'Mega proje' şimdi de deprem tehdidi altında

AKP iktidarının çılgın projelerinden Kanal İstanbul güzergahından üç aktif fay hattı geçtiği tespit edildi.

Türkiye Mimarlar ve Mühendisler Odası (TMMOB), AKP iktidarının tüm çevre felaketi uyarılarına rağmen Kanal İstanbul projesini hayata geçirme girişimine yaptığı itirazda, 1/100.000 Ölçekli Çevre Düzeni Planı'nı yargıya taşıdı.

İstanbul İdare Mahkemesi'nde, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı'na karşı açılan davada Kanal İstanbul'u içeren çevre düzeni planının bölgede afet riskini artırdığına dikkat çekildi ve hat üzerinde üç aktif fay hattı bulunduğuna işaret edildi.

TMOBB, hattın aynı zamanda tsunami riskini de içinde barındırdığını vurguladı.

BirGün Gazetesi'nin haberine göre, dava dilekçesinde aynı zamanda su kaynaklarının yok olacağı bilgisine yer verildi ve şu ifadeler kullanıldı:

"Sazlıdere Barajı’nın devre dışı kalması halinde Avrupa Yakası su kaynakları potansiyelinin muhafaza edilebilmesi için Sazlıdere Barajı’nın yerine Kırklareli’nde Balaban Barajı ve Demirköy Barajı’nın içme suyu amaçlı planlandığından söz edilmektedir. Buradan da anlaşılacağı üzere, hâlihazırda su fakiri İstanbul'un, özellikle de Avrupa Yakası’nın su kaynakları önemli ölçüde yok olacak, temel haklardan olan yaşam hakkı, su hakkı halkın elinden alınacaktır. Plan değişikliği yeraltı su kaynaklarını da etkilemektedir. ‘Stratejik rezerv’ olarak muhafaza edilen yeraltı suları da kapsamı İstanbul ile sınırlı kalmadan, Trakya’da ve Marmara Bölgesi bütününde tuzlanma nedeniyle kullanılamaz duruma gelecektir.

Planlanan ‘Su Yolu’nun Terkos’a teğet bir noktadan geçeceği, bu geçiş sırasında havza topoğrafyasını büyük ölçüde bozacağı ve Sazlıdere havzasının yaklaşık 2 katı kapasiteli Terkos’un su kapasitesini olumsuz yönde etkileyebileceği anlaşılmaktadır. Plan değişikliği, Terkos’un tuzluluk oranında da yükselmeye sebep olacaktır. Bu etkiler, dava konusu plan raporunda analiz edilmemiştir. Trakya’nın tarım topraklarını, meralarını ve hayvancılığını ve su kaynaklarını gerekçesi anlaşılamayan bir su yolu projesi için yok etmenin, hiçbir bilimsel açıklamada karşılık bulması mümkün değildir. Ülkenin en büyük nüfusunu barındıran İstanbul ve çevresi dava konusu planlar ile açlığa ve susuzluğa mahkûm edilmektedir."

Değişikliğin ‘afet riskini azaltmadığı’ aksine ek risk yaratacak kararlar getirdiğine dikkat çekilen dilekçede, güzergâh üzerinde üç aktif fay hattı bulunduğu vurgulandı. Plan değişikliğinin depremin yanı sıra, tsunami riski de barındırdığının kaydedildiği dilekçede, “Dava konusu plan değişikliği eliyle, doğal ve yapay riskler üretilmekte” ifadesi kullandı:

“Ekolojiye geri dönülmez zararlara ve yıkımlara neden olacaktır. Tüm bu tahribatlarla birlikte, büyük bir ekonomik kayba yol açmaktadır. Dava konusu plan değişikliği raporunda fuar ve kongre alanı olarak teknoloji geliştirme bölgesi yakınında bir alanın öngörüldüğü bahsi geçmektedir. Ancak, dava konusu plan değişikliğinde fuar ve kongre alanı içeren bir plan kararı bulunmamaktadır. Plan raporunda yer alan bir kullanımın planda yer almaması, planlama tekniklerine ve hukuka aykırılık taşımaktadır.”

Haberin kaynağına buradan ulaşabilirsiniz