Ara 20 2017

100 gençten 29’u boşta geziyor

İktidarların işsizlik sorununu ötelemede kullandığı ana yöntemlerden biri de yüksek öğrenim sistemidir. Yani üniversiteler. Bir birey eğer öğrenim görmeyip okula da devam etmiyorsa 18 yaşından sonra işsiz statüsünde sayılacağı için, çok sayıda üniversite ve yüksek okul açarak en azından belirli bir süre boyunca işsizlik oranlarının yükselmesi engellenebilir.

Ancak uzun süre sürdürülemez. Nihayetinde okullar belirli bir süreliğine devam edecektir. Böylece kısa bir süre sonra o okullardan mezun olan gençler iş bulamamaları halinde yine işsiz statüsüne girecektir. 

Ayrıca iktidar işsizliği ertelemek için gereğinden fazla üniversiteyi devreye soktuğu,  buradan mezun olanlara ancak üst düzey işler verilebildiği ve bu işleri hayata geçirmenin pahalı olduğu göz önünde bulundurulduğunda; başlangıçta çözüm olarak görünen bu yöntem o ülkede çözümü daha zor kalıcı bir işsizliğe sebebiyet verir.

Tıpkı son 15 yılda ihtiyacının üzerinde yüksek öğrenim kurumu açmakla eleştirilen Türkiye gibi.

Dünya’dan Alaattin Aktaş genç işsizlerin durumuna değiniyor bugün. Rakamlar veriyor, ‘TÜİK verilerine göre yaşları 15-29 yaş arasındaki toplam nüfus eylül ayı itibariyle yaklaşık 18 milyon. Bu gençlerin 4.9 milyonu yalnızca eğitim görüyor, 5.8 milyonu yalnızca çalışıyor, 2.1 milyonu hem eğitim görüyor, hem çalışıyor.

Geriye kalan yaklaşık 5.2 milyon genç ise ne eğitim görüyor ne çalışıyor. Yani bir kez daha vurgulayalım, bu yaş grubundaki her 100 gençten 29’u boşta geziyor’ diyor.

Aktaş gençlerin söylene geldiği şekilde ‘eğitimsizlik’ten kaynaklanan bir işsizlik yaiadığı görüşünde de değil. ‘Boşta gezen gençler bu durumla eğitimsiz oldukları karşı karşıya kalıyor değiller’ diyor. Aktaş’ın bu tanısı 1 milyon üniversite mezununun işsiz olduğu yönündeki gazete haberlerini de hatırlatıyor. 

Şunları yazmış Aktaş:

"Eğitim tamamlanmıştır, iş yoktur ve böylece ister istemez “ne eğitimde ne istihdamda” kategorisine girilir. Temel sorun bellidir. Temel sorun gençlere iş yaratamıyor olmamızda yatmaktadır. Ama bu son dönemlere özgü bir sorun olarak da görülmemelidir."