Cumhurbaşkanlığı korumalarının saldırısına uğrayan avukat: 'Vatan haini' diyerek yumrukluyorlardı

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın da katıldığı Demirören-Kalyoncu düğünü sırasında Çırağan Sarayı yolunun neden kapatıldığını sorduğu için, Erdoğan'ın korumalarının şiddetine maruz kalan avukat Sertuğ Sürenoğlu, Avhal'e konuştu.

'Cumhurbaşkanı'na hakaret' suçlamasıyla ev hapsi cezası verilen Sürenoğlu, koruma polislerinin kendisini yumruklarla döverken, "Vatan haini" dediklerini anlattı.

Konuşa Konuşa'yı buradan dinleyebilirsiniz:

 

Sürenoğlu'nun açıklamalarının satırbaşları şöyle:

Korumalar bana 'sen biliyor musun kimin düğünü, kim geçiyor buradan' diye sordular ve beni en arkadaki konvoy aracının içine atıyorlar sonra da darp eylemi başlıyor.

Beni dinlemediler bile. Bir linç girişimi gibi. Herkesin gözü önünde olmasın, biz onu alalım götürelim anlayışı hakim orada. Oradaki bir vatandaş çekmiş ve sosyal medyada paylaşmış. Sosyal medyada da paylaşılınca, tutanak üzerinden ben küfür etmişim gibi bir durum yaratılmıştı. Bu video ile birlikte bir küfür olmadığı da ortaya çıktı.

Sonra hürriyetimden alıkonularak araca bindirildim. Gözaltı denemez buna. Gözaltının hukuki şartları yoktu. Bir cipe bindirildim ve yüzüme darbeler almaya başladım. Sonrası inanılır gibi değil. Bir saat boyunca işkenceye maruz kaldım. Bu olayda cip Çırağan Sarayı'nın içerisine girdi ve Cumhurbaşkanlığı'na özel bir alanın oraya park edildi.

Oradaki polislerin de dahil olmasıyla sürekli bir yumruk yüzüme, ters kelepçe var. Bitmiyor.

Her türlü küfür, hakaret vardı arabanın içerisinde. Vatan hainliği suçlaması ön plandaydı. Benim vatanıma hainlik ettiğimi söylüyorlardı. İşkence sırasında ben anlatıyorum, diyorum ki, 'vatan haini değilim' diyorum. Parça parça, kelimeler ağzımdan çıkabildiği kadar. 'Babam emekli kurmay albay diyorum. Bu orduya hizmet etti' diye anlatmaya çalışıyordum. Babamın da makam aracı vardı ancak düğün vs olduğunda özel aracına biner giderdi.

İnsanlık adına utanabileceğiniz o kadar çok şey vardı ki. Düğüne girenlerin jipin önünden geçmesi. Belki bazıları beni gördü, bazıları sesimi duydu. Kapı açıktı. En azından bir şeyler olduğuna ilişkin sezileri vardı. Polislerin çoğu olayın farkındaydı zaten. 

İşkencede yüzümün acısından daha fazla insanlık adına duyduğum acı çok daha fazlaydı. O kadar ağırdı. İşkenceyi okurdum gazetelerde, bir anda içine düşünce 'nasıl olabilir' diyor insan. 

İşkence altında tutulan tutanağın geçerli olduğunu o kişiler bilmiyordu. O çok ilginç. O tutanakla işin hallolabileceğini düşünüyorlar. Bunlara inanamıyorum zaten. Nasıl bilemezler? Orada beni küfür etmişim gibi gösterdiler. Kendilerinin uydurduğu bir küfür. Hiçbir zaman ağzımdan o küfrü çıkartmam hiçbir insan için.

Benim şiddet sergilediğimi ve en minimum seviyede müdahale yaptıklarını yazmışlar o tutanağa. Ne yazık ki o tutanakla birlikte, esas alınarak ben başka polislere teslim edildim. Beşiktaş polisine.