Mar 20 2018

Nevşin Mengü: Bir kardeş olarak kaygımı dile getirdim

15 Temmuz darbe girişimi sonrası hapishanelerde işkence iddiaları ve gözaltında darp haberleri sıkça haberlere yansır oldu.

Bazı ‘FETÖ’ şüphelilerinin ise siyah transportarlara bindirilip kaçırıldığına dair görüntüler sosyal medyada paylaşılıyor zaman zaman.

Bütün bu gelişmeler, emniyet ve MİT içinde kanun dışı hareket eden bir yapılanmanın olup olmadığı sorusunu gündeme getirirken gazeteci Nevşin Mengü’nün avukat kardeşi Burak Mengü’nün polis olduğunu söyleyen bir grup tarafından darp edilerek boş bir araziye atılması gündem oldu geçen hafta. 

Burak Mengü, polis olduğunu iddia eden bir grup tarafından kimlik gösterilmeden gözaltına alındığını belirtiyor, ardından ise “Beni araçta dövüp Ümraniye Dudullu’da boş bir araziye bıraktılar” diyordu.

Nevşin Mengü de, “Emniyetin içerisinde kanun tanımaz bir grup, bir yapı mı var?” sorusunu yöneltmişti.

Bugün (20 Mart 2018) BirGün’de kaleme aldığı yazısında, olayın perde arkasına ilişkin bazı detayları anlatıyor Mengü.

Kardeşinin birkaç ay önce de yine bir grup polis ya da polis olduğu sanılan kişilerce duruşma arasında, “ifadenizi alacağız” denerek Vatan caddesindeki Emniyet Müdürlüğü’nde darp edildiğini söyleyen Mengü, “Bir avukat görüşme odasına götürdüler. Avukat görüşme odalarında kamera olmadığını hatırlatmış olayım. O odadan çıktıktan sonra Burak günlerce kan işedi, yürüyemedi. Sorgusuz sualsiz, hakkında bir gözaltı kararı vb. olmadan, bir grup, polis olduğunu sandığımız kişi tarafından darp edildi” diyor ve ve son olaya ilişkin neler yaşandığını şöyle anlatıyor:

Burak, o dönem sessiz kalmayı tercih etti. ‘Olur böyle şeyler geçer, büyütmeyelim’ dedi. Ama bu son olay, yaşananların olup geçecek gibi olmadığını gösterdi. Burak cumartesi öğleden sonra bana ‘eve geldiler’ diye mesaj attı. Polis mi? diye sordum, “evet” dedi. Burak’a bir tür rozet gibi bir şey göstermişler. Burası aslında bana sorarsanız ilginç, Burak’ın telefonunu almadılar. Hyundai Accent tipi bir arabaya bindirip yola koyuldular. Burak, davaları nedeniyle gerginliğe alışkın ama bu sefer farklı hissettiğini yazdı bana ‘galiba beni öldürecekler bu sefer’ diye mesaj attı. Ben hep Burak’ı sakinleştirmeye çalıştım. “Vatan’a gitmiyoruz ikinci köprüden geçtik” deyince, hemen tweet atmamız gerektiğini söyledim. Olay sosyal medyaya taşınınca siyasilerin haberi oldu, milletvekilleri araya girdi, İstanbul Emniyet Müdürü’ne ulaşıldı. O sırada Burak bana mesaj attı ‘tartakladılar attılar’ diye. Dudullu civarlarında bırakmışlar. Sırtına kemerle birkaç kez vurmuşlar.

Burak Mengü
Nevşin Mengü, avukat kardeşi Burak Mengü ile...

Yaşanan darp olayındaki ‘karanlık eller’ iddiası burada daha da güçleniyor. Zira, Mengü’nün anlattığına göre kardeşini almaya gelen üç kişinin, Burak Mengü’yü aldığı yerde UKOME kamerasının çalışmıyor olması ve bırakıldığı yerdeki UKOME kameralarının da kör noktasına denk gelmiş olması... 

“Burak’ı alan araç, İstanbul’u adım adım takip edebilen kameralarda bulunamadı” diyor Mengü ve şu soruları yöneltiyor:

Benim aklıma gelen pek çok soru var, bu kadar kendine güvenen, gündüz gözüyle İstanbul’un merkezinden, hiçbir şeyden çekinmeden, bir avukatı alabilenler kimler? Bu kişiler sağda solda kendilerini polis olarak tanıtabilme, insanları darp etme cesaretini nasıl bulabiliyor? Bu kişiler polis içinde belli kişilere veya odaklara mı güveniyor?

İlk olayda Burak’ı Vatan Emniyet’te darp eden polis -ya da her neyselerse- kişiler kimler? Hükümetin, İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun bu çetelere ilişkin bilgisi var mı? Var ise bir önlem almayı düşünmüyor mu?

Öte yandan bugün soruşturmaya ilişkin flaş bir gelişme yaşandı. Cumhuriyet'te yer alan habere göre, soruşturmanın tamamlandığı, Avukat Burak Mengü hakkında "suç uydurmaktan" işlem yapıldığı belirtildi.

İstanbul polisi tarafından yapılan soruşturmada, kaçırıldığını söylediği güne ilişkin Burak Mengü'nün saniye saniye kamera görüntülerinin toplandığı kaydediliyor. Burak Mengü'nün o gün H.K.T. adlı müvekkili ile buluştuğu, Ümraniye'ye gittiği ardından saat 19.00 sıralarında aynı kişi tarafından Levent'te bırakıldığı tespit ediliyor. Herhangi bir kaçırma ya da darp görüntüsünün tespit edilemediği ileri sürülürken, müvekkilinin de olayın olduğu gün Mengü'nün kendisiyle birlikte olduğunu söylediği aktarılıyor. Burak Mengü'nün ise şikayetini geri çektiği gelen bilgiler arasında.

Gazeteci Nevşin Mengü de Twitter'dan yaptığı açıklamada, "yazımda kardeşim @burakmengu nün bana anlattıklarını kaleme aldım. Takdir edersiniz ki bir kardeş olarak kaygı duydum ve kaygımı da dile getirdim. Söylediklerinde doğru olmayan noktalar var ise emniyet gerekeni elbette yapacaktır, yapmalıdır" dedi.