Şub 28 2018

İki yıllık kabusun ardından devletin dikkatini çekebildi

Tam iki yıldır bir erkek tarafından ölüm tehdidi alıyordu Gülay Mübarek. Sosyal medyadan, mobil telefonundan, fiziki ve sözlü her türlü aşağılama ve tacize maruz kalıyordu.

Defalarca savcılığa başvurdu ve tacizcisinin yakalanmasını talep etti. Ancak bu talebi tam iki yıl boyunca, Mübarek'in haykırışı medyada yer buluncaya kadar dikkate alınmadı.

Son çare olarak medyada yaşadıklarını anlatan Mübarek'in ifadelerinden yola çıkan savcılık nihayet onu taciz eden erkek hakkında yakalama kararı çıkarttı.

BBC'den Efe Öç'e konuşan Mübarek, savcının kendisine 'delil fazlalılığı' var dediğini anlatıyor.

Erkek arkadaşının saldırgan tavrı nedeniyle ayrılmaya karar verdikten sonra kabusun başladığını belirten Mübarek, "Ben onu engelledikten sonra en başta ablama, daha sonra ağabeyime, kardeşime, aile içindeki kuzenlerime herkese tek tek mesaj atmaya başladı işte, "Gülay'a söyleyin bana ulaşsın. Ulaşmazsa şöyle olur, böyle olur diye tehditlerde bulundu" diye anlatıyor yaşadıkların. 

Röportajın satırbaşları şöyle:

"Beni sindirdikçe ben artık tepki göstermiyordum. Ne zaman ki benim sindiğimi kendisi farketti, beni tehdit etmek için çocukları kullanmaya başladı. İşte ben o zaman çok korktum. Ve o zaman bir şey yapmam gerektiğini, "bu çocuklara zarar gelmeden bir şey yapmam gerekiyor." dedim kendi kendime. Kendim için yapmadım sindirdim, ama bu çocuklar (yeğenleri) için bunu şansa bırakamazdım. O zaman zaten harekete geçtim. O zaman zaten 2016 Aralık ayında savcılığa gittim, karakola gittim. Beni siber suçlara yönlendirdiler. O zaman elimde ne kadar delil varsa hepsini siber suçlara verdim. O sıralarda ülke gündemi yoğun olduğu için bir savcı değişikliği olduğunu dosyamın, normalinden de daha uzun sürede savcılığa gideceğini, şu anda oranın yoğunluğundan benim biraz daha bekletebilebileceğimi söylediler.

Tabi ben "2-3 ay sürer en fazla" diyordum ama benim şikayetimden 6 ay sonra hatta 6 küsür ay sonra onun ifadesi alındı. Bizi ayırmak isteyen üçüncü kişilerin bunu yaptığını kendisinin hiçbir şekilde bu suçlamaları kabul etmediğini söylemiş. Beni gerçek hayatta hiçbir zaman görmediğini, zaten görmemişti şikayetimi yaptığım zaman."

"Facebook üzerinden küçük bir araştırma yaparak mahalleye kadar her şeyi öğrenmişti. Google üzerindeki bir programla da zaten onun uydu görüntüleri şeklinde bir görüntüsü var. Öyle bir görüntüye ulaşmış. Bizim evin yanında hemen bir mezarlık var. Mezarlığın üzerini çizip oradan ince bir mesaj vermeye çalışmış. "Evim Gülay Mübarek" diye çizmiş üzerini.

Zaten savcılık bana "deliller çok fazla, sadeleştirip gel" dedi. Ben de onun üzerine ek delil vermemiştim. Toplam görüşme süremiz 3-4 dakikaydı. Onda da "Neden iki yıldır herhangi bir işlem olmadı, neden iddianame yok, ben bunun sebebini merak ediyorum?" diye sorduğumda, "Sunduğunuz deliller çok fazla. Buradaki arkadaşlar işin içinden çıkamıyor. Her suç unsurundan bize iki üç tane mesaj getirirseniz bizim işimizi kolaylaştırırsınız. İddianame hemen yazılır" dedi.

Ama savcının benden istediği şey karşı tarafın suçunu hafifletmek olurdu. Burada bir şey alacaksa, üç-beş bir şey alacaksa onu yarı yarıya indirmemdi, benim delilleri sadeleştirmem. Çünkü bana sonra bunları ek delil olarak verebilirsin gibi bir şey söylenmedi. Tamamen dosyadan çıkarmaktı onların bahsettiği şey. Ben bunu yapmadım. Yapmadığım için de cezasını çektim bir anlamda iki yıl bekledim. İki yılıma mal oldu onlar. İki yıl aradan sonra sesimin duyulmadığını gördüm. Ne savcılık tarafından ne de emniyet tarafından haberdar olan hiçbir yetkilinin sesimi duymadığını gördüm. Onun şiddeti artan tacizleri, tehditleri her gün daha da artıyordu."

Sosyal medyada olayın duyulması ve yayılması sonrasında yaşananları ise şöyle anlattı Mübarek:

"Polisler bu sabah benim ikamet adresimin olduğu annemin evine gittiler. Oradan da beni arayarak işyerime geldiler. Yetkilileri harekete geçirmek için sadece bir şikayet yetmiyor. Ya çok ciddi bir olayla sonuçlanacak öyle müdahale edilecek ya da böyle sosyal medyada patlak vermesi gerekiyor. Polisler de "Keşke daha önce yapsaydınız biz bu olaydan haberimiz yoktu, biz de sosyal medyadan öğrendik" dediler. Ben de onlara "İlgilenmediğiniz için haberiniz yoktu" dedim. Sosyal medyada paylaştığınız iyi oldu daha büyük, daha geniş kitlelere seslendiniz ve hemen savcılık harekete geçti." diye bir, haklı olarak, öyle bir söylemde bulundular.

Yaşadığım 2 yılın en zor gecesiydi. Amacım sesimi duyurmaktı. Hiç uyumadım o gece. Sabah olduğunda ise sesimin duyulduğunu gördüm. Sonuca ulaştığı için mutluyum."