Kanal İstanbul güzergahında vatandaşların tapusuna şerh konulmuş

AKP rejimi Kanal İstanbul projesini hayata geçirmeye kararlı görünürken, güzergah üzerinde tapulu arazileri bulunan vatandaşların tapularına şerh konulduğu ortaya çıktı.

Proje henüz hayata geçmeden AKP'ye yakın çevreler için büyük bir rant kapısına dönüşürken, vatandaşların tapularına daha planlar askıdayken şerh konulduğu belirlendi.

Cumhuriyet Gazetesi'nin haberine göre, bu duruma itiraz için dilekçe veren vatandaşlar, 2012 yılında belirlenen ve daha sonra sınırları değiştirilen rezerv alanının, bu plan kararlarına göre amacına uygun kullanılmadığı bilgisini paylaştı.

Habere göre, güzergah üzerinde korunması gereken alanlarla ilgili önlem alınmadı. İçme suyu sağlayan Sazlıdere Barajı ya tamamen yok olacak ya da kanala dönüşecek. Yarımburgaz Mağarası’nın yok olma tehlikesi kapıda. Şahintepe yerleşim yeri kaldırılacak.

Askıya çıkan plana itirazda ise bugün son gün. Projenin 3'üncü etap planları, Çilingir, Dursunköy, Hacımaşlı, Hadımköy, Haraççı, Sazlıbosna, Güvercintepe, Kayabaşı, Şahintepe ve Şamlar olmak üzere 10 köyü kapsıyor. Planlama alanı toplam 5 bin 893 hektar. Planlama Hacımaşlı, Sazlıbosna ve Çilingir köy yerleşimleri ile Dursunköy ve Şamlar’ın tarım alanlarını içeriyor. Hektarlarca alana sahip Sazlıdere Barajı da bu planın içerisinde tamamen yok oluyor ve barajın bulunduğu alan kanalın bir bölümüne dönüşüyor. Barajın içme suyu havzası da imara kapalıydı ve koruma altındaydı. Planla bu alan da imara açılmış oldu.

Yurttaşların tapularına daha planlar askıdayken şerhler konulduğu ortaya çıkarken, planlara çok sayıda yurttaş itiraz etti. Bakanlığa sunulan itiraz dilekçelerinde planların, “yaşam kalitesini düşüren, halkın sağlığını tehdit altına alan, tarım, mera, orman alanları ve suyunu gasp eden kararlar içerdiği” anlatıldı. Dilekçelerde 2012 yılında belirlenen ve daha sonra sınırları değiştirilen rezerv alanının, bu plan kararlarına göre amacına uygun kullanılmadığı ifade edildi ve planların “planlama tekniklerine, şehircilik ilke ve esaslarına ve planlama mevzuatına aykırı” olduğu anlatıldı.

Dilekçelerde son olarak İstanbul’un büyük ve giderek yaklaşan bir afet riski altında olduğu anlatılarak “Böyle bir durumda, çıkış gerekçesi 6306 sayılı kanun olan planların, amacına uygun biçimde, afet risklerini bertaraf etmeye ve İstanbul halkına güvenli yaşam çevreleri oluşturması beklenirken, bu kaygıları hiçbir şekilde taşımayan ve tamamen yapılaşmaya odaklanmış, doğal ve kültürel alanlar üzerinde büyük tahribatlara ve yıkımlara neden olacağı açık olan bir içerikle kurgulandığı, bu anamda açıkça şehircilik bilim ve ilkelerine, planlama ilke, teknik ve esaslarına ve kamu yararına aykırı olduğu ve uygulanması halinde telafisi mümkün olmayan zararlara neden olacağı ortadadır. Bu kapsamda, anılan planlara itirazımın kabulü ve gereğinin yapılmasını talep ederim” denildi.

Haberin kaynağına buradan ulaşabilirsiniz