Ara 21 2017

IŞİD’lilerin Suriye’den Türkiye’ye kaçışının nefes kesen öyküsü 

 
ABD'li yetkililer, IŞİD savaşçılarının çoğunun savaş alanında öldüğünü söylüyor, Suriye-Türkiye sınırındaki kaçakçılarsa birçoğunun kaçtığını... 

Şanlıurfa- Ünlü bir Avustralyalı cihadçı bu yaz IŞİD hilafetinden ayrılarak Suriye sınırınından Türkiye'ye geçti. Yanında IŞİD'in başkenti Rakka'da tıbbi tesisleri denetleyen ve iyi bağlantıları olan Suriyeli bir doktor da vardı. 

Suudi bir IŞİD üyesi bu baharda emektar kaçakçılar tarafından sınırı geçti, aynı kaçakçılar daha sonra beş Irak, Kuveyt, Belçika ve Fransa vatandaşı IŞİD'liyi daha sınırdan geçirdi.

Hepsi, ABD destekli güçlerin sınırı militanlara kapatmasının ardından IŞİD bölgesinin son kalesini terk etti. Ölmekten ya da tutuklanmaktansa, terör örgütünün uzun zamandır dünyaya açılma kapısı olan Türkiye'ye kaçmayı tercih ettiler.

ABD'li yetkililer IŞİD cihadçılarının çoğunun Suriye ve Irak'taki savaş alanlarında öldüğünü savunuyor. Ama Suriye ve Türkiye arasındaki insan kaçakçılığı ağlarında çalışan kaçakçılar geçtiğimiz yıl boyunca IŞİD üyeleri ve ailelerinin Türkiye'ye sızdığını söylüyor. 

Bazıları anavatanlarının dönmelerini beklediği yabancı savaşçılar, diğerleri ise Suriyeli ve Iraklılar.

Türkiye’den göçmenlerin yollarıyla Avrupa’ya, Asya’ya ve ötesine –yıllardır dünyanın her tarafından aşırılıkçıları hilafete taşıyan yolları tersten- geçebiliyorlar.

Evi Türkiye’de sınıra yakın olan yeni gelenler için duraklama noktası görevi yapan bir adam, aylar boyunca nasıl IŞİD’da sıradan askerlerden iç güvenlik sorumlusu ve bölge sorumlusuna kadar bir düzine Suriyeliye nasıl ev sahipliği yaptığını anlattı.

Çoğu Türkiye’de kalmayı tercih etti ama birçoğu da denizdeki mülteci kaçakçılığı rotalarını izleyerek Yunanistan’a gitti.

Başka bir adam IŞİD üyelerini ve ailelerini Türkiye sınırında kaçakçılardan aldığını anlattı, bazılarının anlamadığı bir dilde konuştuğunu söyledi. 

30’larında görünen eskiden elektrikçi olduğunu söyleyen bir Suriyeli “Iraklıları, Suriyelileri ve Arapça konuşmayan insanları kaçırdım” dedi. “Bana Suriye’de Müslümanları desteklemek için geldiklerini söylediler. Bize desteğe gelen insanlara yardım etmemiz gerekiyordu” diye konuştu.

Neden ayrıldıklarını – ya da IŞİD’in faal üyeleri olarak mı kalacaklarını yoksa askeri yenilgilerle uyanıp terk edeceklerini cihadçılardan başka kimse söyleyemez.

IŞİD fiziksel bir bölgeye sahip olan ve Teksas’ın büyüklüğünü bile geçen bir devletti. Militanları küstahça halifelerini ilan eden bu devlet sona erdi – IŞİD artık çok küçük bölgede kontrol sahibi ve gün be gün bu kontrolünü yitiriyor. 

Yine de ABD istihbarat görevlileri kaçakçıların tarif ettiği bu gibi kaçakların IŞİD’in uzun dönemde hayatta kalmasına sebep olacağını ve bir sonraki terör örgütünün ne olacağını belirleyeceklerini söylüyor.

Yetkililer, kaçakların IŞİD’e sadık kalan bazıları, şimdilik göze batmamaya çalışacak ve fırtınanın geçmesini beklerken diğerlerinin de IŞİD’in Avrupa’daki terör ve üye bulma ağlarıyla iletişime geçeceklerini ya da dünyanın her yerinde yer alan üyelerine katılacaklarını söylüyor. 

ABD Savunma Bakanlığı’nda kıdemli bir görevli, bölümünün protokolüne uygun olarak dört meslektaşıyla birlikte anonim olarak verdikleri röportajda “Yakın dönemli hedefleri varlıklarını sürdürebilmeleri için çok kritik” dedi ve “Hilafet ideali savaş alanında öldü mü? Bence cevap açık. Toprak kaybı yenilgi ile eşanlamlı değildir” diye ekledi.

İnsan kaçakçılarıyla yapılan ilk defa gösteriyor ki yaz ve sonbahar boyunca Amerika’nın kendilerine yönelik savaşının gölgesinde bunu gerçekleştirmişler. 

IŞİD üyeler, ABD’nin müttefikleriyle kuşatılmış olsalar da son üç küsür yıldır topladıkları mali kaynakları kullanabildiler ve savaş alanından kaçabildiler.

Kaçakçılar Rakka’ya yaklaşılan bahar ve yaz aylarında IŞİD bölgesinden Türkiye’ye geçmek isteyen insanların sayısının arttığını söyledi.

Çoğu herhangi bir IŞİD bağlantısı olmayan, militanlardan kaçıp güvenli bir yer arayan sivillerdi. Ama kaçakçıların söylediğine göre IŞİD üyeleri düzenli olarak insan gelgitine dahil oldu ve eğer kaçakçılara yeteri kadar para ödediyseler, ABD ve müttefiklerinin IŞİD’lileri yakalamak için oluşturduğu kontrol noktaları ve kamplar gibi iptidai güvenlik önlemlerinden sıyrılabildiler.

Bu kaçışlar IŞİD’i yok etmeye yönelik uluslararası çabanın altını oyuyor. Bu yaz Rakka’dan kaçan bir adam IŞİD kumandanlarının kendisini ve diğer savaşçıları Türkiye’de bekleyip sonra yeniden dönmeleri için cesaretlendirdiğini anlattı.

(Bu emir, istihbarat yetkililerinin, eğer küresel ilgi başka yöne kayarsa IŞİD’in Irak ya da Suriye’ye geri döneceğine ilişkin eleştirilerini doğrular nitelikte.)

Bu arada, Avrupa’ya ulaşan IŞİD üyeleri de militanların Müslüman mültecilere yönelik popülist tepkiyi daha da ateşleyip terör tohumları ekme hedeflerine yardımcı olabilecekler. Filipinler ve Libya gibi ülkelerden IŞİD’e katılan üyeler küresel bir büyüklüğe erişmeyi sağlayabilecek.

Eski bir FBI çalışanı olan ve New York’taki risk danışmanlık firması Soufan Group’un başı olan Ali Soufan, yakın zamanda yayınlanan ve 5 bin 600 yabancı IŞİD üyesinin evlerine döndüğüne ilişkin raporda “Kendi ülkelerinde, üçüncü dünya ülkelerinde ya da Suriye’nin faal olduğu çatışmalı bölgelerde de olsalar, IŞİD’in ve cihadın yolundan gitmek isteyenler insanların bunun için bol bol fırsatı olacak” dedi.

Usama bin Ladin cihadçıları dünyanın çeşitli yerlerinde gönderdiğinde Soufan, ABD’nin Afganistan’ı işgalinin ardından yakalanan kaçakları sorgulayan FBI’ın El Kaide konusunda en üst düzey uzmanlarındandı. 

Yemen ve Cezayir’deki güçlü kanatlarla bu kaçış, uzmanların El Kaide 2.0. dedikleri, terör grubunun yeni bir modeli için ortam hazırladı. 

“El Kaide bir terör örgütünden güçlü bir kumandanı, kontrol ettiği bir mesajı ve ideolojisi olan diğer grupların da altında yer aldığı bir örgüt haline geldi” diyen Soufan “Bence IŞİD de aynısını yapıyor. Aynı kitabın kurallarını izliyorlar” diye ekledi.

Bu yaz Türkiye’ye kaçan Avustralyalı cihadçıın adı Tareq Kamleh, 2015’te IŞİD’e katılan Perth doğumlu bir doktor. IŞİD’in propagandalarında sık sık yer alan Kamleh örgütün en tanınan Batılı yüzü.

Yine de insan kaçakçılığına karışmış iki Suriyeli kaynağın söylediğine göre, IŞİD bölgesinden Türkiye’ye geçip İstanbul’a kadar gidebildi.

Haber kaynağı Kamleh’in yanında bir başka kıdemli IŞİD üyesinin –yine bir doktorun- olduğunu, onun da önceden Suriye’de IŞİD’in kontrolündeki olan Deyrizor’da örgüt için tıbbi tesislerin denetlenmesine yardımcı olduğunu söyledi. 

Kaynak, [doktorun] Avrupa’ya iltica etmiş iki yetişkin oğlu olduğunu ve orada çocuklarına katılmasından endişe ettiğini söyledi. Ancak şimdilik İstanbul’da mültecilere hizmet veren bir tıp merkezinin yemekhanesinde çalışıyor.

IŞİD’in yabancı üyelerini takip etmekle görevli bir Avrupalı istihbarat görevlisi ve bir Batılı polis yetkilisi iki cihadçının Türkiye’ye girdiğini teyit etti. 

İki yetkili de kimlikleri vermedi ve Avrupalı yetkili Suriyeli doktorun ve oğullarının isimlerinin yazılmamasını istedi.

Görevliler, henüz Suriyeli adamın niyetini anlamadıklarını ve hem onun hem de Avustralyalının IŞİD ile iplerinin kopmuş olabileceğini söyledi. (Bu konuyla ilgili Türk yetkili ise yorum yapmayı reddetti.) 

Suriye’ye döndüğüne inanılan Kahmel’in El Kaide’ye katılamaya çalışılacağı düşünülüyor.
 
Suriye’deki acımasız sivil savaş boyunca sivillerin kitlesel göçü sürdü, 6 milyon insan yerinden edildi, 3 milyon insan Türkiye’de mülteci olarak yaşıyor, 1 milyon insansa Avrupa’ya iltica etti. Görüşmelerde bazı kaçakçılar sadece daha iyi bir yaşam arayan sivillere yardımcı oldukları konusunda ısrarcıydı. 

Diğerleriyse kimi kaçırdıklarını bilmediklerini söylüyordu. “Bana hepsi normal görünüyordu” dedi kaçakçılardan biri. Tek derdi kendisine ücret ödenip ödenmemesiydi: “Ben hiç soru sormadım.”

Türkiye sınırındaki evinde kaçakları ağırlayan adam IŞİD’in bilinen isimlerinin bile örgütü bıraktıklarını söylediklerini aktardı. “Bana ayrıldıklarını söylediler. Nasıl bilebilirim ki?” diye konuştu.

Kalabalık aileli bir Suriyeli ve kaçak petrol ve sanat eseri ticareti yapan eski bir kara borsacı olarak kendisine gelen insanlarla kişisel bir iletişimi de vardı. 

Buna rağmen niyetlerinin ne olduğunu öğrenmenin zor olduğunu söyledi: “Hepsi bana aynı hikayeyi anlatıyordu. ‘IŞİD’i seviyoruz, neden savaştıklarını [doğru dava uğruna savaştıklarını] biliyoruz ama şimdi Rakka’nın kuşatma altında olması nedeniyle ailelerimizi geçindirmemiz gerekiyor. Bu yüzden ayrıldık’ diyorlardı.”
 
Yine de eski elektrikçi gibi diğer kaçakçılar faal IŞİD üyeleri ve aileleriyle çalıştıklarına inanıyorlardı.

Türkiye merkezli insan kaçakçılığı ağına çalıştığı için görevinin Suriye ve Irak sınırında kaçakçılık noktaları boyunca araç sürerek sınırı geçen insanları toplamak olduğunu söyledi: “Mutluydum çünkü bu insanları kurtarıyordum” dedi ve ekledi:

“Ve doğrusu para kazanmak için iyi bir yöntemdi.”

Türk yetkililer tarafından bu yaz tutuklanmasının ardından işi bıraktığını söyledi. Kaçakçılık işinde kişisel ayrıntıları öğrenmekten kaçınmak için emirleri üstlerinden aldığını, bu nedenle kaçırdıklarının kimlikleri hakkında bilgisi olmadığını belirtti.

Suudi ve Batılı IŞİD üyelerini sınırdan geçirdiğini söyleyen iki kaçakçı da, her biri Türkiye-Suriye sınırının tarafında çalışıyor- deneyimli kaçakçılar. 

Bazı IŞİD’li müşterilerin 50 bin dolara kadar çıkabildiğini söylediler. Tipik olarak Suriye’deki IŞİD üyelerinden geldiğine inandıkları talimatlar sınırı geçirdikleri kişilere soru sormamalarını söylüyor. 

Ödeme alabilmeleri için sınırı geçirttikleri kişilerin zarar görmeden vardıklarını kanıtlayacak Türkiye’de çekilmiş videolarını göndermeleri gerekiyor. 

Bizimle paylaştıkları bir videoda beyaz tişörtlü, boxer şortlu genç bir adam kameraya bakıyor. Kameranın ardındaki ses “İyi misin? Oturup kalkabilir misin” diye soruyor.

“Evet” diye yanıtlıyor, Suudi aksanlı Arapça konuşan adam ve sağa sola dönerek oturup kalkıyor: “Allaha şükürler olsun iyiyim”.

Adam Suudi kimliğini, ismini ve tarihi söylüyor. Videoda yer alan ismi kaçakçıları misillemeden korumak için açıklamıyoruz. (İsim ve videoyu gören Batılı istihbarat kaynakları yorum yapmayı reddetti. Suudi hükümetinden bir yetkili de yorum yapmayı reddetti.) 

Videodaki soy isim ise Suudi Arabistan’ın geniş ve nüfuz sahibi ailelerinden birine ait. Kaçakçılar, videodaki adamın IŞİD üyesi olduğunu ve evindeki akrabalarından mali yardım aldığını söyledi. Aynı bilgi, Suriye’deki İslamcı gruplarla ilişkileri olan bir başka kaynak tarafından da tekrarlandı.

Kaçakçılardan biri bazı IŞİD üyelerine, Türkiye’nin içine seyahat edebilmeleri için Suriye pasaportu temin ettiklerini söyledi.

Aralarında Suudi Arabistan’ın da olduğu bazı hükümetler eski IŞİD üyelerinin geri dönmesini kolaylaştırmaya çalıştı, onları ılımlılaştırma programlarına soktu. 

Diğer ülkelerinde hiçbir planı yok. Kıdemli ABD savunma istihbarat yetkilisi bazı hükümetlerin gizlice vatandaşları olan aşırılıkçıların Suriye’ye gitmesine izin verdiklerini, bu şekilde sorunu defetmeyi umduklarını vurguladı. 

Şimdi aynı kaçakçılık ağları IŞİD üyelerinin evlerine geri dönmelerinin anahtarları durumunda. Yetkili, geri dönen savaşçılar tehlikesiyle baş etmeye geldiğinde “farklı ülkelerin farklı yetenekleri olduğunu ama niyetin aynı olduğunu” söyledi.

Yetkili, radara takılmadan seyahat etmek istene IŞİD üyelerinin örgütün geçmişte Avrupa ve diğer ülkelere üyelerini gönderdiği aynı göçmen kaçakçılığı yollarını kullanabileceğini ekledi.

“IŞİD gibi terör örgütlerinin geçmişte göçmen ağlarını istismar ederek ya da bu ağlara sızarak Avrupa’da saldırılar gerçekleştirdiklerini biliyoruz” diyerek bu ağların mülteci ve göçmenler arasında küçük bir grubu temsil ettiklerini vurguladı:

“Bu durum, bu hatta hareket eden herkesin potansiyel saldırgan olduğu anlamına mı geliyor? Hayır. O zaman bile bu kişiler saldırıların bir parçası olmayabilirler. 
Bizi stratejik açıdan endişelendiren fiziksel olarak üç yıllık hilafet yönetimi altında, radikalleşmese bile sosyalleşmiş olan çok büyük sayıda insan olması.”
 

Türkiye hem 565 millik Suriye sınırı boyunca hem de göçmenlerin İtalya ve Yunanistan’a kaçtığı sahil yolu boyunca bu kaçakçılık ağlarını kırmaya çalışıyor. Ama Türk yetkililer IŞİD militanlarının ülkeye girişini tamamıyla engelleme konusunda sorun yaşadıklarının farkında.

Sınır kasabası Karkamış’taki karakol turunda Türk Silahlı Kuvvetleri, sınırdan sızmaları engellemek için oluşturdukları gözetim droneları ve zırhlı hareket halindeki araçlardan, ısı dedektörlü ekipmanlardan oluşan sistemi gösterdi.

Türkiye ayrıca yaklaşık 500 mil uzunluğunda bir sınır duvarı da ördü. Türk Silahlı Kuvvetleri bu yıl sınırı geçmeye çalışan 380 binden fazla kişiyi yakaladıklarını açıkladı, bu sayı 2014’te 15 bin, 2015’te 180 bindi. 

İsmini vermemek kaydıyla konuşan Türk askeri yetkilisi “Bugün fiziksel şartlarımız geçen yıldan çok daha iyi. Daha fazla ekipmanımız ve personelimiz var” dedi.
Günde bin kişinin sınırı yasadışı bir şekilde geçmeye çalışırken yakalandığını, bunların küçük bir kısmının IŞİD militanı olduğunu ekledi.
 
Sınırda çalışan kaçakçılar operasyonlarının işlerini daha da zorlaştırdığının farkında, ama kısıtlamaların çevresinden dolanabildiklerini söylüyorlar. Bu bazen sınır güvenlikçilerine rüşvet vermeyi de içeriyor. Parası yetmeyen müşterilerin sınırı gece aşmayı denemesi gerekiyor. 

Kaçakçılar ayrıca güvenlik önlemlerinden kurtulmak için çeşitli düzenlere başvuruyor, kaçakçılardan biri bir grup insanı sınır bölgelerini gözlemlemek için işe aldığını böylece müşterilerin devriyeler arasında sınırı geçebildiklerini anlattı.

Bir ABD savunma istihbarat görevlisi “IŞİD ve taraftarları uzun süredir Türkiye’de” dedi ve ekledi:

“Uyum sağlayabiliyorlar, dolayısıyla bir alan kapandığında hemen sınırda bir başka yeri buluyorlar. Eğer bu durum onları dağlara yönlendirirse ya da IŞİD ile doğrudan ilişkili olmayan kaçakçılara yönlendirirse sınırı geçecek bir yer bulabiliyorlar.” 

Türkiye’den Avrupa’ya müşteri yollayan insan kaçakçıları da benzer yollar bulduklarını söylüyor. 2015’teki Avrupa’ya göçmen akınında başta olan İstanbul’daki bir kaçakçı bazen haftada 200 insanı Avrupa’ya gönderdiğini, bazense bu sayının 10 haftada bire düştüğünü söyledi. 

Ama o ve diğer kaçakçılar yine de yeni yollar bulduklarını, müşterilerini bazen botla bazen uçakla gönderdiklerini, sahte kimlikler kullandıklarını, sadece Avrupa’ya değil Libya ve Malezya’ya da insan gönderdiklerini anlattı. 

Bazı eski IŞİD üyelerini Avrupa’ya gönderdiklerini, bunların hepsinin kendisi gibi Suriyeli olduğunu ve örgütle ciddi bağları olduğuna inandığını söyledi:

“Onların IŞİD olduğunu biliyordum ve Avrupa’ya gidip hayatlarını değiştireceklerini biliyordum. IŞİD ile birlikte savaştılar çünkü başka şansları yoktu. Bunu anlayabiliyorum.” 

İstanbul’da çalıştığı kalabalık sokakta çayını yudumlarken içerken telefon üstüne telefona cevap verirken bir grup genç Iraklıya – Hıristiyan mültecilerden olduğuna inandığı 20’li yaşlarda biri kadın biri erkek iki kardeş- kendileri için hazırladığı sahte kimlik kartlarının işe yarayacağı konusunda güvence veriyordu. “Bugün Almanya’ya varacaksınız, söz veriyorum” dedi.

“Eğer denizle olmazsa onlar kara yoluyla, olmadı hava yoluyla yollayabiliriz” dedi bir başka telefon görüşmesinde. “Orta Doğu’daki savaş kadar uzun süremez”.
 
Başkan Donald Trump’ın “IŞİD artık vazgeçiyor” sözlerini tekrarlarcasına, Ekim ayında Suriye’de IŞİD ile savaşan ABD Destekli milis örgütü Suriye Demokratik Güçleri (SDG) Rakka’nın, terör örgütünün son büyük kalesinin kontrolünü ele geçirdi.

ABD ordusu tarafından silahlandırılmış ve eğitilmiş SDG’yi ABD hava saldırıları ve saflara yerleştirilmiş ABD özel güçleri tarafından desteklendi. 

Rakka’daki son savaşa giden aylar boyunca SDG kentin her yanını çevirip kuşatarak kaçış yollarını kesti. ABD’nin IŞİD ile savaşındaki en büyük yetkilisi olan Brett McGurk saldırının savaşın sonunu getireceğini ama hala şehirde çok sayıda savaşçı olduğunu yaklaşım 40 bin yabancının IŞİD saflarını doldurduğunu söyledi. “Eğer Rakka’dalarsa, Rakka’da ölecekler” dedi.

IŞİD üyelerinin Rakka kuşatmasından sızacak yol bulduklarının bir işareti de Ekim ayındaki IŞİD ve SDG arasındaki gizli anlaşmaya ilişkin BBC haberinde ortaya çıktı. Anlaşmaya göre bazı IŞİD üyelerinin aileleriyle birlikte Rakka’dan ayrılmasına izin verildi. 

ABD ordusu anlaşmanın yapıldığını doğruladı, SDG’nin savaşta akan kanı azaltmak niyetinde olduğunu, sadece 250 IŞİD savaşçısında kaçma izni verildiğini ve hiçbirinin yabancı olmadığını açıkladı. Ama BBC kaynakları söz konusu savaşçıların sayısını “yüzlerce” diyerek belirtmişti, bunların düzinelercesinin de yabancı cihadçılar olduğunu eklemişti.

Geçtiğimiz ay örgütten ayrılana kadar iki yıl boyunca SDG’nin üst sözcülüğünü yapan Talal Silo, son röportajlarından birinde sayının binlerce olduğunu söyledi. Raporlara göre bu savaşçıların aileleriyle birliye güneye, Irak sınırında hala IŞİD yönetimindeki bölgelere gitmelerine izin verildi.

Türkiye üzerinden kaçakçılık ağlarının sağlanmasına SDG de yeni kaçış rotaları sağlayarak destek verdi, bu IŞİD üyelerinin Avrupa ve ötesine geçişini kolaylaştırdı. (SDG’den ayrılan Tilo da SDG yetkililerinin IŞİD üyelerinin Türkiye sınırında geçmelerine izin vermeleri için düzenli olarak rüşvet aldığını söyledi.) 

Rotalar aralarında İslamcı isyancıların ve Türk hükümeti tarafından desteklenen grupların da olduğu çok sayıda silahlı güç tarafından kontrol eden bölgelerden geçiyor. 

Ama SDG bölgesinden geçen rota Türkiye sınırına en doğrudan giden rota, çünkü IŞİD bölgesini kuşatan SDG ve bu da kaçışlara karşı ilk savunma hattı olduğu anlamına geliyor.
IŞİD komutanlarının Türkiye’de beklemesini söylediği IŞİD savaşçısı, 20’li yaşlarında bir Suriyeli, SDG bölgesinden geçen kendi yolculuğunu anlattı. 

Rakka’dan kurtulmak için kendisinin ve bir başka IŞİD üyesinin, SDG güçleri tarafından korunan sınır boyunca kendilerine rehberlik etmeleri için kaçakçılara kişi başı 6 bin dolar verdiklerini söyledi. “Yol açıktı ama kaçakçı bize askerlerin bizi izlediğini, hızlı olmazsak öfkeleneceklerini söyledi” dedi.

İkili daha sonra bir araba tarafından alınıp Türkiye sınırına doğru dolambaçlı bir yoldan götürüldüler, burada sınırı geçmek için başka bir kaçakçıya da para verdiler. [Suriyeli erkek] ülkeye vardıktan sonra akrabalarının IŞİD’den ayrılması için kendisini ikna ettiklerini söyledi.

ABD ordusu, Rakka’daki nihai savaş için Ekim 2015’te SDG’nin oluşturulmasına yardım etti. O zamana kadar ABD Suriye’de, Kürtlerin çoğunlukta olduğu Türkiye’nin güneydoğusunda  on yıllardır süren acımasız bir savaş veren ayrılıkçı terör örgütü PKK’nin yerel bir kanadı ile birlikte çalışıyordu.

Bu yeni çatı örgütü Kürtler tarafından domine edilse de –hem Kürt olmayanları da ittifaka ekleyip Türklerin öfkelerini engellemek hem de sonunda IŞİD’in elindeki Arapların çoğunlukta yaşadığı kalelere girmeye hazırlanmak için-  daha küçük Arap milis gruplarını da içeriyordu.

SDG Washington ile Ankara arasında bir gerilim kaynağı olarak kalmaya devam etti ama savaşçıları binlerce askerin hayatı pahasına IŞİD’in Suriye’den çekilmesi için herkesten fazlasını yaptı.

Türk hükümetinden bir yetkili, kıdemli liderler de dahil olmak üzere IŞİD üyelerinin SDG bölgesinden “güvenli geçiş garantisi aldıklarını” söyleyerek ülkeye girmeye çalışan IŞİD üyelerinin sayısında artış olduğunu belirtti. “Türkiye’nin bu sorunla uğraşmasını beklemek mantıksız” diyerek “Suriye’deki SDG’nin eylemleri Avrupa’nın güvenliğini riske atıyor” diye ekledi.

ABD yetkilileriyse SDG’yi savundu. Elektronik postayla yolladığı açıklamasında SDG’yi koruyarak “Ortaklarımız hakkındaki dedikodularla ilgili yorum yapmayacağız” diyen ABD liderliğindeki koalisyonun sözcüsü “SDG ortaklarımız IŞİD’in ve sözde ‘halifeliğin’ yıkımında büyük rol oynamıştır” ifadelerini kullandı.

Bir Dışişleri Bakanlığı görevlisiyse şöyle ekledi:

“IŞİD’in karşılaştığı baskı altında bazılarının savaş bölgesinden çıkar sağlamak için kaçakçılık rotalarına ve ağlarına ödeme yapması bir sürpriz değildir. Yabancı terörist savaşçıların bölgeye giriş ve çıkışlarının son bir yılda dramatik olarak azaldığına inanıyoruz ama az sayıda da olsa savaşçıların geri dönmesinden endişeliyiz.”

SDG aracılığıyla kaçakçılık iddialarına ise “tüm gücün bir göstergesi olarak görülmemeli” yorumunda bulundu.

Hükümete SDG konusunda danışmanlık yapan, Center for a New American Security [Yeni Amerikan Güvenlik Merkezi] çalışanı Nicholas Heras kaçakçılık sorununun  ABD’nin desteklediği ikilemin altını çizdiğini söyledi.

“SDG bir anda kurulmuş, temeli Kürtlerden oluşan, amacı farklı etnik topluluklara sahip alanları yönetebilmek olan birleştirilmiş bir ordu” diyen Heras “ABD’nin Suriye’deki IŞİD karşıtı kampanyasında bunun gibi milis koalisyonlarından oluşan bir güce güvenmesi güvenlik konusunda böyle sapmalar yaratıyor” ifadelerini kullandı.

Bu durum SDG’nin IŞİD’den kurtarılmış alanlarda istikrarı sağlayıp sağlayamayacağı – ve militanların yeniden güç kazanmasını engelleyip engelleyemeyeceği sorusunu doğuruyor.

“Amatörlerle güvenlik sağlayamazsınız” diyen Heras, kaçakçılık sorununum bazı SDG komutanlarının “çoğunlukla kişisel çıkarları için göz yumdukları bir olay olduğunu ve bunun da SDG’nin profesyonel bir ordu olmadığını gösterdiğini” ekliyor.

Yemekten sigaraya, savaşçılardan silahlara kadar çeşitli şeyleri savaşın yıktığı ülkeye getiren kaçakçılar Suriye’nin altı yıllık iç savaşında ayrılmaz bir role sahipti. Bazıları, Türk sınırı bölgesinde, sınır görevlilere rüşvet vererek on yıllardır aileleriyle birlikte bu işi yürütüyor.

Çatışmanın başlamasıyla bu karaborsa ekonomisin katlanarak büyüdü, daha köklü ve daha kazançlı hale geldi.

Bu makale için görüştüğümüz kaçakçıların bir kısmı, petrol ve sanat eseri kaçakçılığı gibi daha önceki IŞİD ile bağlantılı işlerle ilgili BuzzFeed News haberleri için bilgi sağlamıştı olan kişiler. (Türkiye’deki yetkililer ve ABD kanıtların yardımıyla cezai işlem başlattı.) 

Bu ticaretler azaldığında onlar da insan kaçakçılığına başladı. Diğerleri, eskiden beri insan kaçaklığı yapanlar sadece işlerine devam etti. 

Hepsi, Türk yetkililer tarafından tutuklanmamak ya da IŞİD’den misillemeye maruz kalmamak adına ismini vermemek kaydıyla konuştu. Ve hepsinin bu yasadışı işlerini yürütmede tek bir motivasyonu vardı: Para kazanmak.

Kaçakların Türkiye’ye geçmek için kullandığı rotalar genellikle ne kadar ödeme yaptıklarına göre değişiyordu. Parası ve ilişkisi az olanlar, IŞİD bölgesinden zor bir kaçış, SDG yönetimindeki bir kampta tutuklanma ve sorgulanma, isyancıların yaşadığı topraklardan oluşan bir yığın gezi, dağların arasında Türkiye'nin güneyine giden tehlikeli bir yürüyüş gibi bir sürü engelle karşılaşıyordu.

Ödeme yapabilenler ve doğru bağlantılara sahip olanlarsa çoğunlukla arabayla sınırı geçiyor, yolculukları her adımda verdikleri rüşvetlerle kolaylaşıyordu.

Musul’da doğan, Abu Saleh mahlasını kullanan ve öğretmen olduğunu söyleyen bir yerli, Mart ayında eski IŞİD kalesinden eşi ve dört çocuğu ile kaçışını anlattı.

Irak sınırı boyunca ilerleyip Rakka’ya gelmeleri, burada buldukları başka bir kaçakçıyla çıktıkları üç günlük yolculuk kaçakçılık rotalarının nasıl çeşitli cephelere uzandığını gösteriyor. Aile, o dönem ağırlıklı olarak SDG taraftarlarının kontrolünde olan Menbic’e gelmeden önce Rakka’dan ailesiyle birlikte SDG bölgesine geçmiş. 

Menbic’den Türkiye destekli isyancıların kontrolünde olan sınırdaki Azaz şehrine varmış, ama oradan sınırı geçmek yerine Afrin’de yeniden SDG bölgesine girmişler. 

Afrin’den genellikle El Kaide destekli isyancılar tarafından kontrol edilen İdlib’e geçen aile, burada onları Türkiye’ye getirecek başka bir kaçakçı bulmuş. “Benim yolculuğum rahattı çünkü çok fazla para ödedim” diyor Abu Salih, “Beni Kürtlerin kontrolündeki kampa bile yollamadılar ve kaçakçı bana ‘amca’ diyordu."

Abu Salih ailesinin Rakka’dan Türkiye’ye yolculuğunun toplamda 20 bin dolar tuttuğunu ve çoğunun rüşvete harcandığını söyledi. “İlk kaçakçı bana Kürtlere ödeme yapması gerektiğini, aksi halde bölgelerinden geçmenin imkansız olduğunu söyledi” dedi ve ‘‘Türkiye sınırındaki kaçakçının da pahalı olduğunu çünkü sınır görevlilerini ödeme yapması gerektiğini, bu nedenle yolculuklarının kolay geçtiğini” ekledi.

Pahalı rotayı seçenlerin illaki IŞİD’li olmaları gerekmiyordu, yeterli paralarının olması kafiydi. Çatışmalı alanlarda araştırma yapan ve iletişim sağlayan iN2-Comms şirketinin araştırmasına göre kaçakçılar IŞİD üyelerine çekiliyorlardı, özellikle çok tanınmış olanlarına çünkü onlardan premium [ayrıcalıklı] ücret alabiliyorlardı. 

Ve en çok para IŞİD üyelerinde, özellikle de kıdemli üyelerde vardı. Türkiye’deki savaş alanlarındaki suç ve kaçakçılık ağları konusunda uzman olan Türkiye merkezli şirketin sahibi ve eski İngiliz askeri görevlisi Steve Thomas “IŞİD üyeleri en zengin olanlar dolayısıyla kaçakçılık ücretlerini karşılayabiliyorlar” dedi ve ekledi:

“IŞİD üyelerinin zenginliği genellikle konumlarına ve çıkış mekanizmalarına erişimlerine; bir diğer değişle kaçakçılık ücretini karşılayabilmek için yerel nüfustan para koparıp koparmamalarına bağlıydı.”

Thomas, aslında IŞİD üyelerinin ABD destekli saldırının Rakka ve çevresini kuşatmadan önce nakit toplamak için elinden gelen her şeyi yaptığını söyledi. 

Bu sivilleri ellerindeki dövizleri IŞİD para birimine çevirmeye yönelik rezil kampanyayı da içeriyordu. Thomas “Alabildikleri kadar doları yerel nüfustan aldılar ve tamamıyla değersiz bir şeye çevirdiler. Bu şekilde kaçakçılara verilecek nakdi elde ettiler” dedi.

Thomas, aylar süren Rakka kuşatmasının sonunda, sürekli yükselen kaçakçılık ücretlerini ödeyemeyen sivillerin ve IŞİD üyelerinin Rakka’da sıkışıp kaldığını söyledi: “Yoksulluk, ekonomik güç ve kaçma kabiliyeti arasında doğrudan bir ilişki vardı.”

N2-Comms’a göre bir isyancı fraksiyon IŞİD üyelerinin korunması ve Türkiye sınırına ulaşımı için 20 bin dolara kadar para alıyordu.

Bu yaz sona eren Rakka’daki nihai savaşla, 1990’dan beri bu işin içinde olan Suriye’deki eski bir kaçakçı, SDG bölgesine “her gün” yeni insanların geldiğini gördüğünü aktardı.
 
“IŞİD’liler için kaçmak kolay” diye ekledi, “Ama siviller için kolay değil. Kaçmayı deniyorlar ama ne yapacaklarını bilmiyorlar. Bu nedenle sonunda birçok önemli IŞİD yetkilisi kaçtı ama bir sürü sivil orada sıkışım kaldı.”

IŞİD son bir yıldır elindeki bölgeleri kaybettikçe, Türkiye sınırındaki tarihi şehir Şanlıurfa eski IŞİD kalelerinde gelen yeni akınlarla karşılaştı. Daha önce kitab-ı mukaddese ait bölgeleriyle turistlere ev sahipliği yapan, İbrahim’in dinlenme yeri sayılan bu şehrin dükkanlarını ve sokaklarını artık kılık değiştirmiş Türk istihbarat görevlileri gözetliyor. Bu yazın bir öğleden sonrasında kısa kesilmiş sakallarıyla iri yarı bir kaçakçı bir çay için kahvehanelerden birine oturdu. “Bir sürü insan IŞİD bölgelerini terk ediyor” dedi, “Bundan iyi para kazanıyoruz”.
 
Kaçakçı, Rakka’dan yeni getirdiği müşterilerinden birini kıdemli bir IŞİD üyesinin yakın akrabası diye tarif etti. Bu kişiyi Türkiye’ye getirmek için bir meslektaşını ayarlayarak bu akrabayı aldırdığını, arabayla IŞİD kontrol bölgelerinden geçirip doğrudan SDG bölgesine getirdiğini, sınıra vardıklarında bizzat kendisinin bu kişinin Türkiye’ye yolculuğunu sağladığını anlattı.
 
Daha sonra telefonla ulaşılan bu akrabanın ses rahatlamış geliyordu: “Aranan birinin akrabası olduğumu anlayacaklarından, kötü bir şeylerin olacağından emindim” dedi. Ama bunun yerine “Kürt kaçakçı kontrol noktalarındaki görevlileri ayarlamıştı” ve dolayısıyla doğrudan geçip gittiler.
 
Terör örgütüyle hiçbir bağı olamayan bir sivil olan 33 yaşındaki Manhal Suleiman, daha başından çekeceği çilenin farkındaydı. Savaştan önce bir aktör olan Suleiman -hala YouTube’da  Suriyeli bir John Wayne gibi kovboy şapkasıyla at bindiği performanslarının klipleri var- IŞİD bölgesindeki evinde rehin gibi yaşadı, evinden dışarı çıkmaya korkuyordu.

Bazen kendisine şehrini saran bu kafa kesmelerin ve patlamaların bir film sahnesi olduğunu söylüyordu. Ama gerçeğin farkındaydı. Yeni doğmuş oğluyla taze evli olan Suleiman kaçmak zorundaydı. IŞİD, kaçan her kim olursa öldürmeye yemin etmişti ama ABD destekli güçler şehre yaklaşıyordu ve ağır silahlı bombardımanlar ve hava saldırıları gün be gün artıyordu.
 
Bahar ve yaz ayları boyunca Suleiman iyi bağlantılara sahip IŞİD üyelerinin ve ailelerinin Rakka’yı terk edişini izledi, doğru kaçakçılara ödeme yapabilenler ve kimi aramaları gerektiğini bilenler onlardı.

Ama onu ve ailesinin kaçış ücretini karşılayabileceği tek kaçakçı bir amatördü ve gecenin bir yarısı IŞİD kontrol noktasından geçerken fark edildiler. Görevli onları tutuklamak yerine merhamet göstererek geri gönderdi. Bir saat sonra, çaresizlikleri sebebiyle yeniden denediler.
 
Bu sefer ya görevli yerinde değildi, ya da değilmiş gibi davrandı. Aile, kontrol noktasından yürüyerek en yakın SDG bölgesine ulaştı ve hemen etrafları çevrildi. Askerler onları yerinden edilmiş insanlar için kurulan kamplara götürdü.

Suleiman IŞİD üyelerinin kaçınmak için para ödediği taramadan geçti. SDG askerleri onu ailesinden ayırarak yoğun bir sorguya aldılar. Vücudunu savaş yaraları var mı diye incelediler, omzunda tüfek askısı izi var mı diye baktılar. Sadece sorgudan tatmin olduklarında kampın berberine gidip IŞİD’in zorunlu kıldığı sakalı kesmesine izin verdiler.
 
Kampta, aile kimlik belgeleri aldı. Sonra, Türkiye’nin Karkamış sınır kapısının karşısındaki İsyancıların elinde bulunan Cerablus’a gittiler. Ailenin Türkiye’ye rüşvetle girmesini sağlayacak bir kaçakçıya ödeme yapabilecek durumda olmadıkları için, onun yerine onları sınırdaki korumasız bölgeye götürmeye söz veren bir adam buldular. Gece karanlığında aile yarım milden fazla alana yayılmış görünen bir grup insana katıldı.

Kaçakçı, mayın tarlasına adım attıklarını, bu nedenle herkesin dar bir patikayı izlemesi gerektiğini söyledi. İnsanlar saatler süren yürüyüşleri boyunca taşıdıkları eşyaları atmaya başladı. Suleyman bilinçsiz durumdaki oğlunu kucağına aldı, çünkü kaçakçı oğluna ilaç vermesini, böylece ağlamasının güvenlik görevlilerini alarma geçirmeyeceğini söyledi. 

Türkiye’nin güvenliğine vardıklarına gün doğmuştu, ve sekiz saatten fazladır hareket halindeydiler.

Pembe oje ve mavi kot giyen Suleyman’ın ismi vermek istemeyen eşi, Şanlıurfa’da sıcak bir Temmuz akşamında aileyle buluştuğumuzda “Buraya ilk geldiğimizde bizle karşılaşsaydınız – çok farklıydık” dedi, “Akrabalarımız bizi tanıyamadı.”

“Ne kadar zor olduğunu hayal edemezsiniz” dedi Suleyman, “Biz siviliz. IŞİD gibi değiliz. Paramız yok.”
 
* Türkiye’deki Borzou Daragahi’nin katkılarıyla.

Mike Giglio - Munzer al-Awad