Eyl 10 2019

Ahmet Nesin: Domuzbağı bir işkencedir Ali Türkşen, fırtına da palavra...

Ahmet Nesin, SAT Komandosu emekli albay ve İYİ Parti’nin kurucularından Ali Türkşen hakkındaki “işkence dosyası” üzerinden başlayan tartışmaya ilişkin üçüncü yazısını da kaleme aldı.

Nesin, 15 Temmuz 2016 gecesinin, Türkiye’nin yaşadığı en ilginç darbelerden biri olduğunu söylerken Türkşen için de “15 Temmuz darbe girişimine karşı yapılan darbe gecesinin ilginç kişiliklerinden birisi. Daha çok özür dileyecek” demişti.

Türkşen, hakkında 15 Temmuz iddialarına ilişkin 8 Eylül 2019’da Halk TV’de Cüneyt Akman’ın sunduğu programda bazı açıklamalar yaptı.

Türkşen, “Ailemle birlikte bir tekne kiraladım, gelin görün ki o tarihte hanımla çocuk çok iyi yelkenci değil, bir tek yelken bilen ben, deniz biraz fazla şiddeti arttı, bir haftalık tatilimizi 1 gün erken keserek (15 Temmuz sabahı) dönmek durumunda kaldık” ifadesini kullandı.

Ahmet Nesin ise yine Türkşen’in, 14 Temmuz 2017’de Halk TV’de Can Ataklı’nın programında sarf ettiği sözleri hatırlatıyor.

Türkşen o gün, “Ondan 1 hafta önce biz ailemle birlikte Marmaris’e tatile gitmiştik, bir tekne turuna. Onun da sonunda başka bir faaliyetimiz olduğu için Cuma günü yola çıktık, Cuma sabahı, bir gün araba kullandım” demişti.

Cüneyt Akman’ın programında “Ben işkence yapmadım. Binbaşıyı bağladılar, evet domuz bağıyla, kahve mi söyleyecektik” diyen Türkşen, “O akşam adamlarla boğuşurken kılıcı fazla sallamışız” ifadesini kullanıyor ve ekliyor:

“Bu işkenceyi savunmak değildir. Bu kadar hainliğin içinde sizin, efendim tan mermisiyle, top mermisiyle 2’ye böldüğünüz, 5’e böldüğünüz insanlar varken, itiş kakışın hesabını yapmak işkenceyi savunmak değildir. Biz öyle yetiştik, böyle durumda arkadaşlarımın yanında ölürüm, onları bırakamam. Ben daha SAT’a gidemeden, o dönemin komutanı, şu an amiral olan Turhan kardeşim bana telefon açtı. Dedi ki, yola çıktın mı, geliyor musun? Hayır, daha çıkmadım. Bülent Bostanoğlu, deniz kuvvetleri komutanı, o akşam Bülent Bostanoğlu seyyar vaziyette, arabasının içerisinde, münferit olarak dolaşıyor ki, Fetöcüler müdahele etmesinler. Dedi ki, kuvvet komutanını sana yollasam korur musun?”

Nesin, bu kez Türkşen’in yine 14 Temmuz 2017’deki sözlerini hatırlatıyor:

“O köprünün üstünde yazık günah yani, birçok çocuğun boğazını kestiniz, askerlerin, yani çok zavallı görüntüler vardı orada, onu siz kendi milletiniz olarak o askerleri hiç göstermeden yani, öyle bir şeyi ayrıştıracaksanız yani, onları da göstermeden yapsaydınız, o zavallı görüntüler ortaya çıkmasaydı. Köprüden atladı yada korktuğundan atladı denen birçok insan var yani. Göstermeyin yani, o manzaralar hep zarar verdi, bir de onu afişlerde kullanıyorlar cumhurbaşkanlığı aracıyla.”

Ahmet Nesin, “Domuzbağı nedir” sorusuna cevap ararken şöyle açıklıyor:

“İlk önce kurbanın boynuna ip bağlanıyor. Eğer ölüme terkedilmeyecekse kurban boğuluyor, ardından ipin ucu bedenin ön kısmından sarkıtılıp bacaklarının arasından arkaya geçiriliyor, ip çekilince bu insanın başı, bacaklarının arasına sıkıştırılmış oluyor. İp daha sonra arka tarafa alınan ellere bağlanıyor. Eller bağlanınca sıra ayaklara geliyor. Oldukça uzun tutulan bu iple ayaklar da bağlanıyor. Ardından dizler kırılıp yukarı doğru itiliyor. İp bu şekilde 3'e katlanan vücudunun çevresinde dolanıyor. Beden top gibi bir hale getiriliyor.”

“Türkşen’e ayrıca 15 Temmuz 2016 tarihinde Antalya, Dalaman ve Marmaris’deki hava durumunu vermek istiyorum” diyen Nesin, sözlerini şöyle sürdürüyor:

“Dalaman – Marmaris arası 89 km. Antalya – Marmaris arası da 321 km. Biraz daha detaya inersek o gün Dalaman’da en yüksek rüzgâr durumu 15 olarak gözüküyor ki yelken için neredeyse minimum rüzgâr diyebileceğimiz bir sayı bu. Antalya’da en yüksek rüzgâr olarak 10 gösteriliyor. Antalya – Dalaman arası 236 km tutuyor ve arada rüzgâr farkı sadece 5. Bu mantıkla gidersek ve rüzgârın arttığını hesaplarsak 89 km.’de arttığını hesaplarsak en kötümser durumda bile 20’yi geçme olasılığı yok rüzgârın, ki bu da yelkenli için ideal bir rüzgârdır, hatta belki de azdır. Oysa gerçek harita o gün Marmaris’teki en yüksek rüzgâr seviyesini 11 olarak gösteriyor.”

Bir fotoğraf da paylaşan Nesin, “Bu rüzgâr hızına baktığımızda Ali Türkşen’in fırtınadan çok rüzgârsızlıktan yelkenliyi erken bıraktığı anlaşılıyor yada kendisini başka fırtınanın içine atmaya gidiyor. Bu yazıdan sonra da artık kendisine soracak sorum kalmadı” ifadesini kullanıyor.


Yazının tamamına buradan ulaşabilirsiniz.