Kadın, çocuk ve emekliler yoksulluk kıskacında!

Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’nın verilerine göre yaşlı nüfusun toplam nüfus içindeki payı giderek artıyor. 2008 yılında nüfusun yüzde 6,8’i yaşlılardan oluşurken bu oran 2018 yılında 8,8 oldu. Yaşlı nüfus oranı, 1935’ten bugüne 2,3 kat arttı. Nüfus projeksiyonlarına göre yaşlanma daha da hızlanacak. 65 yaş üstü nüfus 2023 yılında 10,2’ye, 2030’da 12,9’a, 2080 yılında ise yüzde 25,6’ya çıkacak. 

Yaşlı nüfusun giderek artması, yaşlı yoksulluğu sorununun daha fazla tartışılmasını beraberinde getiriyor. Sosyal Güvenlik Kurumu’nun (SGK) hakemli yayın organı olan Sosyal Güvenlik Dergisi’nde yayınlanan “Türkiye'de Emeklilik Sistemlerinin Yaşlı ve Emekli Yoksulluğu Üzerine Etkisi” isimli makalede yaş gruplarına göre yoksulluk, emekli maaşlarının yoksulluğa etkisi ve yaşlı yoksulluğuyla ilgili önemli bulgulara yer verildi. 

Ankara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü’nden Ahmet Oğuz Sarıca tarafından hazırlanan makale, yaş grubu ve cinsiyete göre Avrupa Birliği ve Türkiye’de yoksulluk oranlarını analiz ediyor. Çalışmaya göre Türkiye’de yaşlı yoksulluğu Avrupa Birliği ile karşılaştırıldığında daha yüksek boyutta. Bir başka ifadeyle, AB üyesi ülkelerde aylık ödemelerin yaşlı yoksulluğunu azaltıcı etkisi Türkiye’ye göre daha yüksek.  

Gerilemekle beraber çocuk yoksulluğunun Türkiye’de ciddi boyutta olduğu, bunu genç yoksulluğunun izlediği görülüyor. Yaş ilerledikçe yoksulluk oranları gerilemekle beraber yaşlı yoksulluğu artıyor. Yoksulluk riskinin en düşük olduğu yaş grubu AB’de 65 yaş üzeri iken Türkiye’de 50-64 yaş grubu. 

Türkiye, yaşlı yoksulluğu açısından birçok gelişmiş AB ülkesinden daha kötü durumda. Araştırma, kadınların yaklaşık yüzde 45’inin herhangi bir aylığı ya da işi olmadığını ortaya koyuyor. Kadınların yaklaşık yüzde 17’sinin çalıştığı, genç yaşta emeklilik uygulamalarına rağmen sadece yüzde 15’inin emekli maaşı aldığı, yüzde 14’üne ise dul ve yetim aylığı bağlandığı görülüyor. 

Çoğunluğunun geçmiş yıllarda sigorta kapsamında olmaması, emekli aylığı alan kadın nüfusun sınırlı kalmasına yol açmış durumda. Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) mikro verileri kullanılarak yapılan hesaplamalara göre Türkiye’de kadınlar çoğunlukla bağımlı nüfusu oluşturuyor. 

Yaş gruplarına göre 50-64 grubunda erkeklerin yaklaşık üçte ikisinin kendi çalışmasından kaynaklı emekli aylığı aldığı, yüzde 26’sının çalıştığı görülüyor. 65 yaş üstü nüfusta ise emekli maaşı alma oranı yüzde 80. Bu grupta yüzde 10’luk kesim 65 yaş maaşı alıyor. Yaş grubu bazında en düşük yoksulluk oranları 50-64 grubunda. 65 yaş aylığı alanlarda yoksulluk oranları ise hem kadın hem de erkeklerde yüzde 50’lerin üzerine çıkıyor.

Tüm aylık alanlar beraber değerlendirildiğinde emekli yoksulluk oranı, kadınlarda (yüzde 8,4) erkeklere (yüzde 5,3) göre daha yüksek. Türkiye’de yoksulların dağılımına bakıldığında, çocuklar ile aylık almayan ve çalışmayanların en büyük kesimi oluşturduğu görülüyor. 

Malul aylığı ve 65 yaş maaşı alanlarda yoksulluk oranlarının yüksekliği dikkat çekici. Bu veriler, primsiz emeklilik rejiminin yeterli sosyal koruma sağlamadığına işaret ediyor. 

Araştırma, emeklilik maaşı alanların yaklaşık dörtte birinin halen çalışma hayatı içinde olduğunu ortaya koyuyor. Bir diğer ifadeyle her dört emekliden biri çalışmaya devam ediyor. Özellikle erkeklerde 50-64 yaş arası grubun neredeyse yarısı çalışıyor. Yani genç emekliler diyebileceğimiz grupta iki emekliden birisi istihdamda yer alıyor. Genel ortalamada, emekli nüfusta yoksulluk oranı yüksek çıkarken 50-64 yaş grubunda düşük çıkmasının temel sebebi de genç emeklilerin çalışmaya devam ediyor olması. Özetle genç emekliler, emekli maaşı yetmediği için çalışmaya devam ederek yoksulluk kıskacından kurtulmaya çalışıyorlar. 

Sonuç olarak Türkiye’de aktif sigortalıların çalışabilir nüfus içindeki oranı, özellikle gelişmiş ülkelerin oldukça gerisinde. Kadınların işgücüne katılımının düşüklüğü, işsizlik oranlarının yüksekliği ve kayıt dışı istihdamın yaygınlığı gibi unsurlar prim ödeyen kişi sayısını sınırlandırıyor. Bu durum, söz konusu kişilerin ilerleyen yaşlarda emeklilik sisteminin dışında kalmalarına yol açıyor. 

Öte yandan 2008 yılında emekli aylık bağlama oranlarının düşürülmesi, emekli maaşlarını neredeyse yarı yarıya azalttı. Bu düzenleme olmasaydı asgari ücretten prim yatıran bir kişi bugün 1820 lira emekli aylığı alacaktı. Ancak aynı kişiye şimdi 720 lira emekli aylığı bağlanıyor. Bu rakam Hazine desteğiyle geçici olarak bin liraya yükseltiliyor. Diğer taraftan 2008 öncesinde en düşük emekli maaşı asgari ücret düzeyindeyken mevcut sosyal güvenlik yasasıyla bu rakam, asgari ücretin yüzde 40’ına kadar gerilemiş durumda. Dolayısıyla 2008 yılında yürürlüğe konulan sosyal güvenlik yasası emekli aylık bağlama oranlarını düşürdüğü için önümüzdeki dönemde emekliler ciddi bir yoksulluk riskiyle karşı karşıya kalacak. 


© Ahval Türkçe

Bu makale yazarın görüşlerini yansıtır. Ahval’in yayın politikası ve editoryal bakış açısı ile her zaman uyumlu olmak zorunda değildir