Ara 16 2017

'Laik bir devlette Diyanet İşleri Başkanlığı olmaz'

 

Türkiye'de yapısı ve işleyişi tartışmalı çok sayıda kuruluş ve kurum var. Siyasetin bu kurumları kimi zaman truva atı gibi kullanması, çıkarların taşıyıcısı araçlara dönüştürülmesi, kuruluşlarındaki "kamu çıkarı" tezini de yerle bir ediyor.

Artıgerçek yazarı Eser Karakaş'a göre, bu tür kurumların başında TRT ve Diyanet İşleri Başkanlığı geliyor ve bu tür kurumlarla Türkiye'nin ilerlemeci bir anlayışla yol alması mümkün değil.

Karakaş, yargı, eğitim, yasama gibi kurumların kaybettikleri işlevi yeniden yerine getirmeye başlamaları gerektiğini belirtirken bir de gereksiz olarak nitelediği kurumlardan ve kaldırılmalarının elzem olduğundan bahsediyor.

TRT ve Diyanet İşleri Başkanlığını ikinci kategoride değerlendiriyor. İnsanların teknolojiye erişiminin böylesine kolay ve yüksek olduğu bir ortamda kamu yayıncılığını anlamsız bulan Karakaş, TRT'nin bir an önce kapatılıp bu kuruma akıtılan kaynakların kamu hizmetine yönlendirilmesi gerektiği görüşünde.

Karakaş'ın işaret ettiği bir diğer kurum da Diyanet İşleri Başkanlığı.

Türkiye'nin laik devlet anlayışı ilan edildiği günden bu yana hep tartışılageldi. Laikliği, "İslam'ın altını oymaya çalışan şeytani düzen" olarak değerlendiren aşırıcılar hep oldu, olmaya da devam ediyor. 

Ancak laikliğin üzerine inşa edildiği sistem ve kurumlar kimi zaman laikliğin bizatihi altını oyan, uygulanırlığını zedeleyen handikaplara dönüşebiliyor. 

Laik bir devlette Diyanet İşleri Başkanlığı'na yer olmadığına değinen Karakaş, "Bu kurum iyi yönetilebilir, tarafsız olabilecek bir kurum değildir, anayasada gerekli değişikliği yapıp din konularını sivil topluma bırakmak gerekmektedir" diyor.

Milli Güvenlik Kurulu'nu da "kurtulunması gerekenler" kategorisinde ele alan Karakaş yazısını şöyle sürdürüyor:

Tekrar dönelim iyileştirilmesi, ayağa kaldırılması gereken kurumlara. Mesela yargı MGK, DİB, TRT gibi bir kurum değildir, her devletin olmaz ise olmazıdır ama bugünkü işleyiş kalitesi, düzeni gerçekten çok üzücüdür. 

Yargı kurumumuz eskiden evrensel standartların çok uzağında idi, bugün ise artık uzak ifadesi bile yetersiz, mutlak bir kopukluk söz konusudur. Eğitimden ise bahsetmek bile istemiyorum.  Bu alanlarda bu zaruri adımlar atılmaz ise Türkiye’yi çok sıkıntılı günler beklemektedir demektir.