Aydın Selcen
Kas 14 2017

Yeni başlayanlar için Kürtler ve Türkler

Türkler ve Kürtler sadece Türkiye'de birlikte yaşamıyorlar, Cumhuriyet'i birlikte kurdular. Dahası hem zaferde hem de suçta ortaktılar.  Zafer 1922'de Yunanlılara karşı, suç 1915'te Ermeni Soykırımı’dır.*

Rumlar ve Ermeniler de günümüz Türkiye’sinin farklı bölgelerinde dağınık olarak yaşayan değişken nüfus yoğunluğuna rağmen Kürtlerle birlikte Anadolu topraklarının kadim halkları arasında yer alıyorlardı. Kayboldular, terk ettiler veya tamamen ortadan kaldırıldılar **.

Diğer yandan Balkanlar -Anadolu toprakları değil- Osmanlı İmparatorluğu’nun demografik, ekonomik, politik ve kültürel kalbiydi. Birinci Dünya Savaşının başlangıcından önce, orada bulunan Müslüman nüfus tarihi bakışla neredeyse yerinden edildi.

Aslında, savaştan sonra pragmatik olarak başkent İstanbul'dan Ankara'ya taşınırken Türkiye için ulusal karakterinde çok derin bir değişime yol açar.

Yani, Birinci Dünya Savaşı'nın hemen sonrasında 1919 yılında Türkiye’nin nüfusu anca on milyonun üzerindeydi. Bugün neredeyse seksen milyona yakın. 1919'da, Türkiye 1922 yılına kadar daha fazla kan dökülmesini bekleyen için için yanan bir yıkım alanıydı.

Günümüzde, toplam 35 ila 40 milyon Kürt nüfusunun yaklaşık yarısı Türkiye'nin vatandaşıdır. 1990'ların yakıp yıkma taktikleri ve ekonomik zorluklar nüfus hareketlerine yol açar, böylece İstanbul'u Diyarbakır ya da Erbil gibi benzerlerinin önünde dünyanın en büyük Kürt nüfuslu şehrine dönüştürür.

Bu, Güneydoğu’daki ve Doğu Anadolu'daki pek çok ilin nüfusunun ağırlıklı olarak Kürt olduğu gerçeğini inkar etmek değildir. Türkler gibi, ve yukarıda bahsedilen Hıristiyan Ermeniler ve Rumların aksine, Kürtler çoğunlukla Sünni Müslüman. Sünni Müslüman Türklerin çoğu Hanefî mezhebine mensup iken Kürtler Şâfiî mezhebine mensup.***

Hemen hemen bütün diğer durumlarda olduğu gibi, Türklük ve Kürtlük hayali kimlikler olarak görülebilir. Yine de Türklüğe kıyasla Kürtlük toprak ve DNA- ve dil- tarafından daha çok belirlenmiştir. Türklük belki de çoğunlukla savaşların, devletler ve imparatorluklar kurmanın ortak bir tarihi ve uzak Orta Asya bozkırlarından getirilen ortak bir dildir.

Türkler için milliyetçilik genellikle yurtseverlik olarak algılanır ve bu itibarla sözde ilerici muhalefet için bile savuşturmak zordur. Bir DNA meselesi olarak açıklamada doğal bir zorluk var. Kürtler için milliyetçilik, mazlum bir halkın adil mücadelesinin kabul edilebilir bir ifadesi olarak görülüyor ve bir şekilde Türk milliyetçiliğinden farklı.

Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluşu mesele bazlı siyasi çizgilerin yanı sıra kimlik bazıyla birlikte hem okunabilir ve hem de açıklanabilir. Osmanlı Sultanlığından laik bir cumhuriyete geçiş bir meseledir. Laiklik, İsviçre Medeni Kanunu’nun kabulü vb. gibi Arapça'dan Latin alfabesine geçiş bir diğeridir.  

Adem-i merkeziyetçilik ve çoğulculuk diğer iki meseledir, ancak Türkiye Cumhuriyeti bu ikisini etkili bir şekilde çözmek yerine tökezledi. Türkler ve Kürtler Cumhuriyeti bir Müslüman millet olarak kurdu, ancak kuruluş miti konusunda bütünüyle anlaşamadılar. 1923'te Lozan Antlaşması sorunu çözdü , Cumhuriyetin varlığını garantiye aldı ve o günden beri bir tür kimlik kartı oldu.

Yine de günümüz Irak Kürdistanı’na yaklaşık olarak karşılık gelen Osmanlı Musul Vilayeti’nin kaderi Lozan'da çözülemedi. 1926'da, Irak-Türk sınırı Ankara Anlaşması'nda belirlendi ve böylelikle Kürt kitlesinin önemli bir kesimi, isteklerine aykırı olarak sınırın yanlış (güney) tarafında bırakıldı.

Bu arada 1921’in Bolşevik ilhamlı adem-i merkeziyetçi anayasası, 1924’ün merkezi devlet anayasasına dönüştü. 1925’teki Şeyh Sait'in isyanını bastırılırken daha fazla Kürt Türkiye'den Suriye'ye sürüldü. Hepsi ulusal birlik retoriğini sıkıca aşılamak üzere değişti.

Ortadoğu'daki Soğuk Savaş yılları, Türkiye'nin komşuları Suriye ve Irak'taki Marksist-Leninist ilhamlı kurtuluş hareketlerinin ve Arap milliyetçisi diktatörlerin yükselişini gördü. Abdullah Öcalan, aynı ilhamla ve bölgesel ortamı kullanarak Güneydoğu Anadolu'da Kürdistan İşçi Partisi’ni (PKK) 1978'de kurdu. PKK silahlı şiddet eylemlerine 1984'te başladı.

Öcalan, 1999 yılında ele geçirildi ve o tarihten beri İmralı Adası Cezaevi’nde müebbet hapis cezasını çekiyor. Bu arada onun ideolojisi, Kuzey Suriye'de (Rojava) uygulandığı gibi Bookchin ilhamlı doğrudan demokrasiye ve demokratik konfederalizme evrildi. PKK silahlı şiddet eylemlerine devam ederken ayrılıkçı taleplerini azalttı.

2012’de kurulan Halkların Demokratik Partisi (HDP) katılımcı demokrasiye, kadın haklarını savunmaya, azınlık haklarına ve eşitçiliğe vurgu yapmaktadır. Bununla birlikte HDP, temelde Kürt Politik Hareketinin menşeini temsil eden çoğu daha önce kapatılmış partiler dizisindeki son araçtır.

HDP, son iki genel seçimde% 10'luk seçim barajını geçmeyi başardı. Tahmini rakamlara göre, Kürt seçmen HDP için yüzde 60 ve iktidardaki AKP için yüzde 40 oy verdi. Güneydoğu’daki Diyarbakır gibi belli nüfus merkezlerinde, HDP oyları tutarlı bir şekilde yüzde 70'in üzerindedir, Şırnak ve Hakkari gibi komşu illerde ise yüzde 80'in bile üzerinde.

Mayıs 2016'da, 1994'te 13 DEP meclis üyesi için olduğu gibi, dokunulmazlıklar bu kez tüm milletvekilleri için kaldırıldı, bunun sonucunda HDP eşbaşkanları Selahattin Demirtaş ve Figen Yüksekdağ'ın tutuklanmasına yol açtı.

Bugün onun üzerinde HDP milletvekili, yüzlerce HDP il yetkilisi ve güneydoğuda bir HDP etiketiyle seçilen neredeyse tüm belediye başkanları (koltuklarına kayyum atanarak) ile birlikte hapiste.

Bir sonraki makalemde, bu makalede kabataslak belirtilen hususları ayrıntılı olarak açıklamaya çalışacağım ve 30.000'den fazla can alan ve çok daha fazla vatandaşa acı çektiren Türkiye'deki Kürt Sorununa barışçıl ve pratik bir çözüm sağlayacak laikliğe, çoğulculuğa ve yerinden yönetime dayalı yolları keşfetmeye çalışacağım.

* Erzurum Kongresi 1919'da toplandı. 1915'deki Ermeni Soykırımı'ndan sadece dört yıl sonra. İlgili Türk okuyucu için Dinçer Demirkent’in "Bir Devlet, İki Cumhuriyet (Ayrıntı Yay, 2017)" kitabını öneririm. ** Örnek olarak, Türkiye'nin güneydoğu köşesinde, Hakkari 1918 yılına kadar atadan kalma Süryani (Hıristiyan) topraklarıydı. Bugün bir Kürt kalesi ve Kürtler ona sevgiyle Colemerg diyor. *** Bu parçanın kapsamına girmeyecek Alevilik-Bektaşilik için Irene Melikoff, J.K. Birge ve Ayfer Karakaya Stump’ın örnek çalışmalarına bakınız.

* Erzurum Kongresi 1919'da toplandı. 1915'deki Ermeni Soykırımı'ndan sadece dört yıl sonra.
İlgili Türk okuyucu için Dinçer Demirkent’in "Bir Devlet, İki Cumhuriyet (Ayrıntı Yay, 2017)" kitabını öneririm.

** Örnek olarak, Türkiye'nin güneydoğu köşesinde, Hakkari 1918 yılına kadar atadan kalma Süryani (Hıristiyan) topraklarıydı.
Bugün bir Kürt kalesi ve Kürtler ona sevgiyle Colemerg diyor.

*** Bu parçanın kapsamına girmeyecek Alevilik-Bektaşilik için Irene Melikoff, J.K. Birge ve Ayfer Karakaya Stump’ın örnek çalışmalarına bakınız.