Türkiye’nin sahipsiz emekçileri: Mevsimlik tarım işçileri!

Tarım üretiminin yoğunluk kazandığı yaz aylarında, Güneydoğu illerinden, Çukurova, Ege, Akdeniz bölgesi başta olmak üzere Türkiye’nin pek çok iline yoğun bir emek göçü gerçekleşiyor.

Resmi kayıtlarda mevsimlik tarım işçisi 500 bin kişi olarak tahmin ediliyor. Mevsimlik işçilerin tarım alanlarında aile üyeleriyle birlikte çalıştığı ve yaşadığı dikkate alındığında, yaklaşık 1,5 milyonluk bir nüfus söz konusu. Genellikle Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde eğitim düzeyi düşük, işi ve mesleği olmayan kişiler, aileleriyle birlikte tarımsal üretimin yoğun olduğu illere göçerek emek yoğun işlerde çalışıyor.

Bu işçiler, barınma koşullarından eğitim ve sağlık imkanlarına, çalışma şartlarından güvenlik sorunlarına kadar pek çok olumsuzlukla karşı karşıya  kalıyor. Uzun mesafelerden gelen tarım işçilerinin kamyon kasalarında, traktör römorklarında ya da tıka basa dolu araçlarda transferlerine bağlı olarak meydana gelen trafik kazaları can kaybıyla sonuçlanıyor. Nitekim son günlerde tarım işçilerinin maruz kaldığı trafik kazası haberleri peş peşe geliyor.

Tarım işçiliği, çocuk işçiliğini ve bu çocukların eğitim hakkından mahrum kalmasını beraberinde getiriyor. Türkiye’nin de taraf olduğu Uluslararası Çalışma Örgütü’nün (ILO) 182 sayılı ‘Çocuk İşçiliğinin En Kötü Biçimlerinin

Önlenmesi Sözleşmesi’nde; tarımda çocuk işçiliği, çocuk işçiliğinin en kötü biçimlerinden biri olarak tanımlanıyor. Ancak Türkiye’de ailesiyle birlikte tarlalarda ve çadırlarda yaşamaya başlayan binlerce çocuk, emek yoğun tarım işçiliğinin bir parçası.

Tarım işçilerinin Nisan ayında başlayan emek göçü, zorunlu eğitim çağındaki çocukların okul hayatına ara vermesine neden oluyor. Yılın 6-7 ayını tarlada çalışarak geçiren bu çocuklar, eğitim sezonuna akranlarına göre daha geç başlıyor.

Mevsimlik tarım işçilerinin mesai düzeni, ‘çavuş’ veya ‘dayı başı’ olarak bilinen ve işçilerin tarladaki çalışmasından sorumlu olan kişilerin inisiyatifinde günde 12-14 saati bulabiliyor. Kadın ve çocuk işçiler de bu yoğun mesai düzeninden nasibini alıyor. Tarım işçilerinde kayıtdışılık oranı yüzde 90’ların üzerinde.

Bu işçilerin kayıtlı olduğu tek yer, dayı başının defteri. Nitekim Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) verilerine göre 2 milyon 617 bin kişi ‘ücretsiz aile işçisi’ statüsünde istihdam ediliyor. Bu kişilerin önemli bir bölümü tarımda kayıtsız çalışan kadın ve çocuk işçilerden oluşuyor. Tarım işçileri, kayıtdışılığa bağlı olarak sosyal güvenceden, sağlık imkanından ve emeklilik hakkından mahrum.

Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) tarafından, mevsimlik tarım işçilerinin sorunlarının araştırılması ve çözüm önerileri geliştirilmesi amacıyla 2015 yılında Meclis Araştırma Komisyonu kurulmuştu. Tarım işçilerinin çalışma alanlarını ziyaret ederek işçilerle görüşmeler gerçekleştiren komisyon üyeleri, kamu kurumları yöneticileri, sendika temsilcileri ve akademisyenleri de dinleyerek kapsamlı bir rapor hazırlamıştı. Ancak basımı yapılan Meclis Araştırma Komisyonu raporu, hükümsüz kabul edilerek dağıtılmadı.

Bu raporda mevsimlik tarım işçilerine ilişkin önemli tespit ve bulgulara yer veriliyor. Rapora göre mevsimlik tarım işçileri, Doğu ve Güneydoğu Anadolu ile Orta Anadolu bölgelerinden pamuk, fındık, çay, tütün, üzüm, havuç ve şekerpancarı tarımının yoğun olarak yapıldığı bölgelere, ürünlerin çapa, sulama ve hasat zamanlarında aileleri ile birlikte göçüyor.

Mevsimlik tarım işçileri, yılın 5 ile 8 ayını iş bulabilecekleri yerleri gezerek geçiriyor. Göç takvimi, hasat mevsimi, verim ve ürün çeşidine göre yıllar itibariyle değişiklik gösterse de yoğun hareketin Nisan ayında başlayıp, Kasım ayında sona erdiği görülüyor.

Tarım işçisi aileler çoğunlukla çalışacakları tek bir bölgeye gidip geri dönmekten ziyade, Mart ayından başlamak üzere ürün ekim-dikimi, çapa ve hasat mevsimlerine göre bir ilden diğerine göçerek aylarca pek çok bölgeyi dolaşıyor. Ekim-Kasım aylarında ise geldikleri illere geri dönüyorlar. İşçilerin yaklaşık yarısı, tarım işlerinde çalışmak için en az 4 ile gidiyor. Yine rapora göre, Türkiye’nin 50 ilinde tarım işçilerinin göçüne bağlı hareketlilik gözleniyor.

Meclis Araştırma Komisyonu Raporu’nda; tarım işçilerinin uzun süreler ağır işlerde çalıştıkları, bunun yıpranmaya neden olduğu, çalışma koşullarına bağlı olarak 0-2 yaşta anne çocuk etkileşiminin çok sınırlı kaldığı ve bebek ölümlerinin Türkiye ortalamasının çok üzerinde seyrettiği tespitlerine yer veriliyor. Çocuk yaşta evlilik ve şiddet, tarım işçisi kadınların başlıca sorunları. Aileleriyle birlikte tarım alanlarında yaşayan çocuklar, sağlık, beslenme, barınma ve hijyen koşullarından uzakta büyüyor.

Mevsimlik tarım işçileri naylon, bez, branda tarzı iptidai çadırlarda yaşıyor. Barınma alanlarında temiz ve düzenli içme suyu sıkıntısı, banyo, tuvalet ihtiyacı, beslenme sorunları, sağlık imkanlarına erişimin kısıtlı olması, aşırı sıcaklar ile tarım işçiliğine bağlı olarak gelişen meslek hastalıkları ve hayvanlardan bulaşan hastalıklar Meclis Raporu’nda dikkat çekilen sorunlardan bazıları.

Geçtiğimiz yıllarda mevsimlik tarım işçilerinin sorunlarını çözmeye yönelik çeşitli idari düzenlemeler yapıldı. İçişleri Bakanlığı, Milli Eğitim Bakanlığı ve lağvedilen Başbakanlığın bu konuda bir çok genelgesi söz konusu. İçişleri Bakanlığı, en son 1 Mayıs 2019 tarihli genelgesinde, mevsimlik tarım işçilerini taşıyan karayolu araçlarının 24.00-06.00 saatleri arasında şehirlerarası yolculuk yapmalarına izin verilmeyeceğini duyurdu.

Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı da METİP projesiyle tarım işçilerinin hayatlarını kolaylaştırmaya dönük bazı düzenlemeler yapmıştı, Ancak 2014 yılından sonra projeye kaynak ayrılmadı. Son Başbakanlık genelgesi ise 2017 yılına ait. Bu genelgeyi incelediğimizde, yukarıda ifade ettiğimiz pek çok soruna yer verildiği ve çözüm için valilikler ile ilgili kamu kurumlarının talimatlandırıldığı görülüyor.

Ancak sorunların talimatla çözülmediği ortada. Hem sahadan yansıyan bilgi ve haberler hem de bu konudaki araştırmalar, mevsimlik tarım işçilerinin hayatında değişen bir şey olmadığını gösteriyor.

2017 yılındaki Başbakanlık genelgesinin uygulamaya ne kadar yansıdığını araştıran Bursa Tabip Odası’nın Temmuz 2018 tarihli raporu, mevsimlik işçilerin yaşamında gözle görülür bir iyileşme sağlanamadığını ortaya koyuyor. Tabip Odası’nın çalışması; Bursa’da mevsimlik işçilerin yaşadığı 5 çadır kampın hekimlik stajı yapan tıp öğrencileri tarafından ziyaret edilerek sorunların yerinde tespiti ve mevzuat ile uygulama arasındaki uyumun irdelenmesine dayanıyor.

Mevsimlik tarım işçilerinin, toplumdaki en dezavantajlı grubu oluşturduğu tespitine yer verilen Tabip Odası’nın raporunda, Başbakanlık genelgesindeki düzenlemelerin büyük ölçüde hayata geçmediği vurgulanıyor.

Bu rapora göre; mevsimlik tarım işçileri temiz içme ve kullanma suyuna ulaşamıyor. İşçilerin yaşamı, alt yapısı yetersiz, barınmaya elveriş ve güvenlik önlemi bulunmayan kamp alanlarındaki derme çatma çadırlarda sürüyor. İşçiler sosyal güvenceden yoksun ve sağlık hizmetlerine erişemiyor. Gezici sağlık hizmeti sunulmuyor, kamp alanları bulaşıcı hastalıklara açık durumda.

Kamp alanlarında aileleriyle birlikte yaşamak zorunda kalan zorunlu eğitim çağındaki çocuklar, eğitim ve öğrenim haklarına erişemiyor. Çocuk işçiliği azımsanmayacak boyutlarda. İncelenen kamplardaki tarım işçileri, İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi’nde belirtilen en temel haklardan olan beslenme, eğitim ve sağlık ile kamu hizmetlerine erişimde sorun yaşıyor.

Bursa Tabip Odası’nın raporunda, geçmiş yıllarda da mevsimlik tarım işçileriyle ilgili araştırmalar yapıldığı belirtilerek daha önce tespit edilen sorunların aynen devam ettiği, son 8 yılda işçilerin yaşamında iyileşme olmadığı vurgulanıyor.

Sonuç itibariyle bütün araştırmalarda tarım işçilerinin sorunları ortak. Son bir yılda da herhangi bir iyileşme sağlanamadı. Mevzuat düzenlemelerinin kâğıt üstünde kaldığı ve işçilerin yaşamına dokunmadığı ortada. Kadın ve çocuklar başta olmak üzere 1,5 milyon insan, son derece olumsuz koşullarda çalışma ve yaşama mücadelesi veriyor. Bu insanlar gerçekten sahipsiz. Haklarını savunan ne bir sendika ne de dernek söz konusu.

Bu makale yazarın görüşlerini yansıtır. Ahval’in yayın politikası ve editoryal bakış açısı ile her zaman uyumlu olmak zorunda değildir.

© Ahval Türkçe

Bu makale yazarın görüşlerini yansıtır. Ahval’in yayın politikası ve editoryal bakış açısı ile her zaman uyumlu olmak zorunda değildir.