May 03 2018

'İsrail-İran savaşını engellemek için ABD İsrail'e destek vermeli'

İsrael TV 12/13 yorumcularından Ehud Yaari The Washington Institute’te yayınlanan ve American Interest sitesi için kaleme aldığı makalesinde Suriye topraklarında bir İran-İsrail çatışmasının yaklaştığını yazdı.

Yaari analizinde bu çatışmayı önlemek için rolün ABD’ye düştüğünün altını çizdi.

İsrail ve İran yakın gelecekte bir ihtilaf yaşayabilir. Aslında bir askeri çatışmanın Suriye sınırının ötesine geçmesi kaçınılmaz gibi görünüyor. İran’ın İslam Devrim Muhafızları Ordusu (IDMO) Suriye’yi İsrail’e karşı gelecekteki bir savaşın platformu olarak dönüştürmeye kararlı.

Aynı şekilde Yahudi devletinin liderleri, sık sık İsrail'in boynundaki bir ilmiğin sıkılması olarak tanımladıkları şeyleri engellemek için yemin ettiler.

Son beş yılda bu iki güç arasında bir seri çatışma meydana geldi. Bunların arasında Hizbullah'a yapılan silah sevkiyatlarına karşı İsrail Hava Kuvvetleri’nin (IAF) 120’den fazla saldırısı da var. İran, Golan Tepeleri boyunca sınır ötesi olayları kışkırtmaya çalışıyor, İsrail de İran’ın silah üretim tesislerini hedef alıyor.

2018 yılının başında bu karşılıklı saldırılara Suriye çölündeki derin İHA tesislerine de yansıdı, İran İsrail’e karşı ilk drone saldırısını gerçekleştirdi.

İran, Ocak ayında, İHA birim komutanı Albay Mehdi Dehghani de dahil olmak üzere sekiz İranlı subayı öldüren İsrail saldırısı için güçlü bir misilleme yapıldığını kamuoyuna açıkladı. Bu sırada İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu Suriye'deki bir çatışmanın İsrail’i İran’ı hedef almasını istediği konusunda belli belirsiz tehditte bulundu.

Netanyahu Beşar Esad’a da bir ültimatom vererek Suriye’de İran güçlerinin üs kurmaya izin vermeye devam ettiği takdirde İsrail’i Suriye’deki savaşa müdahale etmeme politikasını değiştirebileceğini söyledi. Böylesi bir siyaset değişikliği tabi ki Esad’ı korumak isteyen Rusya’nın müdahalesi riskini de taşıyor. Son birkaç haftada ne İsrail ne de İran pozisyonlarından geri adım atmadı.

Dışarıdaki güçler de, bu gerilimin tırmanmasını durdurmak için ciddi bir çaba sarf etmediler. ABD, Suriye'deki İranlı kuvvetlere karşı İsrail'in önleyici operasyonlarını sessizce desteklerken, Rusya, her iki tarafa da çatışmaların kapsamını genişletmekten kaçınması konusunda kısıtlama getirdi.

Cumhurbaşkanı Vladimir Putin, Netanyahu ve Başkan Hassan Ruhani ile yakın temas içinde olmasına rağmen, hiçbir zaman arabuluculuk yapmayı teklif etmedi. Putin, İsrail-İran rekabetini hala kendi çıkarına kullanabileceğine inanıyor gibi görünüyor

2011'de Suriye'deki iç savaşın başlamasından bu yana, İsrail ve İran, çatışmanın karşıt taraflarında bulunuyorlar. Esad'a karşı ayaklanmayı sürdüren Sünni isyancı gruplar şüphe uyandırmasına rağmen İsrail yine de Esad'ın düşüşünü görmeye hevesliydi. Ama İsrail Esad rejiminin çöküşünü hızlandırmak için harekete geçmemeyi tercih etti.

İsrail, Esad'ın gücünü azaltmak veya Suriye'deki İran-Hizbullah konuşlandırmasından ayrı olarak rejim varlıklarını tehdit etmek için hiçbir eylemde bulunmadı.

Azınlıktaki bir avuç İsrail güvenlik yetkilisi, Kuneytire ve Dera eyaletlerindeki isyancı gruplara mütevazı askeri yardımda bulundu. Bu topraklarda güçlü bir isyancı hattı, Şam'ı çevreleyen diğer kısımlardaki aktif isyancıların baskısını hafifletecek ve zaten zayıflamış olan Esad’ı güçlerini bölmek için zorlayacaktır.

Bununla birlikte böyle bir plan, Netanyahu’nun Suriye bataklığına çekilmekten ve İsraillileri sınırın ötesindeki misilleme ateşine maruz bırakma konusundaki isteksizliğinden dolayı gerçekleşmedi.

Yine de, Golan'ın önünü tutabilmek ve bir mülteci selinden kurtulmak için İsrail, 2013'ten bu yana, sınırın yakınında isyancı köyler için insani yardım programı geliştirdi. Haziran 2016'da, bu program, sınırın sorumluluğunda olan Bölgesel Bölme 420'nin (Territorial Division 420) bir parçası olan “İyi Komşuluk” adlı özel bir birim altında birleştirildi.

Bu çaba, sınırın İsrail tarafında sessizliğin korunmasına yardımcı oldu. Ancak önemli askeri yardımlardan yoksun olan isyancılar, son dört yıldır Suriye ordusuna karşı yapılan herhangi bir önemli savaşı kazanamadıklarını kanıtladılar ve güney Suriye'nin kontrolü el değiştirmedi.

İsrail ordusuna komşu olan batı bölgeleri, Suriye ordusunun ve müttefik milislerinin büyük taarruzlara girmekten kaçındığı ve Rus hava kuvvetlerinin uçaklarını uçurmadığı bir fiili İsrail bölgesi haline geldi. İslam Devleti'nin Golan sınırının güney kesiminde, Yarmouk Nehri’nin batı kesimi boyunca tuttuğu küçük yerleşim yeri, büyük ölçüde izole edilmiş durumda ve henüz İsrail ya da komşu isyancı gruplar için gerçek bir tehdit oluşturmuyor.

Sebebi ne olursa olsun İsrail şu anda geniş kapsamlı etkilerle büyük bir stratejik başarısızlığa uğramış durumda. Esad rejiminin çöküşünü seyretmek yerine, İsrail, kapı komşusunda bir Rus hava kuvvetinin varlığın ve İran'ın sınırlarına sürekli tecavüz etmesiyle baş etmek zorunda.

2012 yılının ortalarında, İran Komutanı Hüseyin Hamedani, Esad’ı iktidarda kalıp savaşmaya devam etmesi için ikna edebilmişti. General Kasım Süleymani de Doğu Halep savaşına İran Devrim Muhafızları Ordusu’nda 4 bin askeri göndermişti ama sonunda Hamaney’in Suriye’deki İranlıların zayiatına tolerans göstermemesi sonucunda bu askerleri geri çekti.

Ardından, asıl darbe 2015 yılında geldi: Süleymani’nin Putin ile anlaşmasının ardından Eylül 2015’te Suriye sahnesine giren Rus hava kuvvetleri Esad’ın ülkenin yüzde 60’ında kontrolü ele geçirmesini sağladı.

İran sadece Esad rejimini dengeye oturtmakla kalmadı, savaşın önde gelen aktörlerinden biri haline geldi ve Suriye’deki askeri varlığını pekiştirdi.

İsrail ise sadece varlığını koruyan Esad rejimiyle değil, kapısında biten İran gücüyle de yüzleşmek zorunda kaldı. Kısacası İsrail’in temkinliliği gelecek için bir kapı araladı. İsrail artık sık sık kendisini İran faaliyetleriyle karşı karşıya ve savaş rüzgarları dinmesine rağmen Suriye’de ölülerini sayarken buldu.

Özellikle on yıllardır baba ve oğul Esad tarafından sakin tutulan Golan, İran için direniş güçlerinin yeni cephesi oldu. Dahası en az 5 Suriye hava üssü çoktan İran birliklerine evsahipliği yapıyor. Suriye’deki İran güçleri gittikçe artıyor.

Ağustos 2015’ten beri İran, Suriye’deki saldırı becerilerini derinleştirmek için  uzun vadeli bir çalışma başlattı. İran Devrim Muhafızları Ordusu Generali Hussein Kaani’nin kontrolündeki güçler fırsat bulduklarında Dera’daki isyancılara saldırı düzenlemeyi planlıyor.

İran liderliğindeki Deraa'ya saldırı başladığında İsrail zor bir ikilemle karşı karşıya kalacak. Hava kuvvetlerini göndermek ve ilerlemeyi durdurmak için karadaki füzeleri kullanmak, Esad ve onun İranlı patronlarını misilleme yapmaya zorlayabilir.

Öte yandan, İsrail’in Suriye’deki müdahale etmeme politikasına sıkı sıkıya bağlı kalmak, İranlıların sınır boyunca tepedeki tepeler üzerindeki hakimiyetlerini sağlamlaştırmasını ve böylece İsrail’i Golan’da kısa menzilli roketler ve havanlar ile tehdit edebilmesini sağlayacaktır.

Ayrıca, Dera’nın ele geçirilmesi, İran’ın proxy güçlerini Ürdün sınırına yerleştirmesini sağlayacaktır. Rus hava kuvvetlerinin Dera’da böyle bir saldırıya katılması elbette İsrail’in hesaplarını bozacak.

İsrail ile İran arasında yükselen gerilimin ışığında bir karşılaşmayı engellemek için ne gibi önlemler alınabilir?

İranlı temsilciler Suriye’deki faaliyetlerine yönelik en ufak sınırlamayı ya da uzun zamandır dillendirdikleri “Siyonist rejim”in yok edilmesi çağrılarını azaltmayı reddediyorlar.

Aynı durum bazı Arap ve Avrupalı ​​devletlerin İsrail ve Esad rejimi arasında bir iletişim kanalı kurmaları için bulundukları birkaç başarısız girişim için de geçerli. Şam'daki hükümet İran askeri altyapısının inşasını durdurma özgürlüğüne sahip değil. Netanyahu’nun, İsrail’in Esad’a karşı doğrudan eyleme geçmeye mecbur olabileceğine dair uyarısı, Esad’ın davranışları üzerinde arzulanan bir etkiye sahip değildi.

Daha umut verici bir seçenek, Batı muhataplarına özel olarak Suriye’nin “Pers kolonisi” olmasını istemediğini söyleyen Putin’le diyalog olacaktır. Ancak, Kremlin, İran destekli milislerin, özellikle de İdlib ve diğer bazı küçük yerleşim yerlerinde, geri kalan isyancıların yıkımını tamamlamasını istiyor. Bu nedenle, Putin’in İranlı müttefiklerini geri çekmek istemesi zaman alabilir.

En mantıklı yol, Moskova ve Washington’un Suriye’nin geleceğini nasıl şekillendirecekleri konusunda kapsamlı bir anlayış oluşturmalarıydı. Ne yazık ki, bu öngörülebilir gelecekte mümkün değil. Bu nedenle, güney Suriye ile ilgili olarak iki tarafın ulaştığı 2017 tarihli de-eskalasyon anlaşması, Şam ile İsrail ve Ürdün arasındaki sınırların arasında kalan bölgelerde istikrarlı bir ateşkesin pekiştirilmesi için daha fazla ayrıntılandırılabilir.

Ardından Dera ve sonra Kuneytire için de yapılacak bir de-eskelasyon anlaşması buralardaki isyancılara karşı bir taarruzun önüne geçebilir.

Suriye'de İran’ın üs ağını kısaltmak Esad’ın Fırat’ın doğusundaki bölgeleri ele geçirmesinin önlenmesine bağlı. Bu bölgenin kontrolü İran’ın Suriye içine iki kara koridoru planlarını engelliyor.

İran’ı Fırat’ın doğusundan uzak tutmak için ABD ve Suriye Demokratik Güçleri bölgedeki rollerini sürdürmeli.

Amerika Birleşik Devletleri ve İsrail'i bir kenara bırakırsak, oldukça az sayıdaki bölgesel aktör, İran'ın Suriye'yi etkili bir şekilde ele geçirmesini engellemede söz sahibi. Türkiye, Suudi Arabistan, BAE, Mısır ve Ürdün aynı hoşnutsuzluğunu paylaşıyor. Bu ülkelerin her biri, “İran'ı durdurma” çabasına farklı şekillerde katkıda bulunmaya teşvik edilebilir.

İster devlet yardımları, ister askeri yardım, isterse de yeniden yapılanma yardımları olsun, bu devletler, Esad'ın İran'ın isteklerine teslim olmaktan caydırılmasına ve isyancıların Suriye'nin güneyindeki ve Fırat'ın doğusundaki bölgelerini korumalarına yardımcı olabilir.

Ancak, her şeyin ötesinde, Lübnan ve Gazze'ye kolayca yayılabilecek bir İsrail-İran savaşını engellemek için ABD, İran'ın Suriye’deki tesislerini -gerektiğinde ve mümkün olduğunda- yok etmek için İsrail’e destek vermeli.

http://www.washingtoninstitute.org/policy-analysis/view/bracing-for-an-israel-iran-confrontation-in-syria