May 23 2019

Can Dündar: Kim daha 'Müslüman'?

Almanya’nın "İslamilik"te Türkiye’den çok çok ilerde olduğunu biliyor muydunuz? Yo, Almanya’da İslam’ın yayılışından söz etmiyorum. İslami öğretilere uygun yaşamaktan söz ediyorum. Yani İslam, "Çalmayacaksın", "İnsana hürmet edeceksin", "Komşularınla iyi geçineceksin", "Ekmeğini yoksulla paylaşacaksın" diyorsa, bu emirlere Almanya mı daha çok uyuyor, Türkiye mi?

Yeni yayınlanan bir araştırma, bu soruya, "Almanya" cevabını verdi.

ABD’deki George Washington Üniversitesi’nden Şeherazade Rahman ve Hüseyin Askari, 2010’dan beri "İslam Ülkeleri Ne Kadar İslamî?" başlıklı bir araştırma yayımlıyorlar. Araştırma, Kuran’ı Kerim’in ayetlerini, Hz. Muhammed’in sünnetlerini referans alarak ülkelerin bunlara uygunluğunu ölçüyor. Bunun için de "ekonomi", "hukuk", "insan hakları ve siyasi haklar", "uluslararası ilişkiler" dallarını gösterge alıyor. Endeks, sadece İslam ülkelerini değil, tüm ülkeleri bu kıstaslara göre değerlendiriyor.

Geçen hafta İngiliz Independent gazetesinde yayınlanan sonuç, gerçekten şok edici: Buna göre 2018’de "İslam’ın emrettiği yaşam biçimine en uygun yaşayan ülkeler" listesinin ilk 40’ında tek bir İslam ülkesi yok. Yani Kur’an’ın öğretileri, gayrimüslüm ülkelerde daha doğru bir şekilde yaşanıyor. Buralarda "İslamofobi" yükselse de özünde İslam’ın buyurduğu yönetim biçimi uygulanıyor. İslam ülkeleri ise, ekonomik, yasal, insani, diplomatik kriterler açısından, Kur’an’ın ve Hz. Muhammed’in onlara buyurduğu yaşam biçimine uymuyor.

Peki, hangi ülkeler "İslam’a uygun" yaşıyor:

Bir numarada Yeni Zelanda var; 2 ay önce iki camiye yapılan saldırılarla kana bulanan Yeni Zelanda…

Onu, İsveç, Hollanda, İzlanda, İsviçre, İrlanda, Danimarka, Kanada, Avusturya, Norveç izliyor.

Lüksemburg 11, Almanya 12. sırada…

Sıralamadaki ilk Müslüman ülke, 45. sıradaki Birleşik Arap Emirlikleri… Peşinden Arnavutluk, Malezya ve Katar geliyor.

Türkiye mi? 95. sırada… Senegal’in, Ürdün’ün, Suudi Arabistan’ın, Fas’ın, Tunus’un da arkasında…

Sıralamanın dibindeki 40 ülkenin çoğunluğu, Müslüman nüfusa sahip olan ve krallık veya diktatörlükle yönetilen ülkeler: Tacikistan,  Özbekistan, Türkmenistan, İran, Afganistan, Libya, Suriye, Sudan, Yemen…

Neden böyle?

Araştırmacılara göre ana sebep, bu ülkelerde İslam’ın siyasal güç unsuru ve baskı rejimlerinin dayanağı olarak kullanılması… Seçimle gelmemiş diktatörlerce yönetilen, sorunları diyalog ve uzlaşma yerine baskı ve şiddetle çözen, insanları kanun önünde eşit kabul etmeyen yurttaşlarının çoğu açlık içinde kıvranırken yöneticileri lüks içinde yaşayan ülkeler bunlar… Diktatörlerden kurtulup demokratikleştikçe endekste tırmanıyorlar.

Haber, Türk basınında "İslam âlemini utandıran liste" başlığıyla yer aldı. Kimi yorumcular, "İslam ülkeleri için özeleştiri" çağrısı yaptı. Kimileri ise, "Bir elin verdiğini öbür el görmeyecek" diyen kadim geleneğe rağmen elinde anahtarla ortaya çıkıp ev bağışlayan, Kur’an’la siyasi kampanya yapan, ülkesi fakirleşirken sürekli kendisine yeni saraylar yaptıran Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı örnek gösterdi.

Türk kökenli Mısırlı âlim Muhammed Abduh, 100 yıl önce şöyle demişti:

"Batı’ya gittim, İslam’ı gördüm, ama Müslüman yoktu; Doğu’ya döndüm, Müslümanları gördüm, ama İslam yoktu."

Hem Müslüman ülkeleri uygarlık çıtasının üzerine çıkaracak, hem de Batı’da yükselen İslam düşmanlığını önleyecek şey, İslam’la adaleti, demokrasiyi, insan haklarını, barışı, hakça bölüşüm idealini yeniden buluşturmaktan geçiyor.


Bu yazı Die Zeit'ten alınmıştır.