Pınar Gültekin'in babası kızıyla son konuşmasını anlattı

Cemal Metin Avcı tarafından öldürülen Pınar Gültekin'in babası Sıdık Gültekin, kızıyla son konuşmasını anlattı ve kızının kendisine, "Köyüme dönmek istiyorum" dediğini aktardı.

Mezopotamya Ajansı'nın haberine göre, Sıdık Gültekin, "Türkiye’de yaşanan vahşetlerde hep empati yaptım. Böyle bir olay başıma geleceğini düşünmemiştim. Bunlara 'dur' deme zamanı geldi” dedi. 

Muğla’nın Ula ilçesinde Cemal Metin Avcı isimli erkek tarafından katledilen Pınar Gültekin’in annesi Şefika Gültekin ve babası Sıdık Gültekin, kadın cinayetlerine karşı yetkilileri göreve çağırdı. 

Rudaw'ın haberine göre ise, Sıdık Gültekin, "Telefonla görüştük. Baba üniversiteyi bitirdim, derslerimi verdim, dönmek istiyorum dedi. Ben de kızım biraz sabret, bir hafta sonra ben oraya geliyorum, birlikte dönelim dedim. Ama maalesef cenazesini eve getirdim” dedi.

pınar

Bitlis'in Hizan ilçesinde 1993 yılında Mersin'e göç ettiklerini belirten baba Gültekin şunları söyledi:

"Pınar Mersin'de doğdu. Mersin'de 7 yıl yaşadıktan sonra İstanbul'a yerleştik. Pınar, ilkokulu Mersin'de ortaokulu ve liseyi İstanbul'da okudu. Kızımı okutmamak için onu okuldan aldım. Bu durum yaşanınca sürekli okuldan bize 'Kızınız okula gelsin yoksa ceza veririz' yazıları geliyordu. Ama tüm cezaları göze almıştım. Ancak bir gece arkadaşlarımdan biri eve geldi. Pınar ona okul okumak istediğini söylemiş ve beni ikna etmesi için yardım istemişti. Arkadaşım bana Pınar'ın okula gitmesi gerektiğini söyleyince onu kırmayarak tekrar okula gönderdim. Pınar okumayı çok severdi. Liseyi bitirdikten sonra girdiği sınavda Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi İktisat Bölümünü kazandı. Okulu bu yıl bitirmişti. Ben Pınar'ı çok seviyorum. Pınar, çok neşeli biriydi, espriyi sever, gülerdi. Pınar, hayata bir karıncayı bile incitmiyordu. Dramatik bir şey gördüğünde hemen ağlıyordu. Gezmeyi, kitap okumayı çok severdi. Ailesine bağlıydı. Pınar'ın hayalleri vardı. Onun hayallerini yok ettiler."

pınar

Pınar’ın kaybolduğunda Hizan’da köyde olduğunu anlatan baba Gültekin sözlerini şu ifadelerle sürdürdü:

“Pınar kaybolduğu gün annesi öğlen onunla görüntülü konuşmuş. Daha sonra kardeşi onu aradığında ulaşamamış. Önce şarjının bittiğini sanıyorlar ama daha sonra saatlerce ulaşamamışlar. Hemen beni aradılar onlara Muğla’ya gitmelerini söyledim. Muğla’da bir arkadaşını aradık o da bulamayınca jandarmaya haber verdik. Jandarma kapıyı kırıp içeriye girdiğinde evde kimsenin olmadığını görüyor. O gecenin sabahında bizimkiler de Muğla’ya gidiyor. Kayıp ilanı veriyorlar. Ben de Hizan’dan Muğla'ya gittim ve bu vahşetle karşılaştık. Bu yaşanan vahşettir. Bunu yapan veya yapanlar insan değil. Ben bunları hatırladıkça kendimi kaybediyorum. Benim kızım olmasa bile kendimi kaybederim. Ben Özgecan vahşice öldürüldüğünde de kendimi kaybetmiştim. Çünkü ben bir insanım. Türkiye’de yaşanan vahşetlerde hep empati yaptım. Ama hiçbir zaman akılımın ucundan kızımın da böyle olacağı geçmiyordu. Böyle bir olay başıma geleceğini düşünmemiştim. Bunlara 'dur' deme zamanı geldi. Artık Özgecanlar, Pınarlar ölmesin."

pınar

İzmir’de Pınar için açıklama yapmak istedikleri sırada polis tarafından yapılan müdahaleye de tepki gösteren baba Gültekin, “Kadınlar yaşanan vahşete ses çıkardılar. İnsanlar bir vahşete karşı meydana çıkıyor, ellerinde Pınar'ın resimlerini taşıyorlardı. Bu çok normal bir tepkidir. Orada şiddet uygulayan polisi tavrını reddediyorum. İnsanların içi yanıyor. Beni hiç tanımayan insanlar arayıp, ağlıyor. Yürekten ağladıklarını hissediyorum. Yeter artık, bu cinayetleri durduralım” dedi.

Katil Cemal Metin Avcı’nın tek başına bunu yapmadığını düşünen anne Şefika Gültekin, “Kızımı benden alanların en büyük ceza almasını istiyorum. Bunun içinde sonuna kadar mücadele edeceğim” dedi.

Haberin kaynağına buradan ulaşabilirsiniz