Tek başına mücadele etti: Japonya'daki Türkün ayrımcılığa karşı zaferi

Japon kamuoyu ülkede adeta kahramana dönüşen Urfalı İbrahim Yener’i konuşuyor. Urfalı Yener Japonya’da bir ilke imza attı ve avukat bile tutmadan bir Japon şirketine karşı açtığı ayrımcılık davasını kazandı. Dava Japon mahkemelerinde bir yabancının ayrımcılığa karşı avukatsız ilk ve tek zaferi olduğu için ülke basınının büyük ilgisini çekti.

Japonya’da yabancılara yönelik ayrımcılık çok yaygın olduğu için artık sosyal hayatın bir parçası olarak kabul edildiğinden, ırkçılık şikayetlerinden sonuç alınamıyor. Bu nedenle Urfalı Yener’in hukuk zaferi Japonya için çok önemli.

Avukatsız açtığı davayı kazanmak için kütüphaneden kitaplar alıp Japon Hukuku bile çalışan Yener’in filmlere konu olacak hikayesi ise şöyle:

41 yaşındaki İbrahim Yener 15 yıldır Japonya’da yaşıyor ve Osaka’daki bir teknoloji şirketinde android uygulamalar geliştiriyor. Yener’in Japon kamuoyunda adeta bir kahramana dönüşmesini sağlayan olaysa geçen yıl yaşadığı bir ayrımcılık.

İkinci el araba almak için bir japon firmasına mail gönderen Yener’e söz konusu şirketten tuhaf bir cevap geldi:

“Biz sadece Japon vatandaşlarına hizmet veriyoruz, yabancılardan gelen talepleri karşılamıyoruz. Ayrıca resmi olarak Japon vatandaşı olsanız bile dilimizi iyi konuşamayacağınızdan dolayı yine size hizmet vermiyoruz. Biz anadili Japonca olan kişilere araba satıyoruz.”

Maili alan Yener şaşırdı, sadece araba almak istemişti bunun yabancılığıyla ya da Japonca dil bilgisi seviyesiyle alakası yoktu. Yıllardır çalıştığı Japonya’da süresiz oturum iznine sahipti, istese Japon vatandaşı da olabilirdi ama istemedi.

Öte yandan bu olay Yener’in Japonya’da karşılaştığı ilk ayrımcılık da değildi. Daha önce Japon iş bulma kurumundan yaptığı bir başvuruda, iş için bütün yeterliliklere sahip olmasına rağmen patron “yabancı”ları işe almak istemediğini söyledi. Başka bir gün ise daha tuhaf bir olay oldu.

Tokyo’ya gitmek için otobüs bileti aldı ama şoför “yabancı” olduğu gerekçesiyle onu otobüse almak istemedi. Yener: “Polis çağırdım, ama polis hiç bişey yapmadı, şoförün beni almadan gitmesine izin verdi. Ben biletimle ortada kaldım” şeklinde anlatıyor bu ikinci kötü deneyimini.

Japonya’da ayrımcılık şikayetlerinin cezasız kalması artık kanıksanmış bir durum.

Ahval’e konuşan Yener “Yabancılar bu kişi bana ayrımcılık yaptı’diye şikayet edince, ‘Senin Japoncan iyi olmadığı için yanlış anlamışsın’ diye olayın üstünü kapatıyorlar. Ayrıca somut bir kanıtım yoktu.”

Ancak araba almak isterken yaşadığı ayrımcılıkta durum farklıydı:

“Bu olayda araba satıcısının bana yaptığı ayrımcılığı kanıtlayacak mail vardı. Dava açabilirim diye düşündüm. Yine de ilk önce telefonda konuşup özür dilemesini istemeye karar verdim, özür dilese konuyu kapatacaktım.”

Yener, araba satıcısını arayıp kendilerinden tuhaf bir mail aldığını söyledi ve satıcıya “Bir yanlışlık oldu galiba”dedi. Satıcının cevabı ise "Yanlışlık falan yok, Japon olmayana araba satmıyorum” oldu.

Yener, o telefon görüşmesini şöyle anlatıyor:

“Telefon konuşmalarını kaydeden bir uygulama yüklemiştim.‘Ters birşey söylerse ses kaydını mahkemeye delil olarak sunarım’ dedim. Adam gönderdiği mailin arkasında durdu, ‘Sana araba satmıyorum’ dedi. ‘Ben de seni dava ederim’ dedim. ‘Ne istersen onu yap’ deyip telefonu kapattı.”

Urfalı Yener, bunun üzerine ayrımcılık davası açmaya karar verdi “Avukata gidip durumu anlattım, dava açmak istediğimi söyledim. Avukat ‘Böyle bir davayı kazanamazsın, kazanırsan seni tebrik ederim, mucize olur’ dedi.

Avukat pahalı 6 bin dolar istiyor, avukatın kendisi dahi kazanacağıma inanmıyor. İş başa düştü, ‘avukatsız açacağım bu davayı’” dedim.

Davayı avukatsız açmaya karar veren Yener, hummalı bir hukuki hazırlık sürecine girişir çünkü nasıl dava açılacağını ve savunma yapılacağını bilmiyordur:

“Osaka Şehir Kütüphanesi’ne gittim. 3-4 tane hukuk kitabı aldım. Japon kanunlarını çalıştım. Japon hukuk terimlerini öğrendim. Bazı terimlerin ne olduğunu bilmiyordum, polis arkadaşlarıma sordum. İnternetten araştırdım. Sonra Osaka Eyalet Mahkemesi’ne gittim ‘Ben dava açmak istiyorum ne yapmam gerekiyor’ dedim. ‘Şu şu belgeleri getir’ dediler. ‘Bu belgeleri nerden getireceğimi de bilmiyorum’ dedim. Tek tek açıklayıp yardım ettiler.

Tazminat olarak fazla bir miktar istersem, karşı taraf gider avukat tutar, ben davayı kaybederim dedim. Onu benim gibi teke tek çarpışmaya zorlamak istedim. O da amatör ben de...

Tazminat miktarını düşük tutup 1 milyon yen (37 bin lira) yapayım o da avukat tutmasın dedim. Çünkü zaten avukatın kendisi de tazminat miktarı kadar. Haklı çıktım. Avukat tutmadı. Davayı açtım karşı taraf ilk duruşmaya gelmedi.”

Yener, davanın kader duruşması olarak nitelendirdiği ikinci duruşmayı ise şöyle anlatıyor:

“İkinci duruşmaya yüzünde maskeyle geldi. Hakim ‘Maskeyi çıkar’ dedi adam ‘Çıkaramam karşımda yabancı var, mahremiyet hakkımı kullanıyorum’ dedi. Hakim de “Burası mahkeme salonu mahremiyet geçmez burada” diye cevap verince araba satıcısı, hakime ‘Ben bir düşüneyim’ dedi. Hakim ‘Emrediyorum ya o maskeyi çıkar ya da bu salondan çık’ diye gürledi.

Adam savcının, hakimin önünde ‘Yabancı birine yüzümü göstermek istemiyorum’ dedi. Onların önünde de beni aşağılayarak ayrımcılık yaptığını gösterdi. Bu benim davayı kazanmamda çok etkili oldu.

Ayrıca mahkemeye söz konusu maili ve ses kaydını da delil olarak sundum. Dava geçen yıl mayıs ayından itibaren dört duruşma sürdü. Son duruşmada Davayı devam ettirmek istemediğimi belirttim.

Japon hukukunda böyle bir hakkın var. ‘Dava bitsin’ deyip davadan çekilince hakim karar vermek zorunda kalıyor. Peki biz sana kararı haber vereceğiz’ dediler.”

İbrahim Yener, Japonya’da ayrımcılık davalarında alışıldığı üzere kaybedeceğini düşünüp, yüksek mahkemeye temyiz başvurusunun nasıl yapılacağını araştırmaya başladı. Ama sonuç onun için tam bir sürpriz oldu:

“Geçen Ağustos ayında sabahın erken saatlerinde kapım çaldı. Kapıda bir gazeteci vardı, benimle görüşmek istiyor. ‘Noldu’ dedim. ‘Davayı kazandınız’dedi.

Zaman durdu gibi birşey. Benim haberim yok inanamadım. ‘Hele bir ver karar metnini okuyayım’ dedim. 200 bin yen (7 bin 500 lira) tazminat kazanmışım. 1 yen bile kazansam sorun değil. Böyle bir davanın örneği yoktu. O gün ve sonraki günler evim japon medyasıyla doldu taştı.

Bir anda her yerde haberlerim çıkmaya başladı. Japon kamuoyunda bu olay ‘Yener davası’ olarak adlandırıldı. ‘Bir yabancı adam üstelik tek başına, avukatsız, ayrımcılık gibi bir konuda hakkı için savaştı örneği yoktu’ dediler. Ayrımcılığa karşı mücadelede davamı örnek verdiler.”

Yener, çıkan haberlerin ardından internetteki forum sayfalarında konunun nasıl tartışıldığını merak edip incelediğinde ise üzülmüş:

“Forumlarda japonlar araba satıcısına ayrımcılık yüzünden kızacaklarına adamın eline niye delil verdin diye kızıyorlardı.”

Yener, tazminatını davadan kısa süre sonra almış, parayı da yarı japon olan minik oğlunun hesabına yatırmış.

Yener, Japonya’da büyük olay haline gelen mücadelesiyle ilgili son olarak Ahval’e şunları söyledi:

“Hayatım boyunca bir zorluk görünce pes etmedim.

Haklı olduğunu bildiğim işin de sonuna kadar peşinden koştum.

Haklıysanız, siz de pes etmeyin.”