Ebru Erdem-Akçay

Google Bilişim Uzmanı, 2019'da Erdoğan'a sürpriz yaşatabilir

Taylan Yıldız eski bir Google çalışanı. Doktorasını Stanford Üniversitesi’nde yaptıktan sonra uzun yıllar, Google’da tüketici profilleme üzerine çalıştı. Yıldız şu an İYİ Parti çatısı altında siyasete adım atmış durumda.

Yıldız, sosyal-demokrat bir ailede yetişmiş olmasına rağmen profesyonel kariyerini bir kenara bırakarak Meral Akşener'in kurduğu İYİ parti saflarında siyasete atılmayı tercih etti. Yıldız, kendisinin tabiriyle “Meral ablasının" partisinde Genel Başkan Yardımcısı sıfatıyla yerini almış durumda.

Yıldız'ın parti yönetiminde yerini alması 2019 başkanlık seçimleri ve aynı yıl yapılacak olan yerel seçimlerde modern pazarlama tekniklerinin ve seçmeni etkilemeye yönelik yeni nesil reklam metotlarının, ne derece etkili olacağının deneneceği anlamına da geliyor.

Trump başkanlık seçimlerinden zaferle çıktıktan sonra, gazeteciler ve araştırma kuruluşları Trump’ın başarısında veri madenciliğinin ve seçmenlere yönelik yapılan propaganda çalışmalarının ne derece etkili olduğunu araştırmaya başlamıştı. Çalışmalar gazetecileri Cambridge Analytica ve kurucusu olan Robert Merger'in Trump’in seçim zaferinde ve ayrıca Brexit’te istenilen sonuca ulaşılmasında bu şirketin yapmış olduğu siyasi bilgilere dayalı politik veri analizinin etkili olduğu sonucuna ulaştılar.

“Peki Cambridge Analytica’nin seçimlerde nasıl bir etkisi oluyor?” Sorunun kısa cevabı ise şöyle: Bu şirket her seçmenden ayrı ayrı elde ettiği siyasi mesajları, seçmenin politik kimliğine göre değerlendirerek siyasilere seçimlerde kullanmak üzere veri akışı sağlıyor.

Veri temelli politik kampanyaların 3 temel aşamasından söz edilebilir. Bilgilerin araştırılması ve toplanması aşamasında şirket, kişiler hakkında ulaşılabilir bilgileri topluyor ve süzgeçten geçiriyor. Bu veriler kredilendirme kuruluşlarından veya kişilerin online olarak katıldığı anket, yorum vs. gibi kaynaklardan elde ediliyor. Dosya oluşturma aşamasında ise şirket, elde  ettiği veriler ışığında büyük bir veri-analiz sistemini kullanarak, kişileri bu bilgiler ışığında gruplandırıyor. Mikro-hedefleme aşamasında ise şirket elde ettiği veriler ışığında oluşturduğu profilleri kullanarak, siyasi kampanya yöneticilerine seçmenleri istedikleri yöne çekebilecek, birey odaklı bir reklam ve propaganda yönteminin oluşturulmasını ve hayata geçirilmesini sağlıyor. Bu reklamlar, genellikle ABD seçimlerinde de olduğu gibi, sosyal medya üzerinden servis ediliyor.

Bu yöntemle hazırlanmış reklamlar, 2016 ABD Başkanlık seçimlerinde Cumhuriyetçi eğilimli seçmenlere “dışarı çık ve oy kulan” gibi bir cesaretlendirme yöntemi güderken, diğer taraftan da Demokrat eğilimli seçmenlerin baskılanmasına yönelik negatif reklamların da servis edildiği biliniyor.

Cambridge Analytica’nin secim kampanyası sırasındaki önemli rolü ise Trump tarafının elindeki verileri en iyi şekilde ve uygun zamanda kullanması sonucunu doğurmak oldu. Şirketin özellikle eldeki kaynakların anketlerde adayların burun buruna olduğu eyaletler üzerinde tasarruf edilmesinde, bu eyaletlerden elde edilen ekstra oylarla seçimin Cumhuriyetçiler tarafından kazanılmasında büyük etkisi oldu. 

Yıldız, kamuoyunun ilgisini ilk defa Hürriyet gazetesine verdiği röportajla çekti. Röportaj üstün zekalı bir çocuğun sevdiklerine yardım etmek için her şeyini geride bırakarak ülkesine geri dönmesinin hikayesini anlatıyor.

Röportajda ve diğer haberlerde bulunmayan şey ise, Yıldız'ın İYİ Parti’nin seçimlere hazırlanmasında ve etkili bir siyasi harita izlemesinde sağlayacağı katkı. Kendisi meydanlara çıkıp kalabalıklar önünde coşturucu konuşmalar yapmayacağını açıkça ifade ediyor. Ayrıca İYİ Parti’ye yönelik baskılara atıfta bulunarak, “Şu anda mücadelemizi meydanlarda ve sokaklarda ortaya koyamasak da, Twitter ve Facebook üzerinden insanlara ulaşmayı hedefliyoruz” diyor. Yıldız'ın bu açıklaması, Cambridge Analytica’nin üçüncü basamakta yaptığı mikro-hedefleme aşamasını çağrıştırıyor.

Yıldız'ın bu metodu Türkiye'ye taşımayı planlayıp planlamadığı henüz bilinmese de, onu Stanford'dan tanıdığım kadarıyla, bu yöntemi Türkiye'de siyaset dengelerini etkileyebilecek şekilde ortaya koyabilecek sayılı kişilerden biri.

Yıldız'ın Linkedin profiline göre Google’da üstlendiği görev kullanıcıların kişisel verilerini değerlendirerek mikro-hedefleme üzerine çalışmalar yürütmekti. Google'ın kullanıcıların internet üzerindeki aktivitelerinden ve etkileşimlerinden kişisel bilgiler derlediği bir sır değil. Yıldız’ın, Google’daki görevi sırasında P&G, Unilever gibi şirketlerin Google’a verdiği reklamların hedeflenen kitlelere ulaştırılmasında ve bu reklamların etkili olması üzerinde çalıştığı biliniyor. Yıldız, basitçe ifade edilecek olursak, şampuan satan bir şirketin ürününün peruk araştıran bir kullanıcıya değil de tarak araştıran bir kullanıcıya servis edilmesi üzerinde çalışmalar yapıyordu.

Bilgi güvenliği Türkiye'de hem düzenlenmesi açısından hem de uygulamada çok belirsiz bir yapıda. Kişisel verilerin korunması için yasalar ve yönetmeliklerin yeterli olmamasının yansıra, Türkiye'de devletin kendisi ihlalleri bizzat gerçekleştiriyor. Örnek olarak, daha 2016 yılının başında 50 milyondan fazla vatandaşın kimlik bilgileri, isim ve soyisimleri, doğum tarihleri ve adresleri internet üzerinden servis edildi.

Türkiye'de internetten veri sızıntısı 2016'da yüzde 61,2 oranındaydı. Internet kullanıcıları sosyal medyada her geçen gün daha çok zaman harcıyor; yiyecek sipariş ediyor, alışveriş yapıyor, uçuş rezervasyonu yapıyor, internet bankacılığını kullanıyor. Vatandaşların kimlik numarası, bu çevrimiçi etkinliklerin çoğunun yanı sıra, devlet ve özel kuruluşlarla gerçekleştirilen birçok çevrimdışı işlem için de gerekiyor. Tanımlanabilir bireysel düzeyde veri sızıntıları, çevrimiçi güvenlik konusunda halkın bilgi yetersizliği ve kimlik numarasının yaygın ve genellikle güvenli olmayan kullanımı, tecrübeli bir veri madencisinin sayıları Türk seçmenlerin ayrıntılı profilleri için benzersiz bir tanımlayıcı olarak kullanmasına olanak tanıyor.

Mevcut baskıcı siyasi ortamda bile Yıldız gibi bu alanda tecrübeli birisinin, İngiltere'de ve ABD Başkanlık seçimleri sırasında seçmenlerin internet üzerinde biraktığı izlerden elde edilen bilgileri siyasi reklamlar ve seçmenlere yönelik özel çalışmalar yapılması amacıyla kullanıp kullanmayacağı merak edilen sorular arasında.

2019 yılında gerçekleştirilecek olan Başkanlık seçimlerinin çok hareketli ve kıran kırana bir mücadeleye sahne olacağı kaçınılmaz gibi gözüküyor.  2017 yılındaki referandumda da sonuçların birbirine çok yakın çıkması, elde edilen bilgilerle şekillendirilmiş ve kişilere özel olarak hazırlanmış bir reklam ve propaganda çalışmasının sonuçlar üzerinde önemli bir etken olabileceği gözüküyor.

Cumhurbaşkanı Erdoğan ve AKP’nin bu “yeni nesil” siyasi propaganda yöntemine nasıl bir çalışmayla karşılık vereceği mücadelenin büyüklüğünü de belirleyecek. Bu konuya da başka bir makalede değineceğim.