Kanal İstanbul 'imkansız proje' mi?

AKP iktidarının Kanal İstanbul projesine hız vereceğini açıklamasının ardından, projenin yapılması halinde oluşabilecek büyük zararlar yeniden gündeme geldi.

Süveyş Kanalı'nda bir geminin karaya oturmasıyla birlikte, bu tür yapay projelerin neden olabileceği sorunlara işaret edilirken, Karar gazetesi yazarı Uğur Emek, Süveyş Kanalı'nın derinliğinin 24 m, yüzeydeki genişliğinin ise 313 m, 11 m derinlikteki genişliğinin ise 205/225 metre olduğunu hatırlattı.

Kanal İstanbul'da ise, derinliğin 20,75 m ve en dar yerinde genişliğin 275 m olacağını hatırlatan Emek, İstanbul Boğazı'na dair bilgileri de paylaştı ve, "Gemi kazası riski yüksek bulunan İstanbul Boğazı’nın en dar yerinde genişliği 698 m ve derinliği de 120 metredir" ifadelerini kullandı.

Emek, bu noktada, "Benzeri bir kaza, derinliği ve genişliği Süveyş Kanalı’na benzeyen İstanbul Kanalı’nda da neden olmasın" sorusunu sordu ve ekledi:

"Genişliği 698 m olan İstanbul Boğazı kaza riskine açıksa, 275 m genişliğindeki Kanal’da kaza riski çok daha yüksek değil midir?

Bu tür soruları ve Kanal’ın çevre dâhil diğer olası zararlarını konunun uzmanlarına bırakalım ve biz konuyu projecilik boyutuyla ele alalım. PDY çalışmalarında önce ihtiyaç değerlendirmesi yapılır. İhtiyaç tespit edilirse, fizibilite analizine başvurulur. Bu aşamada projenin kapsamı netleştirilir ve ödenebilirliği test edilir. Sonra da projenin milli bütçeyle mi yoksa yap-işlet-devret (YİD) yöntemiyle mi yapılacağına karar verilir. Ben Kanal’a bu döngü çerçevesinde bakıyorum.

ÇED Raporunda Boğazdan geçen gemi sayısının 50 binlerde olduğu ve trafiğin 2070 yılında 86 bin seviyesine ulaşacağı belirtiliyor.  Aşağıdaki grafikten de kolaylıkla görüleceği üzere resmi verilere göre Boğaz’dan geçen gemilerin sayısı 2006 yılından beri sürekli düşüyor. Ayrıca, 2012 yılından bu yana tehlikeli sayılan LNG yüklü gemilerin Boğazdan geçmesine izin verilmiyor.

ÇED Raporunun açıklandığı 2019 yılındaki gemi trafiğini (41 bin) 50 binler şeklinde hatalı biçimde açıklayan yetkililer, 2070 yılına ilişkin tahmini (86 bin) nasıl yaptılar? Yoksa Keynes ustanın “uzun dönemde hepimiz ölüyüz” önermesini mi benimsediler?

PYD’ye göre önerilen projenin kapsamının net olması gerekir. Kanalın kapsamı, ilan edildiği 2011 yılından beri bir türlü netleşmedi. Kanal, Boğazın kaza riskini mi azaltacak, lojistik merkezi mi olacak, teknoloji bölgesi mi kuracak, kamuya gelir mi getirecek veya yeni bir yerleşim alanı mı yaratacak? Hadi bunları ben bilmiyorum.

Galiba yetkililer de bilmiyor. Daha yakınlarda yapılan imar değişiklikleriyle, istihdam yaratacağı söylenen teknoloji bölgesi ve kongre alanları konut alanına dönüştürüldü.

Projenin son halini ne zaman öğreneceğiz? Ya da öğrenebilecek miyiz?"

Yazının kaynağına buradan ulaşabilirsiniz