İYİ Parti'de Özdağ krizi: 'Millet İttifakı çatırdar mı?'

İYİ Parti'de yaşanan kriz tüm hızıyla sürüyor. Genel Kurul'da "oy verilmeyecekler" listesi ile başlayan ve son olarak Ümit Özdağ'ın partinin İstanbul İl Başkanı Buğra Kavuncu'ya yönelttiği 'FETÖ'cü suçlaması ile devam eden sarsıntı siyasetin ana gündem maddesi.

T24'ten Mehmet Tezkan bugünkü yazısında İYİ Parti'de yaşananların Millet İttifakı'nı çatırdatmayacağını belirtti. Tezkan bütün yaşananlara karşın Ümit Özdağ'ın ihraç edilmezse parti içinde kalacağını, ihraç edilirse de Cumhur İttifakı üyesi bir partiye gitmeyeceğini söyledi;

"Soru şu:

İyi Parti dağılır mı?

Millet İttifakı çatırdar mı?

İhraç edilmezse ayrılmaz, yeni parti kurmayı da denemez. Tecrübeli siyasetçidir. İyi Parti'ye çelme takan, yaralamaya çalışan, Cumhur İttifakı’nın ekmeğine yağ süren, değirmenine su taşıyan siyasetçi olarak anılmak istemez.

İhraç edildi diyelim, küskünlerinde ayrıldığını varsayalım… Gidecek kapı var mı? Belki DEVA veya Gelecek Partisi'ne giderler; yani Millet İttifakı içinde kalırlar.

Bunca yıl karşı çıktıkları tek adam yönetimine destek vermeleri beklenmez herhalde!

Bu sebeple olacak İyi Parti kaynarken CHP’den ittifakta sorun yok açıklaması geldi.

Ne yaparlarsa yapsınlar Millet İttifakı çatlamaz.

Çünkü artık partilerden çok ittifaklar önemli. Kimlerin hangi ittifakın içinde kalacağı, seçmenin hangi ittifakı seçeceği Türkiye’nin geleceğini belirleyecek.

Seçmen ya tek adam yönetimine dur diyecek, parlamenter seçimin kapısını açacak.

Ya da bu yönetimden memnun olduğunu beyan edip güvenoyu verecek.

İyi Parti’de çatlama, patlama dağılma bekleyenler meseleye bir de bu gözle baksın."

Karar gazetesinden İbrahim Kiras ise İYİ Parti'nin başından beri MHP'nin bir alternatifi mi yoksa merkez bir parti mi olduğu yönünde tam seçim yapamadığını belirtti. Uzunca süredir parti içinde yaşanan gerilim ve çekişmelerin ardından partinin bu noktaya geldiğini belirten Kiras, Akşener'in partiy operasyon iddiaları kadar partinin bu duruma gelmesine neden olan olayları da görmesi gerektiğini kaydetti;

"Bütün bu hususlar bir yana, bugün İYİ Parti’de yaşanan keşmekeş ideolojik bir zemine veya siyaset yapma tarzıyla ilgili fikir ayrılıklarına dayanmıyor. Koltuk kavgasında birbirinin ayağını kaydırmaya uğraşan grupların “gerekirse gemiyi batırmayı da göze alan” cüretkarlıklarına dayanıyor. Meral Akşener yaşananları partisine yönelik bir saldırı olarak yorumladı, Refah-Yol döneminde DYP’den ayrılan 43 milletvekilini hatırlattı, operasyon iması yaptı. Kuşkularında haklı olabilir ama partisini “dış operasyonlara açık” hale getiren sorunlar da görmezden gelinemez ve bunlar bir an önce çözülemezse ileride daha ciddi problemler doğurabilir. Genel başkan ve yakın çevresinin bunu görmesi lazım."  

Karar gazetesinden Ahmet Taşgetiren ise yazısında İYİ Parti'ya uzun zamandır AKP ve MHP'den mesajlar gittiğini ancak bunlar işlemeyince 1997-1998 yıllarında DYP içinde yapılana benzer bir operasyonun hatırlatıldığını ifade etti. Taşgetiren Akşener'in oldukça zorlu bir sınavda olduğunu ve 97-98 olaylarını iyi gözlemlediği için olabilecekleri tahmin edeceğini yazdı;

"Geç gelmiş bir sonbahar soğuğuna rağmen siyaset alanı çok sıcak. İyi Parti kendi içinden çatlatılır mı? Kimi İyi Parti simalarının elinde dolaşan kullanışlı “FETÖ ve HDP iltisakı” iddiaları medya ve yargının kullanımı ile başka boyutlara taşınır mı? Akşener’in 97-98 olayları kaygısı devreye sokulur mu, o zamanın vesayet odaklarının bugünkü versiyonu kimdir, nedir, nerelerdedir bilinmez, ama 97-98’de her türlü bel altı vuruşlara sahne olan Türkiye siyasetini yakından gözlemleyen Akşener için bugün de çetin bir sınavın olduğu muhakkak. Buraya bir not düşmek gerekirse o da Akşener’in yüzde 13-15’lik bir “itiraz”a tekabül ediyor olmasıdır. O da başkalarının çetin sınavı olmalıdır."

İYİ Parti ile ilgili son tartışmaların başladığı programı hazırlayan Hürriyet gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Ahmet Hakan ise bütün yaşananlar içinde en doğrusunu Buğra Kavuncu'nun yaptığını belirtti. Hakan, İYİ Parti'nin Özdağ'ın iddialarını iyice araştırması gerektiğini ayrıca partiye karşı köstek gibi görünüyorsa ihraç edilmesi gerektiğini belirtti.

"Şu aşamadan sonra İYİ Parti, şu iki şeyi yapmak zorunda:

BİR: Ümit Özdağ’ın ortaya attığı iddialarla sonuna kadar hesaplaşmalıdır. Her ithamına, her suçlamasına tek tek cevap vermelidir. “Öyle olmamıştır, böyle olmuştur” demelidir. Tek bir boşluk bile bırakmamalıdır. “Herkesin ithamına cevap mı vereceğiz?” yaklaşımı, bu durumda asla geçerli olamaz. Çünkü Ümit Özdağ, “herkes” değildir. İçeriden, hem de en içeriden konuşan biridir.

İKİ: İYİ Parti’den şimdiye kadar gelen açıklamalardan benim anladığım şudur: İYİ Parti yönetimi, Ümit Özdağ’ı... Partinin yükselişinin önünü kesmek için kullanılan bir aparat olarak görmektedir. İktidarın yönlendirmesiyle hareket eden bir hain olarak görmektedir. Bunlar yenilir yutulur şeyler değildir. Partinin böyle gördüğü bir isim hakkında şu ana kadar hiçbir işlem yapmaması akıl alır gibi değildir.

İYİ Parti’de şu ana kadar yapması gerekeni yapan tek bir isim var:

Buğra Kavuncu..."

Dünkü yazısında Meral Akşener'in Buğra Kavuncu konusunda Hakan Fidan ve Hulusi Akar'ı aradığını belirten Hürriyet yazarı Abdülkadir Selvi ise MHP'den Meral Akşener, Koray Aydın ve Ümit Özdağ'ın birlikte ayrıldığını, Akşener'in genel başkan, Avcı ile Özdağ'ın genel başkan yarcımları olduğunu fakar Avcı'nın teşkilattan sorumlu olduğunu hatırlatıp Özdağ'ın dışlanmış hissettiğini yazdı. 

Selvi, Özdağ'ın daha önce de Ordu Belediye Başkanı İdris Naim Şahin konusunda fikir ayrılığı yaşadığı için Akşener'e giderek Şahin'in adaylığını çekmesini yoksa onun hakkında 'FETÖ'cü açıklaması yapacapını iddia etti.

"İdris Naim Şahin’in İYİ Parti’den Ordu büyükşehir belediye başkan adaylığı ilan edilmişti. Ama kısa bir süre sonra geri adım atıldı. Ümit Özdağ, CNN Türk’teki açıklamalarında İdris Naim Şahin’in adaylığına karşı çıktığını söyledi. Ümit Özdağ’ın açıklamaları ile benim edindiğim kulis bilgileri birbiriyle örtüşüyor.

İdris Naim Şahin’in adaylığı konusunda anlaşmaya varılmış. Meral Hanım bizzat kendisiyle görüşüp “Hayırlı olsun” demiş. Ama o andan itibaren önemli gelişmeler yaşanmış.

Ümit Özdağ, Akşener’e gidip “İdris Naim Şahin’in adaylığını açıklarsanız, basın toplantısı yapar, ‘Bu adam FETÖ’cü’ derim. Partiden istifa ederim” demiş.

Aytun Çıray ise “Ben Meclis’te Darbeleri Araştırma Komisyonu’nda görev aldım. FETÖ’yü araştırdık. Bu adamın İçişleri Bakanı olduğu dönemde atadığı tüm Emniyet müdürlerinin FETÖ’cü olduğu ortaya çıktı. İdris Naim Şahin’i aday gösterirseniz basın toplantısı düzenlerim, ‘Bu adam FETÖ’cü’ der, istifa ederim” diyor.

Akşener, o tarihte istifaları göze alamıyor. Bunun üzerine Müsavat Dervişoğlu’nu çağırıyor, “İdris Naim Şahin’e ayıp oldu. Kendisinden özür dileyip adayımız olmadığını söyleyelim” diyor."