Ekrem Onaran
Ağu 22 2019

İşsizlik rakamlarıyla oynanıyor mu?

Türkiye’nin siyasi gündemi hemen her gün değişmese de işsizlik, değişmeyen sorunların başında geliyor. Tarım ve turizmdeki mevsimsel istihdama rağmen artışını sürdürerek kronik bir hal aldı. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından açıklanan mayıs ayı verilerine göre işsizlik yüzde 12,8, işsiz sayısı 4 milyon 157 bin. 

Ancak sorun bu kadarla da sınırlı değil. TÜİK verilerini dikkate incelediğimizde, önemli bir çelişki dikkat çekiyor. İşgücüne katılımda, soru işaretlerine yol açan tuhaf bir durum söz konusu. 

İşgücü; iş talebiyle istihdam piyasasında yer alan kişilerin toplamını ifade ediyor. Bu kişiler ya iş bulup çalışan nüfusa dahil oluyor ya da iş bulamadıkları için işsiz sayısını artırıyor. 

Şimdi rakamlara bakalım. 

TÜİK’in en son açıkladığı verilere göre 15 yaş üstü nüfus, 2018 mayıs ayında 60 milyon 571 bin kişiydi. Aynı kategorideki nüfus, 2019 mayıs ayı itibariyle 61 milyon 342 bin kişiye ulaştı. Yani çalışma çağındaki kişi sayısı, bir yılda 771 bin artış gösterdi. TÜİK’e göre aynı dönemde işgücü ise 32 milyon 274 binden 32 milyon 426 bine yükseldi. Buradaki artış 152 bin kişi. 

Bir başka ifadeyle, son bir yıldaki 771 bin kişilik nüfus artışının yalnızca 152 bini iş talebiyle istihdam piyasasında yer aldı. 

Peki, böyle bir şey mümkün mü?

Dönüp geçmiş yıllara bakalım. TÜİK verilerine göre 2017 mayıs ile 2018 mayıs arasındaki bir yıllık sürede nüfus 790 bin kişilik artış gösterirken işgücü 561 bin kişi arttı. Çalışma çağındaki nüfusta meydana gelen artışın yüzde 71’i iş talebiyle istihdam piyasasına girerek işgücüne dahil oldu. 

Mayıs 2016 ile Mayıs 2017 arasında ise nüfus 1 milyon 160 bin kişilik artış gösterirken işgücünde 950 bin kişilik artış kaydedildi. Nüfustaki artışın yüzde 82’si işgücüne katıldı. 

Seriyi geriye doğru devam ettirdiğimizde de benzer veriler söz konusu. 15 yaş üzeri çalışma çağı nüfusunda meydana gelen artışın en az yüzde 70’i iş talebiyle istihdam piyasasına girerek işgücünü dahil oluyor.

Ancak 2019 yılı mayıs ayına geldiğimizde bu oran birden yüzde 20’ye çakılıyor. 2019’un önceki aylarına baktığımızda da nüfustaki artışın işgücüne yansıması giderek düşüyor. Mayıs ayında ise en düşük seviyeye iniyor.  

İşgücüne katılımın düşmesi, nüfusun iş aramaması veya çalışmak istememesi demek. İnsanlar, ya iş bulma ümidini bütünüyle yitirdiği için ya da ekonomik refaha ulaştığı için işgücüne katılım düşebilir. Ancak TÜİK iş bulma ümidini yitirenleri ayrı bir başlıkta açıklıyor. O rakamlarda keskin değişimler yok. 

Ayrıca, TÜİK rakamlarının sağlamasını yapabileceğimiz veriler Türkiye İş Kurumu (İŞKUR) tarafından açıklanıyor. İŞKUR verilerine baktığımızda, son bir yılda kuruma kayıtlı işsiz sayısında çok büyük artış söz konusu. Mayıs ayında, İŞKUR’a kayıtlı işsiz sayısı geçen yılın aynı ayına göre yüzde 59,5 artarak 4 milyon 84 bin kişiye ulaştı. 

Kayıtlı işsiz sayısı haziran ayında tüm zamanların rekorunu kırarak yüzde 68,5 artışla 4 milyon 417 bin oldu. Temmuz ayında ise geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 51,2 artarak 4 milyon 39 bin kişiye ulaştı. 

Yani Türkiye’de insanlar yoğun bir şekilde iş arıyor. Milyonlarca işsiz, İŞKUR’a giderek kayıt olup iş istiyor. Çalışmak istenmemesi gibi bir durum söz konusu değil. 

Türkiye koşullarında ekonomik refahın artmasına bağlı olarak iş talebinden vazgeçilmesi de mümkün olmadığına göre, işgücüne katılımındaki sert düşüş izaha muhtaç. 

Esasen İŞKUR’un verileri çerçevesinden baktığımızda, işgücüne katılımın düşmediği anlaşılıyor. 

Bir de TÜİK’in “işgücüne dahil olmayanların nedene göre dağılımı” verisine bakalım. 

Bu grupta; iş aramayıp çalışmaya hazır olanlar, iş bulma ümidi olmayanlar, mevsimlik çalışanlar, ev işleriyle meşgul olanlar, eğitim-öğretimdeki nüfus, emekliler, çalışamaz halde olanlar ve diğer başlığı yer alıyor. Bu kişiler işsiz sayılmıyor.   

İşgücüne dahil olmayan nüfus, 2018 mayıs ayında 28 milyon 297 bin kişiyken 2019 mayıs ayında 28 milyon 916 bin kişiye yükseldi. Bu kalemde 619 bin kişilik artış var. Aynı veri yıllık bazda bir önceki dönemde 217 bin kişilik artış göstermiş. 

Yani son bir yılda, işgücüne katılım geçmiş yılların tersine çok sert düşerken işgücüne dahil olmayan nüfus önceki yılların üç katı artış gösteriyor. 

Peki, işgücüne katılımın düşük olması ne işe yarar? 

En basit anlatımla, işsizliğin düşük gözükmesine yol açar. 

Zira istihdam olanakları artmadığı için işgücüne katılımın artması, işsizliğin artması demek. Ancak çalışma çağındaki nüfusun bir bölümü, işgücü yerine işgücüne dahil olmayan nüfusun içine dahil edildiğinde işsizlik olduğundan daha düşük gözükebilir. 

Normal şartlarda, çalışma çağına erişen 771 bin kişiden yalnızca 152 bininin iş talebiyle istihdam piyasasında yer almasının, diğerlerinin iş aramamasının ya da çalışmak istememesinin izahı yok. Ayrıca iş aradıkları İŞKUR verilerinde açıkça görülüyor. 

Bu durumda, işgücüne katılımdaki keskin düşüşü ve işgücüne dahil olmayan nüfustaki büyük artışı nasıl izah edeceğiz? 

İster istemez akıllara, “işsizliğin yüzde 14’lerden 12,8’e gerilemesinin sırrı, işgücü rakamlarındaki değişimde mi gizli” sorusu geliyor.   

TÜİK’in tatmin edici bir açıklama yaparak kuşkuları ortadan kaldırması gerekir. Aksi halde kafalardaki soru işaretleri giderek büyüyecektir. 


© Ahval Türkçe

Bu makale yazarın görüşlerini yansıtır. Ahval’in yayın politikası ve editoryal bakış açısı ile her zaman uyumlu olmak zorunda değildir.

Bu makale yazarın görüşlerini yansıtır. Ahval’in yayın politikası ve editoryal bakış açısı ile her zaman uyumlu olmak zorunda değildir.