Helikopterden atılanların yakınları, olayın yaşandığı günü anlattı

Van'ın Çatak ilçesinde operasyona çıkan askerler tarafından 11 Eylül’de Servet Turgut’la birlikte gözaltına alındıktan iki gün sonra Van Bölge Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nin yoğun bakım ünitesinde tedavi altında olduğu ve helikopterden atıldıkları ortaya çıkan sekiz çocuk babası Osman Şiban (50) dün taburcu edildi. Aynı baskında gözaltına alınan 7 çocuk babası Servet Turgut (55) ise, halen yoğun bakımda tutuluyor. 

Her iki yurttaşın aileleri, hastane önünde bekleyişi sürerken, avukatları işkence uygulayanlar hakkında suç duyurusunda bulundu.

Mezopotamya Ajansı'nın haberine göre, Şiban ve Turgut’un yakınları olayın yaşandığı günü anlattı. 

Gördüğü işkence fotoğraflara yansıyan ve hafıza kaybı yaşayan Osman Şiban’ın kardeşi Cengiz Şiban, kardeşinin Mersin’de esnaflık yaptığını ve yaz aylarında mahalleye geldiğini belirtti.

Mahallede altı ev olduğunu ve daha önce yetkililerden aldıkları izin üzerine mahallelerine dönüş yaptıklarını kaydeden kardeş Şiban, “Köye gideceğimizi söyledik. Onlar da hiçbir sıkıntı olmadığını ve köye dönüşlerin ‘serbest’ olduğunu söylediler. Her yıl Mayıs ayında köye gelip 5- 6 ay kalıyoruz. Bu sürede tarlalarımızı ekiyoruz. Kışa yakın Mersin’e gidiyoruz” ifadesini kullandı.

Olay günü mahalleye uzak noktalarda çatışma seslerinin geldiğini ve sonrasında helikopterler hareketliliğin yaşandığını anlatan Şiban, şöyle devam etti:

“Keşif sonrası askerler indirildi. O gün yaylalara gitmedik. Sadece Servet Turgut tarlasına gitti. Sonrasında helikopter köyün ortasına iniş yaptı ve askerler bizi çağırdı. Meydanda diz çöktürdüler. ‘Buraya terörist gelmiş’ dediler. Biz de ‘bilmiyoruz ve görmedik’ dedik. Yetkililerden bizi, ‘Neden bilmiyorsunuz. Bizim acımız var, içimiz yanmış’ dedi. Kimlik istediler. Kimliklerimizi alıp, ‘Biz köyden gidene kadar burada diz çökeceksiniz, gittikten sonra ayağa kalkacaksınız’ dedi.” 

 Askerlerin akşam saatlerinde bir kez daha mahalleye geldiğini ifade eden Şiban, sonrasında yaşananları ise şöyle anlattı:

“Servet Turgut’u köy meydanına getirdiler. Osman Şiban’nın kim olduğunu sordular. Osman da kendisini gösterdi. Osman’ı da Servet’in yanına götürdüler. Kimlik istedikten sonra 2’sini de götürdüler. Arkalarından gittik. Yetkili birisi, bize silahı doğrultarak, ‘gelmeyin, gelirseniz sizi tararız’ dedi. Onlar köydeki tepeye götürdüler. Biz de Servet’in samanlığının bulunduğu yere gittik. Osman ve Servet’i yaka paça helikoptere attılar. Ayakkabıları ve şapkaları orada kaldı. 3 gün boyunca onlardan haber alamadık. Köyde telefon şebekesi yoktu.”

İki gün sonra şebekenin çektiği bir yere gittiklerini ve akıbetlerinin öğrenilmesi için yakınlarına haber verdiklerini dile getiren Şiban, “Biraz vakit geçtikten sonra haber verdiler. Van’da çok ağır durumda olduklarını, öldüresiye dövüldüklerini ve darptan dolayı yoğun bakımda olduğunu söylediler. Durumu bu şekilde öğrendik. Durumları hiç iyi değil. İşkence ve aldıkları darbelerden dolayı her tarafları morluk içinde. Adaletsizce ve hukuksuzca muamele edildi. Yetkili kim varsa bize sahip çıkmalarını istiyoruz. Halk bize sahip çıksın ve sesimizi duysun” diye seslendi.

Yoğun bakımdaki Turgut’un oğlu Hüseyin Turgut ise, babasının hayati tehlikesinin sürdüğüne dikkati çekti. Köyün 90’lı yıllarda askerler tarafından boşaltıldığını hatırlatan Turgut, “Göç etmek zorunda kaldık. Mersin’e taşındık. Babam 2005’e kadar Mersin’de esnaflık yaptı. Babam sonradan Van’a geldi. Burada arazilerimiz var. 2015 yılına kadar arazilerimizde ekim yaptı ve hayvancılıkla uğraştı” diye konuştu. 

Babasının sağlık durumuna dair bilgi veren Turgut, şunları söyledi:

“İşkence edilmiş ve helikopterden atıldığı hastane raporunda var. Göğüsün sağ tarafında 7, sol tarafında ise 4 kaburgası kırılmış. Beyinde 2 yerde ciddi kanama var, akciğerinde çok büyük yırtılmalar, yırtılmadan dolayı göğsünde kan toplanmış. Her iki gözündeki elmacık kemiklerinde kırılma, parmak, el, kol, ayakları ve tüm kemiklerinde kırılmalar var.

Babamın suçsuz olduğunu herkes biliyor” diye devam eden Turgut, şunları söyledi: “Gözaltına alındığı yetmiyormuş gibi işkence edilip hastaneye bırakmışlar. Bir tarım işçisinden ne istiyorsunuz? Bir tarım işçisinin ne suçu olabilir ki? Yaylalarına gitmek suç mu? Soruşturmanın hızlandırılması ve bunu yapanların cezalandırılmasını istiyoruz.”