Şub 04 2019

Haaretz: 'İsrail'in yeni seks sembolü Türk dizisinin başrol oyuncusu'

Türkiye yapımı diziler bir süredir Ortadoğu ülkelerince ilgiyle takip ediliyor. Dijital platform Netflix'e dahi giren diziler popülerliğini artırıyor.

İsrail'de Haaretz gazetesi, "Türkler geri döndü ve tüm İsrail'i kendilerine müptela ettiler" başlıklı bir yazıyla tüm ülkenin İstanbullu Gelin dizisine bağımlı hale geldiğine ve kadınların Özcan Deniz için deli olduğuna dikkat çekti.

İsrail'in Viva kanalında gösterilen 'İstanbullu Gelin'in ülkede her geçen gün büyüyen bir külte dönüştüğünü, bu Türk dizisi karşısında İsraillilerin tüm zamanların en yoğun histerisine kapıldıklarını aktaran Haaretz gazetesi, dizinin başrollerinden Faruk Boran'ı canlandıran Özcan Deniz'den 'İsrail'in yeni seks sembolü' diye söz etti.

"Türkler geri döndü ve tüm İsrail'i kendilerine müptela ettiler" başlıklı çok geniş bir haber analiz kaleme alan gazeteci-yazar Ariana Melamed, İsraillilerin açtığı 'İstanbullu Gelin, sadece müptelaları için' başlıklı gruba da katılmak için talep gönderdi.

Talebin birkaç saat içinde kabul edilmesinin ardından kendini İsrail'in yeni seks sembolü Özcan Deniz'in canlandırdığı Faruk Boran'ın resimlerinin basıldığı kupalara, şekerle çizildiği keklere bakarken bulduğunu belirten Melamed, grup üyelerinin Süreyya'nın güzel süveterlerinden nerede bulabileceklerine, internette nereden sipariş edebileceklerine dair kritik bilgileri aralarında paylaştıklarını belirtti.

İlk girdiğinde 67 bin 409 üyeli gruba o arada 400'den fazla kayıp ruhun daha katıldığını dile getirdi.

Bu arada bağımlılardan gruba hep benzer sorular geliyordu: Faruk evli mi? (Türk magazin basınına göre evet, ama belki pek de mutlu değil.) Kürt olduğu doğru mu? (Evet, doğru.) Konak gerçek mi? (Hayır. Sadece dizi için inşa edildi. Set aslında terk edilmiş bir ayakkabı fabrikası. Senaryonun Bursa'da diye sunmasına karşın İstanbul'un Beykoz semtindeki bir tepede bulunuyor.)

Günde gelen yüzlerce mesaj arasında aklında en çok kalanı da aktaran yazar, Faruk'un Süreyya için aldığı çiçek buketini elinde tuttuğu fotoğrafın altına üyelerden birinin "Tatlım, beni bir demet maydozla bile götürürsün" yorumunu yaptığını kaydetti.

Faruk Boran yani Özcan Deniz ile selfie çekme umuduyla çok sayıda İsraillinin dizinin setine akın ettiğini belirten yazar, bu arada dolandırıcıların da seti gezdireceğiz diye kişi başı 200 dolar topladıkları turlar düzenledikleri, oysa seti gezmenin bedava olduğu ve oyuncu kadrosunun çok dostça davrandığı uyarısını yaptı.

Grup üyelerinin en büyük arzusunun Faruk'un İsrail'e gelmesi olduğunu aktaran yazar, onu görmek için İsrail'in antik liman kenti Kayserya'daki amfiteateri doldurmaktan söz ettiklerini kaleme aldı.

Neo-Marxist bakış açısından Latin Amerikan ya da Türk dizilerinin yoksul ve hatta yetim ama iyi kalpli kız ile zengin ve güçlü erkek arasındaki aşk hikayesine ve çeşitli olayların ardından evlenmelerine, yani Külkedisi Sinderella örgüsüne dayandığını, ama İstanbullu Gelin'in aynı izleğe rağmen sıradan bir telenovela olmadığını dile getiren Ariana Melamed, diziyi Faruk-Süreyya aşkı sürükler gibi gözükmesine karşın, bunun aslında 'Dallas'ın 'Cesur ve Güzel' ile karşılaşması gibi bir mega pembe dizi olduğunu, ana konusunun da sosyoekonomik bir birim olarak ailenin statüsü ile aileyi oluşturan bireylerin arzularının çatışması olduğunu anlatarak şöyle devam etti:

"Bu da muhafazakar değerlerle modernlik arasındaki mücadele demek. Bu, Mustafa Kemal Atatürk tarafından kurulmasından beri Türkiye Cumhuriyeti'ndeki en önde gelen siyasi ve toplumsal mücadeledir. Gelin'de bu mücadele erkek hegemonisi altındaki kadınların statüsüyle ilgili tartışmalarda vücut buluyor."

Haberin tamamı için tıklayın