İYİ Parti krizi: Kaynayan kazana odunu iktidar mı taşıyor?

Siyasette erken seçim, seçim yasası değişiklikleri tartışılmaya devam ederken, muhalefet partileri içinde AKP eliyle kaynatıldığı iddia edilen kazan, parti içi muhalif seslerle de fokurdamaya devam ediyor.

Son olarak İYİ Parti İstanbul Milletvekili Ümit Özdağ’ın partisini hedef alan ve parti içinde, “Özdağ ihraç edilsin” seslerinin yükselmesine neden olan çıkışının ardından, İYİ Parti lideri Meral Akşener, partisine AKP tarafından kumpas kurulduğunu belirtti.

Özdağ, Ahmet Hakan’ın ‘Tarafsız Bölge’ programında şunları söylemişti:

“... Sayın Genel Başkana ben bu uyarıyı yaptığım zaman iki devlet görevlisiyle konuştuğunu, Buğra'yla ilgili kendilerinde kayıt olmadığını söylemişler. Bunu da kabul ederim ama ben yıllarca FETÖ konusunda mücadele etmiş, tavrını ortaya koymuş, bu konuda büyük hassasiyet göstermiş bir insan olarak, bir siyasetçi, Türk milliyetçisi olarak bu izahatla tatmin olmam.”

Benzer bir gelişme de eş zamanlı olarak HDP’de yaşanıyor. Önce gözaltına alınan ve ardından tutuklanan, tutukluyken de Kars Belediye Eş Başkanlığı görevinden istifa eden ve yerine kayyım atanan Ayhan Bilgen, HDP’ye yönelik ağır eleştirilerde bulundu:

“Sadece son iki kongre süreci ve aday belirleme süreçlerine kimin, neden, hangi dayatmalarla müdahale ettiğine bakılırsa sorunun tam da benim ‘tersine Türkiyelileşme’ diye tarif ettiğim kişisel hesaplarla bir siyasi mücadeleyi kontrol altında tutma eğiliminden kaynaklandığı görülecektir.”

Buğra Kavuncu, Özdağ hakkında suç duyurusunda bulunacağını açıkladı ve bugün İstanbul Adliyesi’ne giderek dediğini yaptı. 39 ilçe başkanı Kavuncu’ya desteklerini açıkladı, 81 il başkanı da Özdağ’ın ihracı için kolları sıvadı.

Peki tüm bunlar ne anlama geliyor? Sahiden de iktidar eliyle muhalefet partilerine ‘dağıtma operasyonu’ mu düzenleniyor yoksa hem HDP hem de İYİ Parti gerçekten içten içe kaynıyor mu?

Muhalefet partilerindeki hareketliliğe AKP’li isimlerin yorumları da gecikmedi..

AKP Grup Başkanvekili Bülent Turan, Özdağ’ın iddialarından sonra konuşan ilk isimdi. Sosyal medya hesabı üzerinden “#İYİParti'de kim FETÖcü, kim değil bilemem ama 1 yıl önce; “İYİ Parti bir operasyon için kuruldu, seçimden sonra dağılma süreci başlayacak”demiştik.Partisine küsen Gn Bşk, Mv istifaları, kongrede liste oyunları derken şimdi de malum tartışma. Bekleyin, Grup bile kuramayacaklar!” şeklinde bir tweet attı.

Bunun üzerine Akşener’in “... Turan'ın yazdıkları, attığı tweet üzerinden baktığımız zaman elbette başka bir gözle inceleyeceğiz bundan sonraki hadiseleri” demesi, “İktidar, Özdağ üzerinden İYİ Parti’ye operasyon mu çekiyor” şeklindeki yorumlara mahal verdi.

Gözler şimdilik İYİ Parti’ye kilitlenmiş olsa da, önce diğer muhalefet partilerinde neler oluyor bir hatırlayalım.

2018 Cumhurbaşkanlığı seçimlerinden sonra CHP ile yaşadığı kriz derinleşen Muharrem İnce, kendisine parti tarafından gerekli desteğin  verilmediğini, kendisine yakın isimlerin siyaset yapmasının engellendiğini belirtmiş, ‘Saray’a giden CHP’li’ tartışmalarında da hedef tahtasına oturtulmuştu. Son günlerde ise “1000 Günde Memleket Hareketi” sloganıyla parti desteği olmaksızın kent kent geziyor. Yeni bir parti kuracağına dair resmi açıklama olmasa bile zaman zaman da bu iddia ile gündeme geliyor.

Kobane soruşturması kapsamında tutuklanan Aydan Bilgen ise geçtiğimiz günlerde cezaevinden gönderdiği mesajda, şöyle demişti:

“Bugün itibarıyla HDP, kendi geleceği ve ülkenin geleceğini ittifak stratejilerine endekslenmiş görünmekle birlikte, hiçbir parti kendisiyle açık ittifak yapmayı göze alamamaktadır. HDP, çözüm sürecindeki genişlemeyi kalıcı sanmış ve kişisel başarı olarak yorumlamayı tercih etmiştir. Hem müdahaleden şikâyet edip hem Kandil ve İmralı için pozisyon belirlemeye kalkmak, kendi pozisyonunun gereğini yapamamakla ilgili bir handikaptır. Sadece son iki kongre süreci ve aday belirleme süreçlerine kimin, neden, hangi dayatmalarla müdahale ettiğine bakılırsa sorunun tam da benim ‘tersine Türkiyelileşme’ diye tarif ettiğim kişisel hesaplarla bir siyasi mücadeleyi kontrol altında tutma eğiliminden kaynaklandığı görülecektir” demişti.

“Muhalefet içi muhalefet” gelişmelerinde genellikle iki tez öne çıkıyor. Biri, tüm bu iç çatışmaların AKP-MHP iktidarını güçlendirdiği bir diğer ise bu tartışmalarda iktidarın yönlendirmelerinin olduğu…

Örneğin İnce, bu ikinci tez için kimi kastettiğini belirtmeden attığı bir tweet’de şunları söylemişti: "Bir tarafta AK Parti’den ayrılanlara 'Ümmeti bölmeyin', CHP’den ayrılma iddialarına 'en doğal hakkı' deniliyor. Diğer tarafta ise AK Parti’den ayrılanlar demokrasi kahramanı, CHP’de rahatsız olanlar sarayın adamı. Yok birbirlerinden farkları."

Zira Özdağ da her ne sebeple olursa olsun yaptığı çıkışın ardından parti içinde oldukça yalnızlaştı.

İYİ Parti Genel Başkanı Yardımcısı ve Sakarya Milletvekili Ümit Dikbayır, partisinin 81 il başkanının Özdağ hakkında suç duyurusunda bulunacağını ifade ederek, “81 il başkanımız bir araya gelip toplu şekilde ihracını isteyecekler. İstanbul'da önce 39 ilçe başkanımız bu talepte bulundu. Taleplerini imza altına alarak 81 il başkanı da aynı şeyi yapacak" dedi.

Yandaş medya yazarları da bu tartışmalara girmekten geri durmadı elbette.  "İYİ Parti'de önemli görevlerdeki bazı isimler FETÖ'cü çıkmazsa haber değeri vardır" diyen Hilal Kaplan, FETÖ’cü olmakla itham edilen Buğra Kavuncu için şöyle diyor:

“Buğra Kavuncu'nun dayısı, Orta Asya'daki FETÖ yapılanmasının kurulmasındaki kilit isim Enver Altaylı. Amcası İsmail Kavuncu, Kazakistan FETÖ yapılanmasının kilit isimlerinden ve firari. Diğer amcası Uludere bombalamasının emrine götüren raporu yazan Tuğgeneral Salim Cüneyt Kavuncu ve olaydan sonra da emekliliğini istemiş. Mahmut Övür detaylarını yazmıştı.”

“Bir insan amcası, dayısı, annesi neci yada kim olursa olsun kendi başına değerlendirilmesi gereken bir birey midir?” Bu soru artık Türkiye’de tartışmalı. Çünkü Türkiye yargısı üzerindeki en büyük eleştiri ‘suçun şahsiliği’ ilkesinin ihlal edilmesi. Kavuncu’nun bugün adliyede yaptığı açıklamada çocukluğuna vurgu yapmasının sebebi de bu olabilir:

“Bizim yerimiz yurdumuz belli. Çocukluğumdan beri yaşadığım hayat ortada. Buradan tüm kamuoyuna sesleniyorum; en ufak bir tereddütünüz, en ufak bir şüphe yaratılıyorsa bununla alakalı hiçbir sıkıntınız olmasın.”

Topa giren bir diğer yandaş yazar Melih Altınok ise “İYİ Parti'nin kurucusu ve yöneticisi olmuş, halen de partide olan Özdağ'ın herkesin konuştuğu bu ciddi şüphelere şimdi sahip çıkması, dillendirmesi önemli.

Evet, Meral Akşener daha önce "FETÖ'cüler Meral Akşener'i destekliyor, mitinglerine gidiyorlar, toplantılara katılıyorlar" şeklinde açıklamalar yapan İYİ Partili Koray Aydın'ı bir "şekilde" susturmuştu” şeklinde yazdı.

Burada kilit isimlerden biri de belki de Koray Aydın. İYİ Parti Kurultay’nda Koray Aydın'ın ‘oy verilmeyecekler’ listesi oluşturması, Ümit Özdağ dahil 15 milletvekilinin Aydın’dan duyduğu rahatsızlık ve Aydın’ın MHP-İYİ Parti arasındaki ilişkileri yeniden canlandırmaya çalışan bir pozisyonda görülmesi Aydın’ı kilit haline getiriyor.

Zira, Ankara kulislerinin nabzını yakından tanıyan deneyimli gazeteci Zülfikar Doğan’a göre, İYİ Parti kurucularından olan ve bu süreçte de istifa etmeyeceğini açıklayan Özdağ, Koray Aydın’ın Meral Akşener’in çevresini boşalttığını düşünüyor. Koray Aydın’ın MHP-İYİ Parti yakınlaşmasında rol alması, AKP’nin de bu yakınlaşmayı desteklemesi Özdağ’ın yoğunlaştığı bir konu. 

Doğan, Özdağ’ı da yakından tanıyan bir gazeteci olarak şunları söylüyor:

“ Son zamanlarda İYİ Parti- MHP birleşmesini akla getiren çağrılar var.

Ne oldu da Ümit Özdağ bu çıkışı yaptı? Kanımca Koray Aydın’ın zaten böyle bir operasyon peşinde olduğu siyasi kulislere yansıyordu. Neydi bu operasyon? İYİ Parti- MHP birleşmesinin lideri olmak ve MHP’nin başında yer almak. Ümit Özdağ bu hamlenin bir şekilde önünü kesmeye çalışmış olabilir. Ama bunu yaparken kendi partisinin en önemli il başkanına FETÖ mensubu demesi bir başka handikap. ‘İktidar cephesi tarafından biz zaten bunu söylüyorduk’ tezini güçlendirecek bir çıkış oldu.

Ahmet Hakan, köşesinde Özdağ’ın kendisini aradığını “Ahmet Bey, ben sizin programınızda İYİ Parti’de yaşananlarla ilgili konuşmak istiyorum” dediğini yazdı. Gazeteci Zülfikar Doğan, Özdağ’ın “rakip ittifakın bölücü unsuru” gibi algılandığını söylüyor ve ekliyor:

“Meral Akşener'in yaklaşımı önemli. Ümit Özdağ’ı hedef almak yerine Bülent Turan’ın  çıkışı arasında bağlantı kurdu ve ‘Ümit Özdağ'ın arkasında Cumhur İttifakı ve AKP var biz bunu bu açıdan görüyoruz’ dedi. Bu da tabi Ümit Özdağ’ı yaraladı.

Son anketlerde İYİ Parti, CHP’yi bile geride bıraktı ve Cumhur İttifakı’nın saldırıları bekleniyordu. Ancak, Özdağ’ın böyle bir oyunun içerisinde yer alacağına ihtimal vermek istemiyorum.”

Eski milletvekili  Nesrin Nas ise tersini savunuyor:

“Ümit Özdağ hangi sıfatla oraya çıktı? Ahmet Hakan’ı her arayan oraya çıkabiliyor mu? Hakan, yazısında ‘bu kadarını ben de beklemiyordum’ diyor. Demek ki bir şeyler bekliyordu ve ne söyleneceğini az çok biliyordu. O halde konunun diğer muhataplarını da çağırması gerekmez miydi? İYİ Parti Cumhur İttifakı’nın davetini kabul etmeyince önce kongre sürecinde MHP’ye yakın kanat devreye girdi, Akşener tüm süreçte sessiz ve tarafsız kaldı. Bu sefer, son derece planlı olduğu belli bir şekilde Özdağ televizyona çıkarıldı. İstanbul il başkanı önemli çünkü yerel seçimler sürecinde CHP  ile birebir çalıştı. Alt yapının kurulmasında çok ciddi bir emeği var. Ama bir hafta son tüm bunlar unutulup İYİ  Parti Cumhur İttifakı’na kabul de edilebilir.”

İktidarın, siyaset alanını daralttığını, siyasetin parantezini ‘yerli ve milli’ çizgisinde belirlediğini söyleyen Nas, “CHP içindeki kaynamalar da İYİ Parti içindeki kaynamalar da bundan kaynaklanıyor. HDP’yi ise kriminalize edip başka bir parantezin içine alıyor. CHP şu anda kurumsal ve sivil toplum muhalefetini demokrasi ittifakı çerçevesinde buluşturmaya çalışıyor. Burada en önemli oyuncu Kürtler. Asıl mesele İYİ Parti’nin HDP ile yakınlaşıyor olması, merkeze geliyor olması” diyor.

Nas, sözlerini şöyle tamamlıyor:

“İktidar uzun süredir muhalefetin kazanına el atıyor. İktidar muhalefeti uzun süredir parçalıyor. Burada en tehlikeli olan şey, iktidar siyasetin alanını sadece muhalefete kapatmakla kalmıyor, bu alanı öylesine tahrip ediyor ki, bataklığa dönüştürüyor. AKP iktidardan kopuyor, MHP baraj altı ama muhalefete de oy gitmiyor, onlar da oy kaybediyorlar. Çünkü onların da itibarı kalmadı, çamurlu zeminde top oynayamazsınız. Ümit Özdağ olayında bu bataklık daha da derinleşti ve herkesi içine çekiyor.”

Son olarak Meral Akşener, AKP ile olası ittifak iddialarını yanıtladı ve "Böyle bir şey yok ben kendi adıma da söyleyebilirim böyle bir şey yok. Kesinlikle yoktur" dedi.

Muhalefet partilerinde kaynayan kazanın ateşine kim odun taşıyacak, o ateş harlanacak mı yoksa korlaşacak mı önümüzdeki günler gösterecek...


© Ahval Türkçe