Resmi rakamlarda dev uçurum: TÜİK'e göre 550 bin, İŞKUR'a göre 91 bin yeni istihdam

Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) açıkladığı verilerle ilgili tartışmalar sürerken, TÜİK dışında enflasyon verisi açıklamaya başlayan bilim insanlarının oluşturduğu Enflasyon Araştırma Grubu’na (ENAG) yönelik suç duyurusu bu kez de veri güvenilirliğini yargıya taşıdı.

TÜİK’in 10 Mayıs’ta açıkladığı İstihdam ve İşgücü İstatistikleri ise tartışmaları daha da alevlendirdi. Verilere göre, Türkiye genelinde 15 ve daha yukarı yaştaki kişilerde işsiz sayısı 2021 yılı Mart ayında bir önceki aya göre 59 bin kişi artarak 4 milyon 236 bin kişi olurken, işsizlik oranı 0,3 puan gerileyerek yüzde 13,4’ten yüzde 13,1 seviyesine indi.

Buna karşılık yeni istihdam edilenlerin sayısı 2021 yılı Mart ayında bir önceki aya göre 550 bin kişi artarak 28 milyon 89 bin kişiye yükseldi. İstihdam oranı ise 0,8 puanlık artış ile yüzde 44,3 oldu.

TÜİK rakamlarına göre genç işsizlikte de düşüş yaşandı. 15-24 yaş grubunu kapsayan genç nüfusta işsizlik oranı bir önceki aya göre 0,7 puanlık azalışla yüzde 25, istihdam oranı ise 1,4 puanlık artışla yüzde 31,4 oldu. Bu yaş grubunda işgücüne katılma oranı ise bir önceki aya göre 1,5 puan artarak yüzde 41,9 seviyesinde gerçekleşti.

TÜİK’in ‘geniş tanımlı işsizlik’ yerine kullandığı ‘Atıl İşgücü’ tanımına girenlerin sayısı da bir önceki aya göre azaldı. Zamana bağlı eksik istihdam, potansiyel işgücü ve işsizlerden oluşan atıl işgücü oranı Mart ayında bir Şubat’a göre 2,3 puan azalarak yüzde 28,1’den 25,8’e indi.

Verilere bakıldığında, Mart ayında istihdam edilenlerin sayısının bir önceki aya göre tarım sektöründe 15 bin kişi, sanayi sektöründe 480 bin kişi, inşaat sektöründe 81 bin kişi arttığı görülüyor. Hizmet sektöründe ise yeni istihdam 27 bin kişi azalmış. İstihdam edilenlerin yüzde 17,3'ü tarım, yüzde 22'si sanayi, yüzde 6,4'ü inşaat, yüzde 54,3'ü ise hizmet sektöründe yer aldı.

Mevsim etkisinden arındırılmamış işsizlik oranı yüzde 13,1, istihdam oranı ise yüzde 44 olurken, işsiz sayısı geçen yılın aynı ayına göre 288 bin kişi artarak 4 milyon 193 bin kişi olarak gerçekleşti.

Mevsim etkisinden arındırılmamış istihdam oranı bir önceki yılın aynı ayına göre 2,1 puan artarak yüzde 44 düzeyine yükseldi ve istihdam edilenlerin sayısı da 1 milyon 845 bin kişi artarak 27 milyon 907 bin kişi oldu.

TÜİK’in açıkladığı bu veriler büyük bir tartışmayı beraberinde getirdi. Özellikle bir ayda yarım milyonu aşan yeni istihdam ve bunun 400 bini aşan kısmının sanayide olması dikkat çekiyor.

Mart ayında normalleşmeye geçişle birlikte bir anda istihdam patlaması yaşandığını gösteren TÜİK rakamlarına karşılık, kapalı işyerleri, ücretsiz izin ve kısa çalışma ödeneği alan milyonlarca işsiz göz önünde tutulduğunda TÜİK rakamlarıyla yaşanan gerçeklik bari şekilde çelişiyor, örtüşmüyor.

Mart ayı itibarıyla son bir yılda işgücü 2,1 milyon kişi artarken, işgücüne dahil olmayanlarda 943 bin kişilik bir azalma gözlenmiş. Bir yıl önce 32,2 milyon kişi olan istihdam dışı işgücü 31,3 milyon kişiye inmiş.

TÜİK’in yaptığı açıklamaya göre mart ayında yüzde 13.1'e gerileyen işsizlik oranı aynı zamanda bu yılın en düşük oranı.

Bugüne kadar TÜİK’in hesaplama yöntemiyle istihdam ve işgücü tahminlerinde bulunan TOBB-Ekonomi Teknoloji Üniversitesi (ETÜ), Sosyal Politikalar Uygulama ve Araştırma Merkezi (SPM) 5 Mayıs’ta yayınladığı Mart ayı tahminlerinde işsizlik oranının yüzde 13,6 olacağını öngörmüştü. Daha önceki hesaplamalarında adeta nokta atışla TÜİK’in her ayın 10’unda açıkladığı işsizlik verilerini bire bir tahmin eden TOBB-ETÜ-SPM’nin işsizlik oranı beklentisi TÜİK’ten 0,5 puan daha fazlaydı.

Aynı şekilde TÜİK’in açıkladığı rakamlar üzerinden hesaplamalar yaparak bir gün sonra raporlaştıran Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu (DİSK) Araştırma Merkezi de (DİSK-AR) TÜİK’in verilerinin ‘izaha muhtaç’ olduğunu açıkladı.

DİSK-AR Raporu’nda şu değerlendirmeye yer veriliyor;

“TÜİK Mart 2021 dönemi dar tanımlı işsizlik oranını yüzde 13,1 ve TÜİK’in âtıl işgücü olarak, DİSK-AR’ın ise geniş tanımlı işsizlik olarak ifade ettiği oranı yüzde 25,8 olarak açıkladı. TÜİK verilerine göre mevsim etkisinden arındırılmış dar tanımlı işsiz sayısı Mart 2021’de 4 milyon 236 bin, TÜİK verilerinden hareketle yaptığımız hesaplamaya göre ise mevsim etkisinden arındırılmış geniş tanımlı işsiz sayısı ise 9 milyon 204 bin olarak gerçekleşti.

TÜİK’e göre istihdamda Mart 2020’den Mart 2021’e 1 milyon 726 bin kişilik artış yaşandı. Diğer bir ifadeyle 1,7 milyon kişiye yeni iş yaratıldı. Ancak bunun salgın koşullarında nasıl gerçekleştiği ve istihdamın nasıl olup da salgın öncesi düzeye yaklaştığı belirsiz. TÜİK istihdamda olup işbaşında olmayanların sayısını açıklamadığı için gerçekte kaç kişinin fiilen çalıştığı, kaç kişinin istihdamda göründüğü halde çalışmadığı bilinmiyor. Öte yandan, İŞKUR verileri ile TÜİK verileri arasında büyük bir uyumsuzluk var. Kadınlarda geniş tanımlı işsizlik yüzde 34. Dar ve geniş tanımlı işsizlik oranları arasındaki makas çok büyük. Bu çerçevede TÜİK’in istihdam-işsizlik verileri izaha muhtaç!”

Gerçekten de rakamlara bakıldığında, yüzde 13,1 olarak açıklanan dar tanımlı işsizlik oranı ile ‘atıl işgücü’ olarak nitelendirilen geniş tanımlı işsizlik oranının 25,8 olduğu dikkate alındığında iki oran arasında yüzde 100’e yaklaşan bir makas söz konusu.

Öte yandan TÜİK verileriyle ilgili kafa karıştıran gerçekliğin ve rakamların ‘makyajlı’ olup olmadığının sorgulanmasını gerektiren daha somut veriler ise yine devletin, iktidarın bir başka kurumuna ait. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’na bağlı İş ve İşçi Bulma Kurumu’nun (İŞKUR) Mart ve Nisan ayı bültenlerindeki rakamlar TÜİK’i çarpıcı şekilde yalanlıyor.

İŞKUR Mart 2021 istatistiklerinde bir ayda yeni işe yerleştirilenlerin sayısı 91 bin 267 kişi. Oysa TÜİK Mart ayında bir önceki aya göre yeni işe girenlerin sayısını 510 bin olarak açıkladı ve bunların sadece 480 bin kişisinin sanayi sektöründe işe girdiğini duyurdu. İŞKUR’un Ocak-Mart döneminde üç ayda yeni işe yerleştirdiklerinin toplamı ise 223 bin 828 kişi olmuş.

TÜİK Nisan ayı İşgücü ve istihdam rakamlarını 10 Haziran’da açıklayacak. Ancak İŞKUR’un 4 Mayıs’ta yayınladığı Nisan 2021 rakamlarında da geçen ay bir ayda yeni işe yerleştirilenlerin sayısı, 70 bin 340’ı erkek, 30 bin 29’u kadın olmak üzere toplam 100 bin 369 kişi. Ocak-Nisan döneminde 4 ayda işe yerleştirilenlerin toplamı da İŞKUR rakamlarıyla 323 bin 723 kişi. Yine Mart ayında işverenlerin İŞKUR’a bildirdiği ‘eleman aranan açık iş’ sayısı 147 bin 192 olurken, Nisan’daki açık iş sayısı 117 bin 33. Ocak-Nisan dönemi 4 ayda işverenlerden İŞKUR’a iletilen açık iş sayısı toplamı ise 467 bin 78 kişi.

Diğer deyişle İŞKUR, işverenlerden kendisine bildirilen tüm açık pozisyonlara eleman yerleştirmiş olsaydı bile dört ayda ancak 467 bin kişiyi yeni işe koymuş olacaktı. Oysa TÜİK sadece mart ayında mevsim etkilerinden arındırılmış hesaplamayla 510 bin kişinin yeni işe girdiğini, istihdam edildiğini söylüyor. TÜİK’in mevsim etkisinden arındırılmamış verisinde ise martta bir ayda yeni işe girenlerin sayısı 770 bine ulaşıyor. Diğer deyişle İŞKUR’a dört ayda bildirilen açık iş sayısının neredeyse iki katına yakın kişi TÜİK’e göre mart ayında yeni işe başlamış!

Tıpkı 128 milyar dolarlık rezervin nerede olduğu sorusuna Cumhurbaşkanı Erdoğan da dahil iktidar sözcülerinin her birisinden farklı yanıtlar gelmesi gibi, işsizlik ve istihdam rakamlarında da iktidarın iki kurumunun rakamları birbirini tutmadığı gibi, adeta yalanlar nitelikte.

Şimdi COVID19 vakalarının 60 binin üzerine çıktığı ve önce iki haftalık kısmi kapanmanın, ardından 18 günlük tam kapanmanın gündeme geldiği bir aşamada Nisan ve Mayıs ayı verilerinin nasıl bir gelişmeyi yansıtacağını bugünden öngörebiliriz. Yani işsiz sayısında ve işsizlik oranında sert yükselişler olması gerek. Ancak TÜİK’in yine istihdam artışı ve işsizlikte gerileme verileri açıklaması durumunda güven sorunu daha da büyüyecek, resmi rakamlar daha da tartışmalı bir hale gelecek.

O yüzden de 10 Haziran’da açıklanacak Nisan 2021 verileri TÜİK’in yok olan güvenilirliği açısından yeni bir test niteliğinde olacak.


© Ahval Türkçe

Bu makale yazarın görüşlerini yansıtır. Ahval’in yayın politikası ve editoryal bakış açısı ile her zaman uyumlu olmak zorunda değildir.