Kılıçdaroğlu'nun gündeme taşıdığı 'beşli çete': İşin ucu '1 Numara'ya uzanıyor...

Türkiye bir yandan derin bir ekonomik krizle boğuşurken, diğer yandan da koronavirüs salgını ile birlikte tablonun daha da ağırlaştığı bir dönemden geçiyor.

AKP-MHP ortaklığındaki iktidar, günden güne ciddi bir çatırdama yaşıyor. Yabancı yatırımcının yüzünü çevirdiği Türkiye, Katar’a bel bağlamış durumda. Öyle ki, son dönemde bütün önemli kurumların satışları bu ülkeye yapılıyor. 

ABD’de Joe Biden’ın başkanlığa seçilmesinin ardından iki ülke arasındaki ilişkilerin yaptırımlar başta olmak üzere gerileceği öngörülüyor. Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın yargı ve ekonomide “reform” çıkışları, girdiği çıkmazdan bir çıkış yolu aradığının en açık işareti olarak yorumlanıyor.

Ancak Erdoğan, eski gücüne sahip değil. Zira mafya lideri Alaattin Çakıcı’nın CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’ya “Dürzü” diyerek tehdit mesajı göndermesine sessiz kalan yargının, bir vatandaşın Çakıcı’ya benzer ifadelerle çıkışı sonrası kendine vazife çıkartarak tutuklama kararı vermesi, gücün daha çok Devlet Bahçeli ve devlet içindeki kadrolarında olduğunu ortaya koyuyor. 

Anketler de, Cumhur İttifakı’nın yüzde 50’ye ulaşamadığını raporlamaya devam ederken, muhalefet erken seçim çağrılarını yineliyor. 

AKP ve Erdoğan’ın gücünü kaybettiği böyle bir dönemde ana muhalefet, pasif kalmakla eleştirilirken, CHP lideri Kılıçdaroğlu’nun Meclis’te yaptığı son çıkış, Türkiye’de gündemi değiştirdi.

Kılıçdaroğlu, Meclis’teki bütçe görüşmelerinde “Göreceksiniz; Allah’ın izniyle iktidar olacağız ve beşli çetenin bizim torunlarımızı dahi sömürecek olan bütün bu yatırımlarını kamulaştıracağız ve alacağız” ifadesini kullandı.

CHP Mersin Milletvekili Ali Mahir Başarır'ın “Türk ordusu Katar’a satıldı” ifadesi üzerinden başlayan tartışma sonrası Kılıçdaroğlu’nun “beşli çete” çıkışı, muhalefet cephesinde olumlu yönde bir rüzgâr havası estiriyor. 

Peki, Kılıçdaroğlu’nun bahsini açtığı bu “beşli çete” kim?

Aslında CHP lideri, “beşli çete” söylemini önceki yıllarda da dile getirmişti. Ancak bu kez güçlü bir iktidar olma mesajı ile “kamulaştırma” vaadini sundu.

Dünya Bankası verilerine göre dünyada en fazla kamu ihalesi alan ilk 10 şirketin 5’i Türkiye’den.

İşte Kılıçdaroğlu’nun isim vermeden “beşli çete” olarak nitelendirdiği o şirketler, aldıkları ihale sırasına göre; Limak Holding, Cengiz Holding, Kolin Grup, Kalyon Grup ve MNG Holding olarak sıralanıyor. Bu gruba Ethem Sancak ve şirketleri de ekleniyor.

Kuzey Marmara Otoyolu olarak bilinen 3. Köprü, Çanakkale Köprüsü, Yüksek Hızlı Tren (YHT) hatları, farklı kentlerdeki havaalanları, stadyumlar, metro hatları, Şehir Hastaneleri, santraller; liste uzayıp gidiyor…

Geçiş ve yolcu ve döviz garantisi gibi özel imtiyazlarla kamu projeleri hep bu şirketlere ihale edildi.

Bu projelerin işletmelerini söz konusu firmalardan geri almanın hukuken mümkün olup olmadığı tartışılıyor. 

Türkiye, bu ‘beşli çete’yi ve komisyon adı altındaki kurulan rüşvet ağını 17-25 Aralık’ta öğrendi.

Erdoğan, İstanbul Belediye Başkanı seçildiği günden bu yana geçen 26 yılda, siyasi gücünü artırmak için kamu ihalelerini bir araç olarak kullandı.

17-25 Aralık yolsuzluk operasyonları sürecinde ortaya saçılan tapeler ve ses kayıtlarından anlaşıldığı üzere, Erdoğan iktidarından düzenli biçimde kamu ihalesi alanlar iki gruba ayrılıyor: 

-Erdoğan Ailesi’nin yönettiği vakıflara bağış yapanlar

-Medya gruplarını finanse etmek için görevlendirilenler 

Kılıçdaroğlu’nun “beşli çete” olarak tanımladığı kamu ihalelerini paylaşan şirketler, bir yandan iktidarın propaganda makinesi olarak görev yapan medya kurumlarını fonlarken, diğer yandan da vakıflar aracılığıyla devasa bir finans havuzunun sacayaklarını oluşturmuş durumdalar.

Yine 17-25 Aralık iddianameleri ve ses kayıtlarına göre rüşvet çarkı, “yüzde 20 komisyonun” legal olarak kayıtlara geçmesini sağlıyor.

Dev ihalelerin yanı sıra, mahalle arası küçük müteahhitler dahi, “bağış” adı altında bu ağın bir parçası konumunda.

17 Aralık operasyonunun başındaki savcı Celal Kara, o dönem (25 Ocak 2015) Cumhuriyet gazetesinden Can Dündar’a verdiği mülakatta “1 numara Erdoğan’dı” diyerek, bu sistemin mimarının ilan etmişti.

Cumhuriyet

Ethem Sancak, bu ağın öne çıkan isimleri arasında yer alıyor.

İnşaattan savunma sanayine kadar 20’ye yakın alanda faaliyet gösteren Sancak Group, batık haldeki yandaş medyanın finansmanını da sağlıyor. 

15 Temmuz’dan sonra savunma sanayindeki tüm ipler Erdoğan’ın eline geçince Sancak Grubu da, silah sektöründe devleşti.

Erdoğan’a ilan-ı aşk etmesi ile bilinen Sancak, CHP’nin ısrarla üzerinde durduğu Tank Palet Fabrikası’nın da sahibi. Fabrikanın yüzde 51’i ise yine Katar’a ait. “Türk ordusu Katar’a satıldı” çıkışının temelinde de bu anlaşma yatıyor.

Sabah-Takvim-ATV gibi daha büyük ölçekli medya kuruluşlarının bulunduğu Turkuaz Grubu ise kamu ihaleleriyle zengin edilmiş iş adamları arasında el değiştirdi ve son olarak Kalyon Grubu tarafından finanse ediliyor. 

2014 yılında Limak Holding’in başındaki Nihat Özdemir, (Şimdi TFF'nin başında) Sabah-ATV grubunun satışına ilişkin bir itirafta bulunmuştu.

Özdemir, Fox TV’den İsmail Küçükkaya’nın, “Sabah ve ATV’nin yeni patronuna 100 milyon dolar verdiniz mi?” sorusuna, “Evet verdim ama borç verdim” yanıtını vermişti.

Nihat Özdemir

2008’de ise yine Erdoğan’a yakın Çalık Grubu, 1.1 milyar dolarla atv-Sabah Grubu’nu almış, ancak finansman için Vakıfbank ve Halkbank’tan 375’er milyon dolar kredi kullanıldığı, kalan paranın ise Katar’ın ödediği ortaya çıkmıştı.

Çalık, o dönem Katarlı medya kuruluşu Al Wasaeel International Media’ya yüzde 25 hisse karşılığında ortak aldığını duyurmuştu. 

Beşli grubun bir diğer öne çıkan ismi ise Cengiz Holding’in patronu Mehmet Cengiz….

Cengiz, 17-25 Aralık döneminde internete sızan “Milletin a... koyacağız” kaydı ile hafızalardaki yerini koruyor.

Mehmet Cengiz

2011 yılından bugüne kadar iktidardan aldığı ihalelerin toplam bedelinin 15 milyar liranın üzerinde olduğu tahmin ediliyor. Sadece 2017’de devletten 8 milyar liralık ihale aldı. 

AKP iktidarının ‘ihale rekortmeni’ Cengiz; inşaat, enerji ve madencilik ihalelerinin banko ismi konumunda.

Cengiz Holding, tek kalemde 420 milyonluk vergi borcunun silinmesi ile de gündeme gelmişti. Bu vergi sıfırlamaları devam ediyor…

Cengiz Holding’in partnerleri ise Kolin ve Limak. Cengiz öncülüğünde kurulan bu üçlü konsorsiyum; elektrik dağıtım, baraj, hızlı tren projeleriyle İstanbul Havalimanı ve sayısız karayolu ihalesi aldı. Üç ortağın birlikte üstlendikleri işlerin değeri 50 milyar dolardan fazla.

Kurduğu bu sistem Erdoğan için, kendi iktidarının bekası adına hayati önem arz ediyor.

Bunun en somut örneği, kaybedilmesine rağmen tekrarlanan İstanbul Büyükşehir Belediyesi seçimlerinde görüldü.

Erdoğan iktidarının, yandaş iş adamlarını yeni ihalelerle besleyememesi durumunda borç batağı içinde olan, tirajları ve reytingleri yerlerde sürünen medya kuruluşları kontrol edilemeyecek, vakıflara yapılan bağış hortumu da bıçak gibi kesilecek.