Haz 07 2018

Bakanın köyü isyanda: 10 binlerce kişi işsiz

Sandık günü yaklaşırken Türkiye’nin farklı illerindeki durum ve seçmenin bakış açısı da irdelenmeye devam ediyor. 

BirGün gazetesinden Meltem Yılmaz’ın Adana’dan izlenimlerini aktardığı haberde, Adana-Mersin arasında bir süre öncesine kadar irili ufaklı 100 kadar fabrikada 10 binlerce işçi istihdam edilirken bugün 97 fabrikanın kapanmış durumda olduğu ve 10 binlerce kişinin işsiz kaldığı bilgisi veriliyor.

Kapanan fabrikalar, verimli Çukurova havzasının Adana - Mersin karayolunun üzerinde yer alıyordu.

Haberde aktarılana göre, kâğıttan peçeteye, yumurtadan pilice kadar çeşitli alanlarda üretim yapan bu işletmelerde 10 binlerce işçi istihdam ediliyordu. 

Fabrikalar son 10 yılda yavaş yavaş kapanmış. Bu tablo ortaya aileleriyle birlikte yoksulluğa mahkûm edilmiş 10 binlerce kişi koyuyor.

AB Bakanı Ömer Çelik’in de köyü olan Zeytinli’de hemen herkes işsiz ve geçinemiyor. Tarlada da her zaman iş olmadığı için, günlerinin büyük bir kısmını oturup bekleyerek geçiriyorlar.

Ancak daha büyük sorun ise çocuklar…

Köydeki altyapı sorunlarından dolayı hijyensiz koşullar nedeniyle çocukların sık sık hasta olduğu belirtiliyor. En yakın hastane 20 kilometre ötede olduğu için, arabası olmayan acil durumlarda çaresizce ambulansın gelmesini bekliyorlar. Anlattıklarına göre ambulansın bölgeye ulaşması kimi zaman 1 saati buluyor.

Çocuklarının hiçbir ihtiyacını karşılayamadıklarını ifade eden kadınlar, “çocuklarımıza ayakkabı alamıyoruz. Eskiden ayda bir alanlar bile şimdi yılda bir ayakkabı alıyor. Evde eskiden ayda 1 kere et yapıyorsak şimdi 3 ayda bir yapıyoruz” diyorlar.

Ama bu kadarla sınırlı değil. Herkesin ayrı bir alanda, ayrı bir derdi var. 9 çocuğu olan Sabiha Demirel bugüne kadar devletten aldığı dulluk maaşının, 31 yaşındaki oğlu sigortalı olarak çalışmaya başladığı için kesildiğini söylüyor. “Ben 9 çocukla nasıl hayatla başa çıkayım” diye sorun Demirel, geleceğe dair korkuları olduğunu ifade ediyor.

24 yaşındaki Gülcan Çay, tacizle baş etmek zorunda kalan kadınlardan. Zira sabah işe gidip akşam eve dönerken yolda otobüs beklediği sırada sık sık taciz olayları olduğunu söylüyor:

“Buraya yakın bir durak olmadığı için anayolda epey yürümek zorunda kalıyoruz. Yol boyunca da arabalar kornaya basıyor, tabii ki rahatsız oluyoruz. Bir durak koymaya bile kimse tenezzül etmiyor.”

Köyün yerlilerinden Hasan Koç, “Bir fakirin ekonomisi demek cebi demek. Bundan 10 yıl önce tarlada çalışan bir insanın yevmiyesi 28 liraydı ama o zaman küçük tüp 18 liraydı. Şu anda tarlada çalışan insanın yevmiyesi 50 lira küçük tüp 96 lira. İşte ekonomi budur. Bir elektrik faturası eskiden 60- 70 lirayı geçmiyordu, elektrik idaresinin özelleştirilmesi ile şimdi gelen fatura 250’den aşağı değil. Biz bu şartlarda nasıl ayakta kalalım?” diye soruyor ve şöyle devam ediyor:

“Eskiden bu köyün de içinde bulunduğu Adana- Mersin karayolu, fabrika alanıydı. Şimdi neredeyse hepsi kapandı, herkes işsiz kaldı. Sadece Bossa’da çalışan 5 bin kişi vardı. Eskiden pamuk toplayanlar 3 sefer toplardır. Yere dökülen pamuklar bile satılırdı. Çiftçi para kazandığı gibi pamuk toplayanlar da kazanırdı. Şimdi çiftçi pamuk ekmiyor, buğday ekmeye çalışıyor ama onu da ekemiyor. Mazot, gübre derken çiftçi buğdaydan da zarar ediyor. Şu anda çiftçiler faize düşmüş durumda. AKP’yi savunanlar diyor ya ‘her fakirin altında bir araba var’ diye. Evet, doğru söylüyorlar. Fakir insan gidiyor mecburiyetten kendine araba alıyor ama bankaya 50 bin lira kredi borcu var. Aç kalıp o borcu ödüyor.”

Koç, AKP’nin insanlardan baskı ve tehditle oy aldığını iddia ederek sözlerini şöyle sürdürüyor: 

“Her köyden ailesi kalabalık olan 5 kişi seçip onlara iş veriyorlar. Seçim zamanı gelip, bu köyden AKP’ye oy çıkmazsa bu kişiler de işinden olacak diye tehdit ediyorlar. İnsanlar baskı altında. Bir çorba makarna, iftar yemeği getirip gidiyorlar. İnsanların sinirleri çok bozuk, en ufak bir şeyde kavga çıkıyor. Aileler de zoraki bir arada duruyor. Evli insanlar, eşleriyle en ufak bir kavga karakolluk olabiliyor. Neden, çünkü insanlar konuşmayı unuttu. Hep kavga ve şiddet var artık.”