Şub 11 2018

Yüksek lisanslı, diplomalı işsizler: Kimi çobanlık yapıyor, kimi kurye

Türkiye işsizliğin en yüksek olduğu ülkelerden biri. İşsizlik oranı iki hanelerde: Yüzde 11.1.

Eğitimli işsizlerde de istatistikler daha ürkütücü. İşsizlik oranı, yükseköğretimde yüzde 12.8’i buluyor. Üniversite mezunlarının büyük çoğunluğu işsiz. Hürriyet'te yer alan habere göre işsiz üniversite mezunlarının oranı yüzde 35.

Haberde, işsiz üniversite mezunlarıyla yapılan görüşmelere yer veriliyor. Kamu yönetimi mezunu Serap Akbulut, güvenlik görevlisi olarak çalışıyor. "29 yaşımdayım. 2011’de Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi kamu yönetimi bölümünden dereceyle mezun oldum. 2012’de KPSS’ye hazırlandım ancak olmadı. Maddi imkânsızlık yüzünden ailem fazla yatırım yapmak istemeyip iş ya da evlilik için baskı kurunca çalışmaya başladım. " diyor.

Bir süre çağrı merkezinde çalışmış Akbulut. Sonrasında başka şirkette. "Şefimiz ilkokul mezunuydu ancak bizden eski olduğu için üstümüzdü ve bizi çok zorluyordu. Psikolojik baskı vardı." diye yakınıyor. İş imkanının geniş olması nedeniyle de sertifika alarak iki senedir bir lisede güvenlik görevlisi olarak çalıştığını söylüyor:

"Altı yıldır kendi alanımda çalışamıyorum. Şu an hangi kadro olursa gitmeye razıyım. Arkadaşlarımı görüyorum, bazılarının yaşı benden küçük, kendi işlerini yapıyor.  Üzerimde aşırı baskı var. Ailen bir şey bekliyor senden. Emek verdin, karşılığını görmek istiyorsun. Hayatı sürekli erteleyerek yaşıyorsun. Bize daha fazla kadro açılması gerekiyor.”

Orhan Çay ise sosyal hizmetler mezunu. Tunceli'ye dönerek çobanlık yapmaya başlamış Çay:

1987 doğumluyum. Tunceli’de yabancı dil ağırlıklı bir liseden mezun oldum. 2010’da Atatürk Üniversitesi’nde 4 yıllık sosyal hizmetler uzmanlığı bölümüne girdim, 2015’te bitirdim. 

18 yıla yakın okuduk, iş bulamayınca mecburen geri döndük, geldik. İki yıldır iş arıyorum, bulamadım. Devlet kurumuna yerleşmeye çalıştım. KPSS’ye girdim, mezun olduğum yıl 60’larda atama olmuştu, 15 kadro boş kalmıştı. Daha sonra alımlar epey düştü. Yerleşemedik bir yere. En fazla 100 kişi alıyorlar. 

Şimdi Tunceli’deki köyüme döndüm, çobanlık yapıyorum. Bildiğimiz bir bu iş var, başka işimiz yok, ne yapalım? İşsizlik tek taraflı bir sorun değil. Kadro az açılıyor ama öğrenciler tarafından da belli bölümlere yığılma var, bu da bir sıkıntı yaratıyor.

Maliye mezunu Mecteba Kara ise moto-kuryelik yapıyor. 5 Yıldır işsiz olduğunu söyleyen 33 yaşındaki Kara, masraflarını karşılamak için kuryelik yapmaya başladığını söylüyor. Ve torpilden yakınıyor:

33 yaşındayım. Akdeniz Üniversitesi Maliye Bölümü 2010 mezunuyum. Toplamda neredeyse beş yıldır işsizim. Kardeşimin tavsiyesiyle tekrar sınava girdim. Kocaeli’nde 2 yıllık tıbbi görüntüleme kazandım. Masraflarımı karşılamak için en kestirmeden iş bulmam lazımdı, part-time kuryelik oldu. Yani hâlâ gerçek bir işim yok. 

Okuldan sonra iki yıldan fazla KPSS-A grubuna hazırlandım. KPSS-A beş dersten oluşuyor: Hukuk, iktisat, işletme, maliye ve muhasebe. Günde 8 saat ders çalışmalısınız. Puanlarınıza göre kurumlar sizi sınavlara çağırır ve tekrar sınav yapar. Yazılıdan yeterli puanı alanlar sözlü sınava çağrılır ve ‘torpil’ süreci başlar. Ben ve arkadaş çevrem defalarca sınavlara girdik. Sabır ve gözyaşı dolu, zor bir yol. Aileni ve çevreni beklentiye sokup sonra da başarısız olmak... 

İktisat ve idari bilimler fakültesi (İİBF) kamusal alana hitap ediyor. Ancak devletin bu bölümler için kadrosu çok az. Devlet, bir düzenleme yapmalı. Ömrüm sınavlara girmekle geçti. Şimdiki aklım olsa...

Doruk Engin ise yüksek lisanslı bir sosyolog. 'Üzüm satar, onurlu yaşarız' diyerek aile bağında çalışmaya koyulmuş:

“Anadolu Lisesi isminin bir önemi olduğu zamanlarda Antalya’daki birinde okudum. Hayalimdeki bölüm olan sosyolojiyi kazandım. Ege Üniversitesi’ni bitirdim. İzmir’in yaşanılacak bir şehir olduğuna kanaat getirip, akademik hayallerimi bu şehir ve etrafına kurdum. Yüksek lisans yaptım, kadro bekledim ama tabii ki senelerce beklemek gerekiyordu. İş aradım İzmir’de ama yaşamak için İstanbul’a gitmek şart! Akademik kariyer de bununla beraber hayal oldu. Bir reklam ajansında stajyer olarak işe başladım.

4-5 sene reklam sektöründe koşturduktan sonra büyü geçti. Sonraki hayatım İstanbul’da insan gibi yaşayabilmemi sağlayacak bir iş bulabilme arayışıyla geçti. İş görüşmelerinde ‘İstediğin maaşa üç kişi çalıştırırım’, ‘Sektörde sigortalı çalışan mı var?’, ‘Hafta sonu çalışmamak ne demekmiş?’ diye sanki isteklerim anormalmiş gibi laflar edilince artık böyle iş bulamayacağımı anladım.

Eşim de televizyon sektöründe senelerce sinir ve stres içinde çalışmıştı. Eşimin aileden kalma bir bağı var Manisa’da. ‘Üzüm satar, onurlu yaşarız’ dedik. İstanbul’da kazandığımız paraların yakınından bile geçemeyiz bir daha ama mutluyuz.”

http://www.hurriyet.com.tr/diplomali-issizler-40738051