Ara 28 2017

Yunanlar, Erdoğan’dan kaçan Türklere kucak açıyor

 
Selanik- Sümeyye Nur, 75 yaşında babasının güzel bir arabaya nasıl sahip olduğunu öğrenmek isteyen iki sivil polis tarafından kenara çekildiğinde ihtiyar anne-babasıyla birlikte arabasını İzmir'in dışına sürüyordu.
 
Sıradan bir çevirme değildi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın hükümetine yönelik geçen yılki başarısız darbe girişiminin ardından yaşanan baskınların bir parçasıydı.
 
Polis, Nur'un babasını hükümetin “terör bankası” saydığı bankada parası olduğu gerekçesiyle tutukladı.
 
“Sekiz ay hapiste kaldı” diyor hükümetin sahip olduğu medyada grafiker ve sanat yazarı olarak çalışmış olan 41 yaşındaki eski memur; “Koşulları hayal bile edemezsiniz. Çok kalabalık. Ve herkes için de yatak yok. Bu insanların hepsi ya doktor, ya öğretmen ya profesörler.”
 
Hükümet Nur'u ihraç edip pasaportunu iptal etti. Babası ona yurt dışına çıkmasını söyledi. Nur, Meriç Nehri'nden Yunanistan'a, tarihte Türkiye ile gerilimli bir ilişkisi olan ülkeye geçmek için kaçakçılara 6 bin dolar ödedi.
 
Nur, bugün Selanik'in kuzeyindeki bir hostelde yaşıyor, çevirmen olarak çalışıyor.
 
“Geçen Ocak ayında geldim” diyor; “İlk geldiğimde yaklaşık on aile vardı.”
 
Bugün, mültecilere destek olan sivil toplum örgütü SolidarityNOW'a göre binden fazla Türk vatandaşı Yunanistan'da sığınak arıyor. Selanik'de insan hakları avukatı olarak çalışan Antonis Spathis tam sayıyı belirlemenin imkansız olduğunu çünkü birçoğu iltica talebinde bulunmadığını söylüyor. 


The Greek Asylum Servis, NPR'ye verdiği demeçte 2016 yılında 186 Türk vatandaşının iltica başvurusunda bulunduğunu, bu sayının 2017'de dramatik olarak arttığını söyledi ancak güncel rakamları 2018'in başında açıklayacaklarını belirtti.
 
Geçtiğimiz yılki darbe girişiminin ardından Yunanistan'a kaçan onlarca Türk vatandaşına danışmanlık yapan Spathis, “Bir çoğu saklanıyor çünkü Yunan yetkililerden yardım isteyerek göze batmak istemiyorlar” diyor: “Bir kısmı diğer Avrupa ülkelerine ya da ABD'ye gitme amacıyla Yunanistan'a geldi, ama o yollar kapanıyor.”
 
Yunan hükümeti sözcüsü Dimitris Tzanakopoulos, özellikle Yunanistan'a sığınmak isteyen Türklerle ilgili demeç vermeyi reddetti ama herhangi bir mültecilik başvurusunun statüsüne ülkenin bağımsız iltica merkezinin karar vereceğini söyledi.
 
Yunanistan'a kaçan çoğu Türk vatandaşı, birikimleri sayesinde yaşıyor, sığınma hakkı ya da oturma izni alamadıkları takdirde çalışamıyorlar. Çok azının mülk edinebilecek parası varç
 
Ve Spathis'in karşılaştığı pek çok Türk bir daha asla ülkelerine geri dönememekten korkuyor. Spathis, “Erdoğan çok güçlü. Bunun değişeceğine dair umutlarını kaybetmişler” diyor.
 
Bu Türklerin arasında geçen yaz iki küçük çocuklarıyla beraber İstanbul'dan kaçan gazeteciler Cevher ve Tuba Güven de var.
 
“Hükümeti herhangi bir şekilde eleştirmek imkansız hale geldi” diyor TRT’de eski bir muhabir ve yapımcı olan 36 yaşındaki Tuba, “ Twitter'a bir şey yazdığınızda doğrudan hapse gidebilirsiniz.”
 
Selanik limanının yakınındaki bir kafede Yunan garson, Güvenleri isimleriyle selamlıyor. Burada yeni arkadaşlar edinmişler. Çocukları devlet okulunda büyüyor.
 
40 yaşındaki Cevheri, eskiden haftalık siyasi haber dergisi NOKTA'yı yönetiyordu. Ailesi ülkeden kaçma sebebi kendisiydi. Erdoğan'ı kötüleyen bir kapak yayınlamış ve gözaltına alınma sürecini tweetlemişti.
 
“Benim hakkında pek çok soruşturma var” diyor- “İç savaş çıkarmak. Terör örgütü propagandası yapmak. Hükümete karşı insanları silahlandırmak. Ve hükümeti devirmeye çalışmak. Bu sonuncundan suçlu bulundum.”
 
Cevheri 22 yıl hapis cezasına çarptırıldı. Çift, tutuklanmadan önce yurtdışına çıkabilmek için Suriyeli bir kaçakçıya sahte pasaportlar ve Yunanistan sınırını çizen nehirden karşıya geçiş için 17 bin dolar ödediler.
 
Tuba sınırı geçtiklerinde ağladığını söylüyor… “'Devletime karşı hiçbir şey yapmadım' diye düşünüp duruyordum. Tamam farklı fikirlerim, düşüncelerim vardı ama ben terörist değilim. Devletime, ülkeme, milletime karşı, yasadışı hiçbir şey yapmadım” diyor.
 
Yunan bölgesine ulaştıklarında bir Türk taksi şoförü onları alarak, iltica başvurusunda bulunmaları için kuzeydeki Orestiada şehrindeki Yunan polis merkezine götürdü. Tuba endişeliydi.
 
“Biliyorsunuz, tarihteki sorunlar nedeniyle diğerinin her zaman düşman olduğunu düşünüyorduk” diyor; “Türk olduğum için benden hoşlanmayacaklarını [Yunanlıların] düşünüyordum. Ama bu çok yanlış bir fikirmiş. Hayatımın en kötü, gerçekten en kötü gününü yaşıyordum ve onları beni iyi karşıladılar”.

Yunanistan 400 yıl boyunca Osmanlı İmparatorluğu'nun bir parçasıydı. Yunanlılar ve Türkler imparatorluğun çöküşünde kanlı savaşlara girdiler. En son 1996'da, Türkler ve Yunanlılar, Ege Denizi'ndeki ıssız adacık Kardak nedeniyle neredeyse savaşa girecekti.
 
İlişkiler, Yunanistan'ın 1999'daki 17 bin insanın öldüğü yıkıcı depremin ardından yaptığı yardımların ardından daha iyileşti.
Yine de bölgesel sınırlar gibi sorunlar devam ediyor.
 
“Ege'de Türk savaş uçaklarının Yunan hava sahasına girmesine ilişkin günlük vakalar yaşıyordu” diyor Atina'daki Hellenic Foundation for European and Foreign Policy [Avrupa ve Dış Politika için Helen Vakfı] direktörü Thanos Dokos, “Türkiye, Ege'deki belirsiz sayıdaki adacık ve küçük adalardaki egemenliğimize de itiraz ediyor ve tarihsel olarak buralar sahip olduğumuza ilişkin belge istiyor."
 
Yunanistan, Türkiye'nin Avrupa Birliği'ne girme hedefini güçlü bir şekilde desteklese de, Dokos, desteklerinin, AB içindeki bir Türkiye'nin “komşularıyla ilişkilerinde herhangi bir toprak tartışmasını çözmek zorunda kalacağı" fikrine dayandığını söylüyor.
 
Tüm siyasi sorunlara rağmen “Yunan ve Türk halkı arasındaki ilişki her zaman çok sıcak olmuştur” diyor.
 
Yüzbinlerce Türk, her sene Yunanistan'a tatile gidiyor. Birçoğu Selanik'de modern Türkiye'nin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk'ün doğduğu pembe evi ziyaret ediyor. Selanik Belediye Başkanı Yiannis Boutaris hevesle Türk turistleri ağırlamayı ve eski Osmanlı simgelerini restore etmeyi taahhüt etti.
 
Butaris, yakın zamanda Türkiye'nin Anadolu Ajansı'na verdiği demeçte “Her zaman söylerim Türklerle biz kardeşiz” dedi, “Aynı tarihe ve kültüre sahibiz. Birçok birbirimizle savaştık ama artık geçmişin arkada bırakılması gerekiyor.”
 
NPR'nin görüştüğü Türk sığınmacıların çoğu Yunanistan'da kendilerini güvende hissettiğini söylüyor. Ama eski bir edebiyat profesörü ve 13. yüzyıl şairi Rumi uzmanı olan Ali soyadını vermekten imtina ediyor.
 
Ali, Pennysylvania'da sürgünde yaşayan Türk vaiz Fethullah Gülen'i destekliyor. Erdoğan darbe girişiminden Gülen'i sorumlu tutuyor, Gülen ise girişime herhangi bir dahli olduğu iddiasını reddediyor. Ali, Erdoğan'ın ajanlarının Malezya ve Pakistan'da sürgünde yaşayan Gülen destekçilerini kaçırdığına dair hikayeler duymuş.
 
“Erdoğan'ın istihbarat servisi Gülen sempatizanlarını yaşadıkları ülkelerden yasadışı şekilde kaçırıyor. Bu yüzden korkuyorum” diyor.
 
İnsan hakları avukatı Spathis, bazı Türklerin, Erdoğan'ın Yunanistan Başbakanı Alexis Tsipras'a darbe girişiminin başarız sonuçlanmasının ardından helikopterle Yunanistan'a kaçan sekiz Türk subayını teslim etmesi yönündeki baskısının ardından endişelerinin arttığını söylüyor.
 
Erdoğan, Yunanistan Yüksek Mahkemesi'nin askerlerin adil yargılanmayacakları için Türkiye'ye iade edilemeyeceğine yönelik kararını görmezden geliyor.
 
Yunan insan hakları örgütlerinden biri Yunan yetkililerin en az bir Türk'ü, Cevheri Güven'in yönettiği derginin editörü Murat Çapan'ı Türkiye'ye iade ettiğine yönelik kanıtları olduğunu söylüyor (Yunan hükümeti bunu inkar ediyor). Çapan artık bir Türk hapishanesinde tutuklu.
 
Tuba Güven, kara sınırındaki polisin artan tedbirleri nedeniyle daha fazla Türk'ün Ege'yi geçerek Yunanistan'a geldiğini duyduğunu söylüyor. 
Geçen ay bir Türk ailesi -bir anne, baba ve üç küçük çocuk- Midilli kıyılarına vurmuştu. Baba, 40 yaşındaki fizik öğretmeni Hüseyin Maden, Gülen ile ilişkisi olduğu şüphesi nedeniyle işini kaybetmişti.
 
Tüm risklere rağmen, Spathis, Yunanistan'a kaçan bir Türk “akını” olduğunu söylüyor. Bu ayın başında, Türkiye'deki tasfiyeden kaçan 32 öğretmeni ve memuru taşıyan bir bot Ege'deki Sakız Adası'na varmıştı.

Rumi uzmanı Ali, Yunanistan'ın neredeyse yuva gibi hissettirdiğini söylüyor. Selanik'in dolambaçlı sokaklarında gezmeyi ve yerel pastanelerden sarkan süt puding kazandibinin yanmış karamel kokusundan hoşlanıyor.

“İstanbul'da ya da Ankara'da bir sokakta gibi hissediyorum” diyor, “Burada rahatım. İnsanlara teşekkür ederim”.
 

Joanna Kakises

Haberin orijinalini buradan okuyabilirsiniz