ABD Suriye temsilcisi Jeffrey, kendisine hakaret eden Bolton'a cevap verecek mi?

ABD Başkanı Donald J. Trump'ın 17 ay dibinde, Beyaz Ev'in en kudretli koltuklarından birinde görev yapmış John Bolton'un kitabının piyasaya sızması ile birlikte havaya kalkan toz-bulut inmiş değil. Trump çok ağır bir şekilde Bolton'a hakaret ederken, Bolton da ABD'nin en güçlü TV kanallarına giderek, Trump'ı sürekli ateş altında tutuyor. Trump'ın her gün saatlerini sosyal medyada ve TV izleyerek geçirdiği bilinen bir durum olduğu için, Bolton gibi yakın bir çalışanının bu tarz çıkışları hiç şüphesiz Beyaz Ev'i normalden daha çok sarsıyor.

Pazar akşamı ABC kanalında yayınlanan mülakatta da Bolton, Trump'ın başkanlık koltuğunda oturabilecek hiçbir yeteneğe sahip olmadığını söylerken, günlük programından tutun zeka yeterliliğine kadar Trump'a verip, veriştirdi ve kasım ayındaki seçimlerde ona oy vermeyeceğini söyledi.

Bolton'un kitabından Türkiye hakkında 10 sayfa kadar bilgi olsa da, bu bilgiler hayli çarpıcı ve geçtiğimiz günler boyunca bunları paylaştık.

Kitabın altını çizdiği ana tema yine Türkiye'yi de kapsıyor. Trump'ın dış politikayı kendi iç politikası, yani yeniden seçilmek için kullanmasını anlatırken Bolton'un Ukrayna ve Çin ile birlikte Türkiye'yi örnek verdiğini görüyoruz. Bütün bu jestler için Trump Çin'den örneğin kendi oy tabanını oluşturan eyaletlerden daha çok tarım ürünü almasını teşvik ediyor. Veya Ukrayna cumhurbaşkanınından, kendi rakibi Joe Biden hakkında soruşturma başlatmasını istiyor. Ama bu iki diğer ülkeden ne istediği belli iken, Türkiye'den beklentisinin tam olarak ne olduğunu halen bilmiyoruz. 

Dahası, Türkiye bahsinde geçen Halkbank ve New York Güney Bölgesi'nin (NYGB) Savcılığı rolü, daha kitap tartışılırken bu Bölge Savcısının cume gecesi işinden alınmaya çalışılması ile daha da alevlendi.

NYGB'yi Reza Zarrab davası esnasında yakında izlemiştik. Hakkında Netfilix'de çok izlenen diziler de yapıldı. Halkbank yanında bu Savcılığın Trump'ın yakın dostları, avukatı Rudy Giuliani de dahil olmak üzere, Trump'a kredi vermeye yanaşan tek banka Deutsche Bank gibi kişi ve kurumlar hakkında soruşturmalarının da olduğu varsayılıyor.  Kovulmanın gerçek nedeni bulunabilecek mi henüz bilmiyoruz.

Kitap Washington'da tartışılmaya devam ederken ve kitabın yayınlanma tarihi yaklaşırken, kitapla ilgili söylenecek birkaç ayrıntı daha kaldı.

Trump, Suriye'deki tampon bölge için Araplardan %50 istiyor

Kitapta, Trump'ın Suriye'nin kuzeydoğusundan çekilme ve bu esnada Türkiye Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan ile yaptığı görüşmelerini genişçe ele almıştık. Hatırlanacağı gibi Trump 2019'un ilk haftalarında 'Suriye'den hemen çıkma' yolunda verdiği emri yumuşatılmış ve o yaz mevsimi boyunca Türkiye ile kuzeydoğu Suriye arasında ismine ''güvenlik mekanizması'' denen bir tampon bölge hazırlığı yapılmıştı.

Bolton'un anlattığına göre bir taraftan Trump güçlü bir şekilde ABD askerlerini hızlı bir şekilde ABD'ye geri getirmek için ısrar ederken, Trump'ı ikna edebilmek için bu bölgeye Avrupalı bazı ülkelerden ordu getirilmesi fikri ortaya atılıyor. Hem Bolton hem de zamanın ABD Genelkurmay Başkanı Joseph Dunford bu uluslararası gücün tampon bölgede, Kürtler ile Türkiye sınırı arasında görev yapılabileceğini ifade etmelerine rağmen, birçok ülke böyle bir uluslararası güce katılmasının ön şartı olarak böyle bir güçte ABD askerlerinin de bulunması gerektiğini ileri.

Bolton, önce Trump'a 'birkaç yüz Amerikan askerinin de tampon bölgede kalması'' gerekir şartını zor da olsa kabul ettiriyor ama Trump, bunun üstüne, ABD'nin bu tampon bölge için yapacağı masrafa artı olarak Arap ülkelerin ABD'ye %25 daha fazla para ödemesi şartının konmasını istiyor. Bir süre sonra ise Trump, %25'in az olduğunu düşünerek %50 extra para ödenmesini talep ediyor. Bolton, bu fikri kendisinin Katar Dışişleri Bakanına, BAE Ulusal Güvenlik Başdanışmanına ve Mısır'ın İstihbarat Şefine ilettiğini ve bu fikrin Trump'ın olduğunun üstüne bu görüşmelerde bastığını kaydediyor. Bu fikri duyan Arap ülkelerinin tümü, teklifi ciddiyetle düşüneceklerini iletiyorlar. Daha sonra ise bu gayretleri Dışişleri Bakanı Pompeo'ya devrettiğini ama sonrasında konu hakkında gelişme olmadığını kaydediyor. 

Bolton, Jeffrey'e hakaret ediyor

Bolton, önce ABD'nin eski Türkiye Büyükelçisi ve şu anki Suriye temsilcisi James Jeffrey'i, kendisinin de içinde bulunduğu kıdemli yetkililerin aldığı kararın aksine olarak Türkiye'ye Suriye'nin kuzeydoğusunda toprak dağıtmaya çalışmakla itham ediyor. 

Sonra kitabın ilerleyen sayfalarında Jeffrey'nin üzerinde çalıştığı yabancı ülkenin, buradaki haliyle Türkiye'nin, çıkarlarını ''özümseme'' "kronik hastalığını ileri düzeyde" yaşadığını yazıyor. Yani Bolton, Jeffrey'i Türk yönetiminin aleti olmakla, görev şuurunu kaybetmek ile suçlarken, Pompeo'nun ağzından da Jeffrey'nin Kürt düşmanı olduğunu, Türkiye'yi de halen Soğuk Savaş dönemindeki NATO müttefiği profili ile kabul ettiğini iletiyor. Sonra bu suçlamalarını kanıtlamaya gidiyor. 

''ABD Savunma Bakanı, Dışişleri Bakanı, Genelkurmay Başkanı ve ben Suriye üzerine herhangi bir yanlış anlamanın önüne geçmek için bir sayfa uzunluğunda bir karar hazırladık'' dedikten sonra, Jeffrey'in bu kararların aksine hareket ettiğini ve bu kararlardaki ayrıntılara ters olarak, Türkiye'ye Suriye'nin kuzeydoğusuna girme iznini veren haritayı hazırlattığını anlatıyor. 

Şimdiye kadar Jeffrey kitap hakkında konuşmamış olsa da, yardımcısının Twitter hesabından Bolton aleyhine ve Bolton'u suçlayıcı tweet mesajlarının RT ettiğini görüyoruz. Bakalım Jeffrey bu kitap ve kendisine yöneltilen bu ağır ithamlar hakkında ne zaman konuşacak.

Atilla-Brunson üzerine yapılan BM diplomasisi 

2018 yazında Halkbank'ın New York'ta tutuklanan müdürü Mehmet Hakan Atilla'nın Papaz Brunson ile değiş-tokuş yapılacağına ve Atilla'nın hapisten erken bırakılacağına dair bazı haberler basına yansımıştı. Bu pazarlık, pek ilgisi olmadığı halde Türkiye'nin New York'taki BM Büyükelçiliği aracılığı ile yapılıyordu. Kitap, o 'diplomasi' gayretlerinin ABD'nin BM Büyükelçisi Nikki Haley aracılığı ile üstlenildiğini ve Haley'in bu diplomasi girişimlerinin ''yetkisiz'' bir şekilde yaptığını da Dışişleri Bakanı Mİke Pompeo'nun sözlerinden anlıyoruz. 

11am'de güne başlayan ABD Başkanı

Trump, gününe 11 suların başlıyor. Sabahları insanları telefonla arıyor veya tweet atıyor. Bolton, önceki başkanlarla bu durumu karşılaştırarak, Trump'ın nasıl da anomali bir başkan olduğunu kanıtlamaya çalışıyor. 


© Ahval Türkçe

Bu makale yazarın görüşlerini yansıtır. Ahval’in yayın politikası ve editoryal bakış açısı ile her zaman uyumlu olmak zorunda değildir.