Financial Times: Türkiye 17 ülkeden 60 kişiyi kaçırdı

İngiliz Financial Times gazetesi MİT’in, 11 Eylül 2001 terör saldırısından sonra CIA’nın yaptığı son derece tartışmalı operasyonlarına benzer bir şekilde yurt dışında yaşayan Türklerden 60 kişiyi örtülü operasyonlarla Türkiye’ye kaçırdığını yazıyor. Gazete MİT’in operasyonlarını ağırlıklı olarak Balkan ülkelerine yoğunlaştığının da altını çiziyor.

“Erdoğan’ın büyük oyunu: Balkanlardaki Türk entrikası“ başlıklı haberde bir yıldan fazla bir süre önce Arnavutluk’tan bir Türk öğretmen Harun Çelik’in (42) kaçırılma hikayesini de aktaran gazete, Çelik’in sahte pasaportla ülkeye girdiği için tutuklandığı, ancak hapishaneden çıkarıldıktan sonra MİT operasyonuyla Türkiye’ye götürüldüğünü ve medyanın bu operasyonu böbürlenerek aktardığını yazıyor.

Türkiye’nin operasyon düzenlediği ülkelerin Türkiye’ye siyasi, finansal ve insani yardım konularında bağlı olmasına dikkat çeken gazete, bu yaşananların Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın Türk istihbarat servisini güçlendiren ve ülkenin geleneksel Batılı müttefikleri arasında paniğe neden olan iddialı, bazen uzlaşmaz dış politikasının bir parçası olduğunun altını çiziyor.

Türkiye’nin Rusya ve Çin gibi diğer otoriter güçler gibi bölgenin AB'ye yakınlığı nedeniyle Balkanlar'ı stratejik olarak gördüğüne işaret edilen haberde ABD merkezli demokrasi gözlemci grubu Freedom House'un Türkiye‘nin son üç buçuk yılda 17 ülkeden en az 60 kişiyi örtülü operasyonlarla kaçırdığı yönündeki bilgisine de yer veriliyor. Gazeteye göre örtülü operasyonlardan kastedilenin hem Türk istihbaratı tarafından kaçırılmaları hem de yasal işlemlerin çok az olduğu veya hiç olmadığı bir şekilde sınır dışı edilmelerini içerdiğine vurgu yapılıyor.

Adalet Bakanı Abdülhamit Gül de 2019'da, Gülen Hareketi’ne mensup 107 kişinin yurt dışından Türkiye'ye geri getirildiğini söylemişti.

Gazeteye konuşan Freedom House Araştırma Stratejisi Direktörü Nate Schenkkan, "Türkiye, son altı yılda dünyadaki diğer tüm ülkelerden daha fazla ülkeden yasadışı örtülü operasyon yaptı. Erdoğan iktidarda olduğu sürece de asla bitmeyecek… Bu onlar için o kadar yüksek bir öncelik ki diğer dış politika hedeflerinden fedakarlık edecekler" şeklinde ifadeler kullanıyor.  Arnavutluk hükümetinin Çelik’in iade edilmesinde her türlü müdahaleyi açıkça reddetmesine rağmen, Balkanlar’ın dört bir yanınki mevcut ve eski yetkililerin Financial Times’a, darbe planlayıcıları iddialarına uymaları aksi takdirde risk sonuçlarına katlanmaları yönünde Türkiye’den “sürekli” baskı gördüklerini söyledikleri de belirtiliyor.

Gazete, Türkiye‘nin önemli bir ticaret ortağı olduğu Balkanların en büyük camilerinden bazılarının inşasını finanse ettiği, büyük altyapı projelerinde yoğun bir şekilde yer aldığının da altını çiziyor.

Ankara’nın darbenin arkasında olmakla suçladığı Fethullah Gülen’in bu iddiaları reddettiğini de aktaran gazete, ancak Ankara’nın ikna etmek için büyük bir mücadele sergilediği uluslararası ortaklarından bir çoğunun darbeden sonra on binlerce kişinin tutuklanmasını şiddetle eleştirdiğine vurgu yapıyor.

Birleşik Krallık'ta bir Londra mahkemesinin, sürgündeki bir iş adamının (Akın İpek) Türkiye’nin iade edilmesi yönündeki talebini reddettiğini de yazan gazete ABD‘nin, delil yetersizliğini gerekçe göstererek, bizzat Gülen aleyhindeki iade işlemlerini başlatma konusunda isteksiz olduğunu aktarıyor.

Bununla birlikte, diğer bazı ülkeler için, MİT’in uzun koluna direnmenin daha zor olduğunu belirten gazete Türkiye’nin Arnavutluk’a yaptığı baskıyı ve Çelik’in hangi şartlarda iade edildiğini şu şekilde aktarıyor: “Çelik’in maruz kaldığı olay, Gülenci olduğu iddia edilenleri teslim etmesi ve Gülenciler tarafından yönetilen okul ve üniversitelerin kapatılması veya sahipliğinin değiştirilmesi için Tiran üzerinde yıllarca süren diplomatik baskının ardından geldi. Eski bir Arnavut yetkilisi FT'ye yaptığı açıklamada, Ankara'nın Türkiye'ye gönderilmelerini istediği Gülen'in sözde destekçilerinin yüzlerce isminin bir listesini gönderdiğini söyledi. Bir Arnavut hükümet yetkilisi de, Tiran'ın Türkiye'nin taleplerine direnmeye çalışırken, Çelik'in iade edilme zamanlamasının, Kasım 2019'da Arnavutluk'u vuran yıkıcı bir depremin ardından Türkiye'nin milyonlarca dolarlık yardım vaadiyle bağlantılı göründüğünü söyledi.“

Geçtiğimiz yıl Mart ayında üst düzey 5 BM yetkilisi Çelik’in sınır dışı edilmesi olayı ile ilgili olarak Arnavutluk hükümetine endişelerini belirten bir mektup göndermişti.

Geçen hafta Ankara'ya iki günlük bir ziyarette bulunan Arnavutluk başbakanı Edi Rama‘nın, Çelik'in iadesi konusundaki itirazları reddetiğine vurgu yapılan haberde Rama’nın eçen yıl Financial Times'a verdiği röportajda, Türkiye'den herhangi bir baskı görmediklerini ve bu iadenin, Türkiye ile savaşmak isteyenlerin hayal gücünün ötesinde siyasallaştırıldığını söylediği de aktarılıyor. Haberde Rama’nın Çelik'in hükümet tarafından işletilen bir hapishaneden nasıl ve neden serbest bırakıldığına ve Air Albania ile İstanbul'a uçtuğuna dair hiçbir açıklama yapmadığı da ifade ediliyor.

Balkanlar'daki diğer ülkelerin de kendilerini başarısız darbeden kaynaklanan ortamın ortasında bulduklarının altı çizilen haberde 2018 yılında dönemin Kosova başbakanı Ramush Haradinaj’ın, Erdoğan'ın MİT tarafından “Kosova istihbaratıyla koordineli olarak” gerçekleştirildiğini söylediği operasyonda altı Türk vatandaşının Türkiye'ye götürülmesinin ardından yetkilileri görevden aldığını ve kendisinin bu olayla ilgili bilgisi olmadığını söylediği ifade ediliyor.

Haberde Türkiye’nin Kosova'daki en büyük üç yatırımcıdan biri olduğu ve Kosova'nın ana havalimanının yanı sıra elektrik şirketinin de sahibi olduğu belirtiliyor.

Eylül ayında yayınlanan bir raporda BM İnsan Hakları Konseyi’nin, Kosova İstihbarat Teşkilatı'nın altı kişiyi "etkili bir şekilde kaçırdığını" ve daha fazla soruşturma için davayı özel bir BM raportörüne havale ettiği ortaya çıkmıştı. MİT ve Kosova istihbaratı arasında gerçekleştirilen bir operasyonla Gülen Hareketi’ne mensup olduğu iddia edilen altı kişi özel bir uçakla Türkiye’ye kaçırılmıştı.

Haberde Moldova’nın da Gülen hareketine bağlı özel okullarda öğretmenlik yapan yedi Türk vatandaşını teslim ettiği ifade ediliyor. Olaydan iki ay sonra, iki ülkenin ticareti artırmak için bir anlaşma imzaladığı ve Kişinev'deki cumhurbaşkanlığı sarayının 10 milyon avroluk yenilenme masrafının onayladığına da işaret edilen haberde daha sonra Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin sınır dışı edilmeleri insan haklarını ihlali olarak kabul ettiğine vurgu yapılıyor.

Bu tür kararların Ankara için çok bir anlam ifade etmediğine söyleyen Schenkkan, "Mesaj, Türkiye'nin kendi kurallarını koyduğu ve uluslararası normlar veya yasalar ne derse desin - tıpkı büyük güçlerin yaptığı gibi, kendi tercihlerine göre kendi alanını oluşturacağıdır" diyor.

Gazete Çelik’in 12 aydır Silivri hapishanesinde bulunduğunu, Aralık ayı başlarında terör örgütü üyeliğinden suçlu bulunduktan sonra sekiz yıl hapis cezasına çarptırıldığını da aktarıyor.