Cengiz Aktar
Kas 07 2017

Devlet enkazı ve toplum enkazı

“Eğer Türkiye’nin siyasî alternatifi İyi Parti ise vay hâlimize” diyordu bir tvitçi. Ne ki göz önündeki muhalif kimi yazarlardan bile destek gördü bu “alternatif”. Niye olmasındı, eğer mesele bugünkü kâbustan uyanmak ise.
 
İyi Parti alternatifinin üç sakıncası var. İlkin yeni bir siyaset değil önerdiği, tam da eski siyasetlere geri dönüşü öneriyor. Buraya mim koymak lâzım.
 
İyi Parti devletin beka projesi.
 
Kadim, çoğu Osmanlı’nın son yüzyılından süzülüp gelen devlet kurumlarını kâh yok eden kâh allak bullak eden AKP’ye karşı bu kurumların eskisi gibi yeniden ihyası projesi.
 
Akademi, Diplomasi, Maliye, Mülkiye, Ordu, Yargı, her devlette varolan bu temel kurumlar AKP tarafından çökertildi. Kurumların başlarındaki bürokratlar tamamen sadakat esasıyla çalışan, ezici çoğunluğu donanımsız, sadece Saray’dan talimat alan “kullar”, öyle olmayanlar ise sus pus. Kurumların ülke yönetiminde, birikim ve geleneklerinden gelen hiçbir yapıcı etkisi kalmadı. Osmanlı-TC devlet geleneği bitirildi.
 
İyi Parti bu kurumların ihyası için meydanlarda olacak. Bu anlamda başarı şansı azımsanmayacak kadar yüksek. Kuruluş metin ve beyanlarında sıklıkla tekrarlanan “Türkçü” söylem zamanla törpülenir, takılmamak lâzım. Zira oluşumun arkasında “kendini kurtarmaya çalışan” devlet olacak. Bu refleksi küçümsememek lâzım. Kadimdir, kavidir…
 
Dolayısıyla İyi Parti’de yeni olan bir şey yok, iyi olduğu farzedilen eski sisteme rücu söz konusu. Bu bağlamda aynı kaynaktan beslenen CHP’nin İyi Parti ile kimyası tutar, bayıla bayıla her türlü koalisyonu kurar, seçim ittifakları yaparlar. Bunu da bir kenara not edelim.
 
Yeni bir şey olmadığı gibi AKP öncesindeki koalisyon hükümeti ile AKP’nin ilk dönemindeki AB esinli reformların devletin genetik dokularında yapmaya muvaffak olduğu değişimlerden de eser yok İyi Parti programında. AKP’nin 2013 sonrasındaki katı devletçi uygulamaları İyi Parti’yi rahatsız etmez. Burada açık örnek terörle mücadele politikası ve Kürd karşıtı uygulamalardır.
 
Bu bağlamda devletin kuruluş döneminden akıp gelen kırmızı çizgi şekâvet, güncel adıyla bölücülük ile mücadele konusunda AKP ile bir sorunu olmaz. Ancak o kırmızı çizginin bir de ikizi vardır, irtica yani dinci gericilik. İyi Parti bu konuda AKP’nin değil devletin yanında.
 
Dolayısıyla İyi Parti’den meded umanların İyi Parti’nin yeni bir parti olmadığını ve Türkiye’nin azmış sorunlarına ve en başta Kürd meselesine çare olamayacağını görmeleri gerekiyor.
 
İyi Parti’nin ve bunu alternatif olarak destekleyenlerin ikinci sorunu ortadaki enkazı küçümsemeleri. Bir defa yukarıda sözü edilen yıkım öyle kolay kolay telafi edilebilecek bir yıkım değil. İş bilen, olabildiğince liyakat esasına göre görev yapan bürokratlar sokağa atıldı, küstü, emekli oldu.
 
Onların yerine aynı kıratta beceri ve birikim sahibi bürokrat bulmak bir düğmeye basarak yapılabilecek şey değil. Genç nesilden vasıflı eğitim almış olanlar memleketi terk etmekle meşgul, geride kalanların “maruz kaldığı” eğitim sisteminin hâli ortada. Beteri, bu kurumların kurumsal hafızaları yok edildi. Tıpkı beyin göçü gibi bu da telafi edilebilecek bir yokluk değil.
 
Üçüncü sorun ise çok daha derinlerde ve gözle görünmeyen karanlıklarda gizli. İyi Parti ve bunu alternatif olarak destekleyenler, bu parti (veya herhangi başka bir siyasi oluşum) iktidarı ele geçirdiği zaman “Erdoğan’dan kurtulmak” olarak belirlenmiş olan sorunun büyük bölümünün çözüleceği kanaatini taşıyor.
 
Erdoğan ve çevresi kendiliğinden ve/veya seçimle gitmeyecek olsa da gittiklerinde beride devasa bir taraftar kitle bırakacaklar. Tıpkı bürokratik enkaz gibi bu bir toplumsal enkaz…
 
İŞİD’lisinden kefenli Osmanlı Ocakçısına, sistemden gayrihukuki yollardan yıllardır nemalanan AKP müşteri kitlesinden silahlı milislere kadar uzanan bir devasa enkaz bu.
 
Ülküsü “teklik”: Tek reis, tek millet, tek vatan, tek bayrak, tek din, tek dil, tek kafa…
 
Tedavisi onyıllar alacak faşist bir kitle bu…
 
Ayıp, günah, vicdan, her beşerî akideden mahrum, bilgi ve sevgi düşmanı, husumet ve hınçla taşan bir güruh bu…
 
Bu bir ahlakî enkaz, ne İyi Parti ne de başka bir alternatifin bir seçimle iyi gelmesi mümkün olmayan…