İşsizlik Fonu’yla ilgili bilmeniz gereken beş şey

Koronavirüs nedeniyle binlerce insan hayatını kaybederken, salgın iş hayatını da vurdu. Koronavirüs tedbirleri kapsamında kafeler, spor salonları, barlar, kahvehaneler kapatıldı, mağazalar kepenk indirdi, çok sayıda fabrikada da üretim durdu. Salgının ne zaman biteceği ve “evde kalma” tedbirinin ne kadar süreceği belirsizliğini korurken, çok sayıda çalışan da işsiz kaldı. 

Uzmanlar salgınla beraber rekor bir işsizliğin yaşanacağı uyarısı yaparken, bu süreçte gündeme gelen konulardan biri de işsizlik maaşıyla beraber İşsizlik Sigortası Fonu.

Merkez Bankası’nın piyasa yapıcı bankalara, İşsizlik Sigortası Fonu'ndan satın aldıkları devlet iç borçlanma senetlerini kendisine satma olanağı tanıması üzerine bu konu tekrar tartışmalara neden oldu.

T24 yazarı Barış Soydan, Merkez Bankası’nın kararına ilişkin “Belli ki Fon’daki paranın bir kısmı koronavirüs salgınına karşı kullanılacak. Ama ne kadarı ve kimin çıkarına?” diye soruyor.

Barış Soydan, İşsizlik Fonu’yla ilgili bilinmesi gerekenleri de şöyle aktardı:

1. İşsizlik Fonu’nda ne kadar para var?

131 milyar liradan fazla.

2. Bu para işsizliğe derman olur mu?

15 milyon işçiye üç ay süreyle asgari ücret ödemek için 104.7 milyar TL gerekiyor. Bu para İşsizlik Fonu’nda var. Öte yandan DİSK Araştırma Merkezi’nin hesabına göre:

- 1 milyon işçiye üç ay süreyle asgari ücret ödemek için 7 milyar TL,

- 5 milyon işçiye üç ay süreyle asgari ücret ödemek için 34.9 milyar TL,

- 10 milyon işçiye üç ay süreyle asgari ücret ödemek için 69.8 milyar TL gerekiyor.

İşsizlik Fonu’ndaki parayla bu seçeneklerden birini devreye sokmak mümkün.

3. Bu parayı şu anda kim kullanıyor?

Patronlar. "Olur mu öyle şey?" dediniz, değil mi? Oluyor: Amacı işsizlik sigortası ödemeleri ve işsiz kalanların yeniden işe kazandırılması olan İşsizlik Sigortası Fonu son yıllarda adeta bir işveren destek fonuna dönüştü. DİSK’in hesaplamasına göre işsizlik maaşına ayrılan pay yüzde 28’de kalırken, işverenlere yapılan teşvik ödemeleri Fon giderlerinin yüzde 44’üne ulaştı. 2019’da 37 milyar TL olan toplam giderden işsizlik sigortası için 10.4 milyar harcanırken, işveren teşviklerine ayrılan tutar 16 milyar TL’ye yükseldi. Yani işverene işsizden daha fazla para verildi. 

4. Fon’un parası nerede tutuluyor?

İşsizlik Fonu’ndaki para hükümet tarafından devlet tahvillerine yatırılmış durumda. Eski Merkez Bankası Başkanı ve İYİ Parti Milletvekili Durmuş Yılmaz, "130 milyar TL bakiyesi olduğu söylenen İşsizlik Fonu’nda nakit yok. Çünkü işverenden, devletten ve işsizden kesilerek biriktirilen bu fon aylık olarak kamu ihalelerine hazine borçlanmaları için kullanılıyor. Yani devlet bu parayı harcıyor. Tahvil ve bono var, nakit para yok, sadece yükümlülük var" dedi.

Devlet tahvillerini satıp İşsizlik Fonu’ndaki parayı nakite çevirmek elbette mümkün. Zaten Merkez Bankası’nın son kararı da hükümetin bu adımı atmaya hazırlandığını gösteriyor. Ama önemli bir nokta var: İşsizlik Fonu’nun elindeki tahvillerin tamamı nakde çevrilirse devletin başka yerden borç bulması gerekir. Bu da dengeleri sarsar, finansman sorunu çıkarır. DİSK Araştırma Merkezi buna dikkat çekerek, "Anlaşılan Hükümet bu kaynakları nakde çevirmesi durumunda yeni iç borçlanmanın finansmanından çekiniyor. Bu yüzden de İşsizlik Sigortası Fonu kaynaklarının kullanımında ağırdan alıyor" diyor.

5. Öyle veya böyle, demek ki, işsizlerin ve işini kaybetme tehdidiyle yüz yüze olanların derdine şifa olacak bir kaynak mevcut. Neyi eleştiriyorsunuz?

İyi de işsizlerin ve işini kaybetme tehdidiyle yüz yüze olanların pek azı İşsizlik Fonu’ndan yararlanabiliyor. Çünkü işsizlik ödeneği üç koşula bağlı olarak veriliyor: 1) İşçinin istek ve kusuru dışında işsiz kalmaması, 2) İş sözleşmesinin sona ermesinden önceki son 120 gün iş sözleşmesine tabi olması ve 3) İş sözleşmesinin feshinden önceki son üç yıl içinde en az 600 gün süre ile işsizlik sigortası primi ödemiş olması. Kısacası işsizlik ödeneğinden yararlanma koşulları çok ağır.

DİSK’in verdiği bilgiye göre Aralık 2019 itibariyle işsizlik ödeneğinden yararlanan işsiz sayısı sadece 595 bindi. Oysa aynı dönemde dar tanımlı işsiz sayısı 4.4 milyon civarındaydı. İşsizlerin sadece yüzde 13’ü işsizlik ödeneğinden yararlanabiliyor.

Aynı şey koronavirüs salgınıyla gündeme gelen kısa çalışma ödeneği için de geçerli. Kısa çalışma ödeneği, işyerinde üç ayı aşmamak üzere sigortalılara çalışamadıkları dönem için gelir desteği sağlayan bir işsizlik sigortası uygulaması. Bu süre altı aya kadar uzatılabiliyor. Kısa çalışma ödeneği alabilmek için gerekli olan son üç yılda 600 gün çalışma koşulu ile son 120 gün aralıksız çalışma koşulu geçtiğimiz günlerde değiştirildi ve son 60 gün iş sözleşmesine tabi olmak kaydıyla son üç yıl içinde 450 gün prim ödeme koşulu getirildi. Ancak bu süre de çok yüksek. DİSK, koronavirüs salgını süresince, iş sözleşmesine dayalı çalışmanın yeterli sayılmasını öneriyor.

 

Yazının tamamına buradan ulaşabilirsiniz