'IŞİD'in en büyük gelir kaynağı Türkiye'ye sattığı petroldü'

Kuzey Suriye'nin Qamışlo kentinde süren IŞİD Konferansı ikinci gününde devam ederken, gazeteciler Fehim Taştekin, Erk Acarer, Hayko Bağdat ve Ahval Türkçe Editörü Ergun Babahan Medya Haber TV'de gazeteci Erdal Er'in sunduğu programda IŞİD'i konuştular.

Programda Ergun Babahan, Erdoğan'ın yalnızlığına işaret ederek, tarihsel olarak IŞİD'in tekrar ortaya çıkabilme riskine dikkat çekti. "Şu anda Suriye'nin en önemli güvencesi buradaki Kürt varlığı" diyen Babahan, "Böyle bir şey olursa Esad'ın da kendisini güvende hissetmeyeceğini" vurguladı.

Babahan bundan sonrasına ilişkin öngörülerini ise şöyle özetledi:

"Anadolu'da bir devlet kurulmasının fikri İttihat ve Terakki'ye aitti. Bunun için de Pontus ve Ermeni soykırımları yapıldı. Cumhuriyet kurulduktan sonra da bu kırımlar sürdü. Kürt meselesinde de Şark Islahat Kanunu'yla bir çizgi tutturuldu. Kürtlerin asimile edilmesi yönünde bir politika savunuldu. Bugün gelinen noktada İttihat ve Terakki'nin İslamcı kanadı iktidarda."

Babahan ayrıca Irak'ın kuzeyine yönelik harekata da dikkat çekerek, Güney Kürdistan'ın Türkiye'nin bir vilayeti yapılmaya çalışıldığını belirterek "Ne Amerika'nın ne Rusya'nın ne bölge devletlerinin Suriye'de uzlaşıp anlaşacakları bir barış planı yok" diye konuştu.

Gazeteci Fehim Taştekin ise IŞİD'in petrollerinin en büyük alıcısının Türkiye olduğunu belirtti. Hatay'da birçok köyde evlere neredeyse boru hattı döşendiğini aktaran Taştekin, IŞİD'in en büyük gelirinin de sanılanın aksine bağışlar değil, fosfat ve petrol satışından elde edilen para olduğunu söyledi.

Taştekin, IŞİD'in dünyanın sorunu haline geldiğine dikkat çektiği konuşmasında "Dünya bununla ilgilenmek zorunda" dedi.

IŞİD'in suç işlemesinde kolaylaştırıcı aktörler olduğunu belirterek, IŞİD yargılanırken sadece üyelerinin yargılanmayacağını, "Gerçek bir uluslararası mahkemede suç ortaklarının da yargılanması gerekir. Bunu bildikleri için de uluslararası mahkeme meselesini tartışmaktan kaçınıyorlar. Öyle bir noktaya geldi ki, biz Kürtlere biraz para verelim, yeni hapishaneler yapsınlar, IŞİD'cilere baksınlar deniyor" diye konuştu.

Bu nedenle başta Kürtlere yakın duran Fransa olmak üzere birçok ülkenin uluslararası mahkemeleri ötelediğine dikkat çeken Taştekin, "Bunu büyütmek istemiyorlar, gazeteler bunu çok gündeme getirmek istemiyor" dedi. Türkiye'nin ise buna şiddetle itiraz etmesinin nedeninin ise "Buradaki yapı meşrulaşmış olacak, bu yüzden istemiyorlar" diye yorum yaptı.

Türkiye'nin itirazlarının ABD ve AB'de karşılık bulduğunu hatırlatan Taştekin "Burada 7 binin üzerinde IŞİD savaşçısı var,  aileleri var" diyerek, "Bunların varlığı başka sorunlara da neden olacaktır, mesela burada bir hapishane isyanı oldu" diyerek soruna dikkat çekti.

Gazeteci Erk Acarer ise, IŞİD'in askeri olarak yenilmesinin her şeyin bittiği anlamına gelmediğini vurguladı. Afrin Operasyonu'nda 38 örgütün ÖSO çatısı altında bir araya geldiğine dikkat çeken Acarer, "Erdoğan MİT Tırları aracılığıyla IŞİD'e değil, kurdurduğu örgütlere silah  gönderiyordu." Acarer ayrıca Reina patlaması sanığının "Biz önce Abdulhamit Tugayları'na, sonra Ahrar-u Şam'a ardından IŞİD'e geçiyorduk" dediğini aktardı.

IŞİD'in sağlıklı bir şekilde ancak Rojava'da yargılanabileceğini söyleyen Acarer, "Ancak burada uluslararası mahkemeler yok, bu bir engel" diyerek, İsveç'in yargı heyetlerini Rojava'ya gönderme önerisinin önemli olduğunu vurguladı.

Ahval yazarı Hayko Bağdat ise, muhalefetin Erdoğan'ın her politikasına karşı çıkarken, Türkiye'de sadece iki meselede sonsuz kredisi olduğuna dikkat çekti.

Bunlardan birinin 1915 Ermeni Soykırımı, diğerinin de sınır ötesi operasyonlar konusu olduğunu belirtti. Operasyonların "Türkiye'nin kadim düşmanı olan Kürtlere" yapıldığını dile getiren Bağdat, "İnsanlığın onurunu kurtaran Kürtler" tabirini kullanarak, iktidarın Kürtlerin düşmanlarına dostluk yaptığını vurgulardı. Ve bunun için de IŞİD'i işaret etti.

Bağdat, Kürtlere düşmanlığın bir Tayyip Erdoğan meselesi olmadığını, bunun 'külliyen bir Türkiye politikası' olduğunu söyledi ve muhalefete yönelik olarak "Sen Afrin'e işgal tezkeresine niye evet diyorsun" diye sordu.

Rojava Stratejik Araştırma Merkezi (NRLS) tarafından 'IŞİD: Engel ve yüzleşme boyutu' adı altında düzenlenen foruma yüzlerce akademisyen, siyasetçi ve gazeteci katılıyor.

Foruma katılanlar arasında Ahval editörü Ergun Babahan, Gazeteci Fehim Taştekin, HDP Milletvekili Hüda Kaya gibi akademisyen, siyasetçi, gazeteci ve güvenlik uzmanı bulunuyor.

Forumun ikinci gün oturumunda IŞİD'in askeri ve güvenlik boyutuna ilişkin YPJ komutanlarından Tolhildan Raman, Dr. Nicholas Herras, Dr. Seed Bîn Umer ve gazeteci Zana Omer sunum yaptı.

Forumda bugün konuşan YPG Sözcüsü Nuri Mehmud ise, YPG/YPJ ve SDG güçlerinin Kuzey ve Doğu Suriye’de teröre karşı nasıl durduysa bölgenin istikrarı ve güvenliğini koruyacağını belirtti.

Koşulların askeri destekten öteye siyasi desteği gerektirdiğini de sözlerine ekleyen Mehmûd, DAİŞ'in dönme ihtimaline dikkat çekti. Mehmud, şöyle devam etti: "IŞİD çetelerinin geri dönme ihtimali halen de var. Bölgede IŞİD'in ideolojisi daha da var. Bu zihniyet ve ideoloji tüm dünya için tehlike oluşturuyor. Askeri olarak mücadele bu tehlikenin kalkmasında yeterli olmuyor. Bu tehlikenin ortadan kalkması için askeri ve siyasi tarafların bir olması ve bu durumun kalkması için bir planlama çıkarması gerekiyor. Böylece bölgede huzur ve istikrar daimi hale gelir.”