Can Teoman
May 08 2018

AKP'nin milyar dolarlık ‘Mercimeği fırına verme’ hikayesi

Saskatchewan denince Türkiye’de pek bilen çıkmıyor, ama Kanada’nın orta bölümünde soğuk topraklardan oluşan bu eyalette Türkiye son derece yakından biliniyor. Sebebi ise Murad Al-Katip adında henüz 43 yaşındaki milyarder bir genç işadamı.

Murad Al-Katib, 1960’larda Türkiye’den göçen bir ailenin çocuğu. Babası Fatih Al-Katib Kanada’da aile hekimliği yapıyor. Annesi Feyhan Hanım yerel yönetici.

Ayrıca aynı bölgede yaşayan, aynı soyadını taşıyan Ömer Al-Katib de MİT’in araştırması ve Cumhurbaşkanı’nın Saskatchewan’a bağlı Saskatoon kentinde Türkiye fahri konsolosu unvanını taşıyor.

İşadamı Murad Al Katib kendi anlatımına göre Türkçe’yi akıcı konuşuyor. Anadilini unutmamasında çocukluğu ve gençliğinde hemen her yaz tatilini Türkiye’de geçirmesinin önemli olduğunu söylüyor. Zaten bugün kendisini Kanada’nın en zenginleri arasına sokan başarı hikayesinin temelleri de daha sonra yaptığı bir Türkiye seyahatinde, ünlü bir işadamıyla tanışmasıyla başlıyor…

Üniversite eğitiminin ardından Saskatchewan Eyaletine bağlı Ticaret ve İhracat Ortaklığı (STEP) adı verilen bir kuruluşun uluslararası finans departmanına çalışmaya başlayan Al-Katip, 60’tan fazla ülkeye iş seyahati yapıyor.

O dönem Türkiye’ye de ziyarete gelen Al-Katip, bu seyahatinin ardından kamudaki garantili işinden ayrılarak bilinmeze doğru yelken açmaya karar veriyor. 2003 yılında bölgede üretim yapan çiftçilerden topladığı mercimek ve diğer hububat türlerini işleyecek bir tesis kurup üretime geçiyor.

İşte tam o sırada AKP Türkiye’de iktidara gelirken Al-Katip’in işleri bir anda açılıyor. Belki AKP’nin hububat ve makarna ile dolu sosyal yardım paketlerinin etkisi, belki de Türkiye halkı arasında bulgur ve mercimekle beslenme modası nedeniyle Al-Katip ve kendisini bu işe sokan Türkiye’li ortağına piyango vuruyor.

Türkiye’nin 2002 yılında 375 milyon dolar olan hububat ithalatı 2003’te 696 milyon dolara yükseliyor. Anavatanından aldığı ivme Al-Katib’in işlerini hızla büyütürken, 2007’de şirketi AGT Foods’u borsaya açıyor, 2016’da ise Kanada’da yılın girişimcisi ödülünü alıyor.

Murad Al-Katib’in markası AGT, bugün 5 kıtada üretim tesisi bulunan, yılda 2 milyar dolara yaklaşan cirosu, 2 bin çalışanı olan başarılı bir şirket. Aynı zamanda Kanada tarım ürünlerine alıcı bulması, Kanada’daki hububat tarımına yaptığı olağanüstü katkılar ve işlenmiş ürün ihracatıyla katma değeri ülke içinde bırakması sebebiyle Kanadalı çiftçiler tarafından da sevilen bir işadamı. Saskatchewan’da Türkler’in ve Türkiye’nin tanınması ise Al-Katib’in bölgeden topladığı hububat ürünlerinin büyük bölümünü Türkiye’ye satmasından ileri geliyor.

Al-Katip aynı zamanda geçen yıl Uluslararası Ticaret Odası tarafından Suriye krizi sırasında milyonlarca mülteci ailenin beslenmesine katkı nedeniyle ödüle layık görüldü. Bu ödül aslında Türkiye’nin milyarlarca dolar harcayarak sosyal yardımlar sağladığı Suriyeliler’e dağıttığı gıda paketlerindeki hububatların menşeini gösteren bir belge gibi duruyor.

Gelelim Al-Katib’in genç yaşta milyarderler listesine girmesine neden olan Türkiye seyahati ve tanıştığı işadamına. Bu işadamları, Türkiye’nin en büyük hububat ithalatçısı Mersinli Arslan kardeşlerden başkası değil. Arbel markasıyla hububat, Arbella ile makarna sektöründe faaliyet gösteren şirketin başında Hasan, Hüseyin ve Mahmut Arslan kardeşler yer alıyor.

AKP’ye yakın olduklarını gizlemeyen aile üyelerinin isimleri geçtiğimiz yıllarda Europan Tabacco’da Barzani ile ortaklık, Full Petrol’ün Doğan Holding’e satılması ve GDO’lu tarım ürünleri ithalatı gibi her biri kendi içinde skandal barındıran bir dizi gelişmeyle kamuoyu tarafından duyulmuştu.

Ailenin hububat ithalatı nedeniyle bu alanda Türkiye’nin en büyük tedarikçisi olan Kanada’yla sıcak ilişkileri de biliniyor. Hatta geçen yıl Arbel’in CEO’su olan Hüseyin Arslan, Kanada’da onur ödülüne layık görülerek, yabancılara verilen en yüksek itibar derecesi olan Eyalet Nişanı Ödülünü bizzat Saskatchewan Eyaleti Başbakanı Brad Wall’in elinden aldı. İlk kez bir Türk işadamına verilen bu ödülün gerekçesi ise Arslan’ın Kanada’da mercimek ihracatına yaptığı katkı olarak gösterildi.

Öte yandan Arbel’in bugün için Türkiye göçmeni Kanadalı İşadamı Murad Al-Katib’in şirketi AGT Foods’a ürün alım desteği dışında başka katkılar yaptığını da belirtelim. Arbel 2008’de AGT Foods’la birleşmeye giderken, kağıt üzerinde Al-Katib’in görülen şirketin Yönetim Kurulu Başkanlığı koltuğunda Hüseyin Arslan oturuyor.

Peki bütün bunları neden anlattık. 2002 yılında yani AKP iktidara gelmeden önce sadece 375 milyon dolar olan Türkiye’nin yıllık hububat ithalatı 2014’te 2.3 milyar dolara ulaşarak rekor kırdı. Bu yılın ilk çeyreğindeki verilere göre de geçen yıl serbest bırakılan hububat ithalatında büyük bir artış var.

Geçen yılki 1.7 milyar dolarlık hububat ithalatının yıl sonuna kadar uzayan ithalat izinleri nedeniyle 2018’de yıllık 3 milyar dolara ulaşması bekleniyor. Son 15 yılda hububat üretim alanlarının yüzde 65’ini inşaat sektörüne kaptıran, üretimi yüzde 41 düşen Türkiye, bu alandaki fiyat arışlarının enflasyonu tetiklediği gerekçesiyle harekete geçti ve AKP yönetimindeki Gıda Komitesi’nin isteğiyle gümrük duvarlarını iyice indirerek ithalatı tamamen serbest bıraktı.

Karar kuşkusuz ki, Kanada’nın en büyük hububat ihracatçısı olan AGT Foods ile Türk ortakları Al-Katib ve Arslan’ları çok mutlu edecek. Tabii Türkiyeli çiftçi yerine üretim yapıp para kazanan Kanadalı çiftçileri de…

Yazıyı ilginç bir not düşerek bitirelim: Türkiye’ye hububat ithalatından rekor kazançlar sağlayan Arslan kardeşler hakkında ilginç bir şikayet oldu. Mahmut ve Hasan Arslan’ın taraf olduğu davada avukatları dava dilekçesine şu cümleleri koydu:

‘Her iki müvekkil de AK Parti'ye, Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan'a yakınlığıyla bilinmekte birlikte, müvekkillerden Mahmut Arslan geçmişte yerel seçimlerde AK Parti Mersin Büyükşehir Belediye Başkan adayı olmuştur.’

Arslan kardeşlerden davacı olan işadamı Necat Gülseven, bu ifadeler aracılığıyla yargının etki altında bırakılmak istendiğini belirterek Mahmut Arslan ve Hasan Arslan ile avukatları Murat Altındere hakkında savcılığa başvurdu.

İlgililer hakkında 4 ayrı suçtan soruşturma başlatılmasını istedi. Açılan soruşturmanın akıbeti ve ithalat izinleri AKP iktidarının elinde olan Arslanlar’ın Erdoğan’a ne denli yakın oldukları ise hala bir sır…