, yenilikçi iş modelleri geliştirmelerini sağlayacak projeler hayata geçirilecektir.

Sosyal yardım alan çalışabilir durumdaki bireylerin üretken duruma getirilmesi ve sürdürülebilir gelir elde edebilmelerini sağlamak amacıyla aktif işgücü programlarından etkin bir biçimde yararlanılacaktır.

Sonuç itibariyle; Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan her ne kadar Türkiye’de ekonomik krizin olmadığını, krizin psikolojik olduğunu söylese de ülke tarihinin en büyük krizlerinden biriyle karşı karşıya.

Yeni Ekonomi Programı’nda istihdamın daralacağı, krizin 2020’yi de içine alacak şekilde devam edeceği ve yüzbinlerce kişinin işsiz kalacağı öngörülüyor.

Ekonomi yönetiminin krizi reddetmek yerine kabul edip çözüm arayışına girmesi olumlu bir adım.

Ancak sorunlar öngörülürken çözüm önerisi getirilmiyor. Kriz teşhis edilirken tedaviye ilişkin reçete ortada yok.

İstihdamı artırmaya yönelik tedbirler şaşırtıcı derecede yetersiz ve ilgisiz başlıklardan oluşuyor. Tek tek baktığımızda nasıl uygulanacağı ve sağlayacağı katkı belirsiz maddeler peş peşe sıralanmış.

YEP, istihdam tedbirleri yönüyle laf kalabalığından ibaret. Ekonomi yönetimi kriz karşısında adeta çaresiz ve havlu atmış bir görüntü sergiliyor.

Bu makale yazarın görüşlerini yansıtır. Ahval’in yayın politikası ve editoryal bakış açısı ile her zaman uyumlu olmak zorunda değildir.