‘Ayasofya ve Kariye üzerinden fetih söyleminin yayılması çok tehlikeli’ - Tuğba Tanyeri-Erdemir

Önce Ayasofya, ardından Kariye’nin müze statüsünden çıkarılarak camiye çevrilmesi, Türkiye’nin hem iç gündemi hem de dış dünyanın Türkiye’ye ve onu yöneten kadronun zihniyetine bakış açısından hiç de hafife alınmaması gereken, “iç meselemizdir” denerek geçiştirilecek gelişmeler değil. 

Her iki mekan da bir dünya kenti olan Istanbul’u, küresel kültür mirasının en önde gelen merkezlerinden biri kılmakta. Bu, neden böyle? Ayasofya’nın ve Kariye’nin sanatsal, kültürel ve tarihi açıdan değeri nedir? Camiye çevirme tasarruflarının etkisi ve yansımaları nasıl olacak? 

Bu gelişmeleri yakından izleyen, ve çok sayıda Bizans ve Osmanlı tarihçisi akademisyenin Ayasofya ile ilgili karara karşı yazdığı bildirgede imzası olan, Pittsburgh Üniversitesi Antroploji Bölümü Araştırma Görevlisi Tuğba Tanyeri-Erdemir, Ahval Genel Yayın Yönetmeni Yavuz Baydar’ın sorularını yanıtladı.

Tanyeri-Erdemir’in değerlendirmeleri ana başlıkları ile şöyle:

“Ülkemizdeki kültürel mirasın korunması açısından ben elbette çok üzüldüm. Çünkü, Ayasofya da Kariye de ülkemizin çok katmanlı kültür mirasını korumak ve dünyaya göstermek için elindeki büyük fırsatlar idi. Ayrıca bu mekanları ziyaret etmeyi seven, onlarla duygusal  bağı olan bir Türk vatandaşı olarak da çok üzüldüm.”

“Kariye, Ayasofya’dan farklı olarak daha mütevazı, bir manastır kompleksinin parçası ama hacminin çok ötesinde muazzam bir kültürel değere sahip. Çok özel. 14’üncü yüzyılda yaptırılmış mozaik ve freskleri bu yapıyı dünya sanat tarihinde çok önemli bir yere koyar. Çığır açıcıdır bu fresk ve mozaikler.”

“Bu yapıların cami olması ardından iç mekanın nasıl örtüleceği konusunda kaygılar var. Kariye çok özel, çünkü tüm iç mekanı baştan aşağı mozaiklerle  ve fresklerle kaplı. Maalesef bu tür süreçlerin hiçbiri şeffaf yürütülmedi. Ve alelacele yapıldı. İznik ve Trabzon’daki iki kilisenin camileştirilmesi sürecinde ciddi hasarlar yaşandı. Sanat tarihçileri şimdi son derece kaygılı bu iki yapı (Kariye ve Ayasofya) konusunda.”

“En kaygılandığım konu, İznik ve Trabzon Ayasofya’ları ardından (büyük) Ayasofya ve Kariye’nin fetih söylemi ve fetih algısı içinde camileştirilmesi. Bu kararların sadece bu binalara değil, bizim Türkiye’de kurmaya çalıştığımız çoğulcu, çok katmanlı, birlikte yaşama kültürüne çok zarar verdiği kanaatindeyim. Bizim azınlıkları da böylece Osmanlı tebaasına dönüştürülmeye çalışılmakta. Fetih algısı ile yapılan bu camileştirme adımı, bu yapılar üzerinde tahakküm kurma fikrini yerleştiriyor. Türkiye için çok tehlikeli bir gidişat…”

“Turizmde etkilerini göreceğiz. Ama Trabzon’dan biliyoruz ki, mahalli esnaf camileştirme kararından memnun kalmadı. Herhalde Kariye’de de bunu yaşayacağız.”

“Nasıl anlatsam bilmiyorum. Bir akademisyen olarak bir tarihi mekanla ilgili olarak ömür tüketti iseniz, bu tür kararların ardından yaşanan dışlanma hissi de güçlü oluyor.”

“Şehrine sahip olmasını beklediğim kesimden bir destek görmedik. Ama bir akademisyen Türkiye’de ses çıkartamıyorsa buna bir şey diyemiyorum, empati kuruyorum. Ama öbür yandan çok daha güçlü olan kesim ve insanların destek vermemesi, sessiz kalması kendileri için de sorunlu.”