İşsizler ‘umutsuz’ iş aramıyor, işverenler ‘batık’ işçi aramıyor

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) 10 Ağustos’ta Mayıs ayına ait işsizlik ve istihdam verilerini yayınlayacak. Son olarak 10 Temmuz’da açıklanan Nisan ayı rakamları “işsizliğin düştüğünü, işsiz sayısının azaldığını” sergileyen rakamlardan oluşunca, TÜİK’in verilerinin ve hesaplama yöntemlerinin güvenilirliği yeniden tartışılmaya başlanmıştı.

Özellikle Mart ayından itibaren koronavirüs salgını önlemleri çerçevesinde yüz binlerce işyerinin kapanması, faaliyetinin durdurulmasına karşılık TÜİK’in art arda işsizliğin gerilediğini içeren rakamlar açıklaması tıpkı enflasyon ve büyüme rakamlarında olduğu gibi gerçek verilerin gizlendiği, rakam oyunlarına başvurulduğu iddialarını gündeme taşıdı.

İşverenlerin en büyük ve yarı resmi çatı örgütü Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği’nin (TOBB) Ekonomi ve Teknoloji Üniversitesi bünyesindeki Sosyal Politikalar Araştırma Merkezi (SPM) her ay TÜİK’in açıklamasından bir hafta önce işsizlik ve istihdam konusunda TOBB üyesi 1,3 milyon işyerinin nabzını tutarak öngörü ve projeksiyonda bulunuyor.

SPM’nin açıkladığı Mayıs 2020 ayına dönük araştırma sonuçlarında işsizliğin son 10 yılın en yüksek noktasına ulaştığı korona salgını nedeniyle Mayıs ayında işsizliğin 1,9 puan artışla Nisandaki yüzde 12,8 düzeyinden yüzde 14,7 seviyesine yükseleceği, tarım dışı işsizliğin ise 2,3 puan artışla yüzde yüzde 17,2’ye yükseleceği vurgulandı.

SPM Mayıs 2020 Araştırması’nın sonuçlarına göre geniş tanımlı işsizlik de Nisan ayına kıyasla 1,6 puan artışla yüzde 24,3 oranına ulaşacak.

Mayıs ayında sadece bir ayda 405 bin kişinin işini kaybettiği, sanayi istihdamının 5 milyon 282 bin kişiye gerilediğini saptayan SPM araştırmasının ortaya koyduğu bu tabloya karşılık TÜİK’in nasıl bir veri seti açıklayacağı 10 Ağustos’ta netleşecek. 

Resmi işsizlik ve istihdam verilerini derleyen ve TÜİK’e göre daha güncel rakamlar açıklayan İş ve İşçi Bulma Kurumu’nun (İŞKUR) Temmuz ayına ilişkin son rakamları ise çalışanların iş aramaktan işverenlerin de işçi aramaktan vazgeçtiğini, umudunu yitirdiğini açık biçimde sergiliyor.

İŞKUR verilerine göre, uzun süredir değişmeyen şekilde yine kuruma en çok iş başvurusunda bulunan ve işe yerleştirilenler güvenlik görevlileri oldu. Güvenlik görevlilerini izleyen meslek grubu ise İŞKUR’un tasnifinde ‘Satış Danışmanı’ olarak yer alan tezgahtar ve pazarlamacılar oluşturdu.

Geçen yılın aynı ayıyla mukayese edildiğinde işverenlerden gelen açık iş pozisyonu ve eleman arama başvuruları yüzde 50,4 oranında gerileyerek 2019 Temmuz ayındaki 191 bin 556 açık işten 95 bine indi. 

Haziran ayı başından itibaren normalleşme sürecine geçilmesi, tüm işyeri ve işletmelerin faaliyetine başlamasına karşılık işverenlerin eleman arayışları yüz binin üzerinde azalırken, İŞKUR’a yapılan iş kayıtlı işsiz ve iş arama başvurularının gerilemesi de iş arayan işsizler arasında umutsuzluğun i,yice yaygınlaştığını işaret ediyor.

İŞKUR’a yapılan kayıtlı iş arama başvurularının sürekli düşüş göstermesi, işp bulmaktan umudunu kaybedenlerin sayısının arttığının bir başka somut göstergesi. Temmuz ayında İŞKUR’a kayıtlı işsiz sayısı Haziran ayına göre yüzde 1,6 azalarak 3 milyon 325 bin kişiye gerilerken geçen yılın Temmuz ayına göre ise yüzde 17,7 oranında azaldı. 2019 Temmuz ayında İŞKUR’a kayıtlı işsizlerin sayısı 4 milyon 39 bindi.

İşsizler arasında umutsuzluğu iyice yaygınlaştığının bir diğer çarpıcı işareti ise iş görüşmesine gelenler-gelmeyenlere ilişkin rakamlar. İŞKUR Temmuz ayında iş ve meslek danışmanlığı hizmetleri kapsamında işsiz olup, iş arayanlarla 193 bin 992 bireysel görüşme gerçekleştirildi. Bu rakam geçen yılın Temmuz ayında 572 bin 325 olan bireysel iş görüşmesine gelenlerin sayısına kıyasla yüzde 66’lık bir gerilemeyi ifade ediyor. Bu yılın Ocak-Temmuz dönemi itibarıyla bireysel iş görüşmesi çağrışıma gelmeyenlerin sayısındaki düşüş ise yüzde 57,3 oldu.

Diğer deyişle bir yandan iş aramak için İŞKUR’a başvuran, kaydolan ve kendisine açık iş daveti gelmesini bekleyenlerin sayısı geçen yıla göre 1 milyondan fazla azalırken diğer yandan da açık pozisyonlar için bireysel görüşmeye davet edilen ancak bu görüşmeden bir sonuç çıkacağına inanmadığı için davete gelmeyenler katlanarak artıyor.

Öte yandan işini kaybedenler için sosyal güvence niteliğindeki İşsizlik Sigortası Fonu (İSF) ise hızla eriyor. Salgın nedeniyle işini kaybedenlere İSF’den üç ay süreyle yapılan kısa çalışma ödeneği ve ücretsiz izne çıkartılanlara yapılan nakit desteği ödemelerinin süresi bir ay daha uzatıldı. İSF’den işsizlik ödeneği alanların sayısı Haziran sonu itibarıyla 484 bin kişi olurken, ödeme tutarı ise 6 ayda 2018’in tamamında yapılan 4,8 milyar liraya yaklaşarak 4 milyar 44 milyon lira oldu. 2019’un tamamında ise İSF’den 7,9 milyar TL işsizlik maaşı ödenmişti.

Buna karşılık salgın sürecinde faaliyeti durdurulan işyerlerinde çalışan ya da ücretsiz izne çıkarılanlara yapılan kısa çalışma ödeneğinde ise patlama yaşandı. 2019’un tamamında kısa çalışma ödeneği alanların sayısı 24 bin kişi ve ödeme tutarı 181 milyon lira iken Haziran 2020 verileriyle kişi sayısı 2,3 milyona, yapılan ödemelerin tutarı ise 13 milyar 829 milyon liraya ulaştı. Salgın sürecinde uygulamaya konulan ücretsiz izne çıkartılanlara dönük nakdi destek ödemelerinden ise 1,7 milyon kişi yararlandı ve İSF’den yapılan ödeme tutarı da üç ayda 2,8 milyar TL oldu. 

Dolayısıyla sadece bu veriler bile salgın nedeniyle üç aylık dönemde işini kaybedenlerin ve İSF’den ödeme alan ‘yeni işsizlerin’ sayısının 4 milyon kişiye ulaştığını ortaya koyuyor. Mart ayında başlayan salgın öncesinde Şubat 2020 TÜİK verilerine göre 4 milyon 228 bin kişi olan resmi işsiz sayısı, salgında işini kaybeden ve İSF desteği alanlarla birlikte gerçekte 8 milyon kişiyi aşmış durumda. 

Kaldı ki, İSF’den kısa çalışma ödeneği almak üzere başvuranların yaklaşık 2 milyonu en az 450 gün prim ödemiş olma koşulunu yerine getiremedikleri için bu ödemeden yararlanamadılar ve yukarıdaki rakamlara dahil değiller. İŞKUR kayıtlarına giremeyen ve ödemelerden yararlanamayan bu kişileri de ilave ettiğimizde salgında işsiz kalanlar 10 milyon kişinin de üzerine çıkıyor. TÜİK de işsiz oldukları için İŞKUR’dan ödeme alan bu kişileri işsiz saymıyor ve rakamlarına yansıtmıyor. 

İSF’nin işçi-işveren katkısıyla oluşan parasal varlıkları ise bu tablo sonucunda 2019 sonunda 131 milyar TL iken 2020 Haziran sonunda 117 milyar TL’ye indi. 

Kurlardaki yükselişin yarattığı şok dalgası ile bir çok özel sektör iş yeri döviz borçları nedeniyle darboğaza girme olasılığıyla karşı karşıya kalırken bu aynı zamanda işsiz sayısının da artacağı anlamına geliyor. Merkez Bankası’nın sıkı para politikasına geçme ve likiditeyi azaltma adımları, faizlerin yeniden yükseltilmesi kredi hacmini, tüketim, talep ve harcamaları aşağı çekerek ekonomik daralmayı, küçülmeyi beraberinde getirecek. Bu da ilave bir işsizlik dalgasını tetikleyecek. TÜİK, İŞKUR ve İSF rakamları,  Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Türkiye nüfusunun 65 milyondan 83 milyona çıktığını görmeksizin 2002 ile 2019’daki buzdolabı satışlarını kıyaslayarak “ekonominin tırmanışa ve uçuşa geçtiği” iddiasının aksini söylüyor.

Televizyon röportajında Cumhurbaşkanının üstteki bu sözleri sorulan bir yurttaşın “Doğrudur uçuşa geçtik ama Japon kamikaze pilotları gibi baş aşağı uçuştayız. Yakında burnumuzun üstüne çakılacağız” yanıtı, resmi rakamlar ve açıklamaların da ötesinde ülkenin ekonomik gerçeğini ifade ediyor. 

Bu makale yazarın görüşlerini yansıtır. Ahval’in yayın politikası ve editoryal bakış açısı ile her zaman uyumlu olmak zorunda değildir.