'Süleymani'nin tabutu yeni dönemin kapısı oldu'

ABD'nin 3 Ocak'ta drone'larla İranlı komutan Kasım Süleymani'yi öldürmesinin ardından başlayan kriz, İran'ın Irak'taki iki ABD üssünü vurmasıyla derinleşirken, son olarak Ukrayna Havayolları'na ait uçağın kazara İran ordusu tarafından vurulduğunun ortaya çıkmasıyla yepyeni bir boyut kazandı.

ABD'nin Süleymani kararı pek çok yorumcu için Ortadoğu'da yeni ve derin çatışmalı bir sürecin de başlangıcı.

Evrensel Gazetesi yazarı Hediye Levent'e göre, Süleymani’nin tabutu, herkesi yakından ilgilendiren yeni bir dönemin kapısı haline geldi. Levent, yazısını şu satırlarla sürdürdü:

"İran’ın iç huzursuzluğunun en önemli sebeplerinden biri giderek bozulan ekonomi. Ekonomik göstergelerin alarm vermesinin en önemli sebebi ise İran üzerindeki yaptırımlar. İran yönetiminin soğukkanlı ve akıllı hamleler yapması halinde Süleymani’nin tabutu İran üzerinde giderek sıkılaşan çemberi kırmasına yardım edebilir. Bu elbette kolay olmayacak ancak İran’ın, Irak’taki ABD üslerine saldıracağını söylemesi bile hâlâ devam eden çok yoğun bir diplomasi trafiğini başlattı.

Suikastın hemen ardından İran “üzerindeki yaptırımların kaldırılmaması ve ABD’nin tek taraflı çekildiği anlaşmaya geri dönmemesi halinde nükleer çalışmalarına devam edeceğini” duyurdu. 

Irak’taki üslere saldırının ardından ABD’nin ve çok zorlandığı beden dilinden de anlaşılan Trump’ın ‘geri adım’ olarak değerlendirilebilecek manevrası ABD’nin bile bir savaşı göze alamadığını gösteriyor."

İran'ın Irak'taki nüfuzunun önünü ABD'nin Irak müdahalesinin açtığını kaydeden Levent, ekonomik, siyasi ve uluslararası açıdan sıkışan İran'ın, Süleymani'nin ölümüyle manevra alanı kazandığını işaret etti ve ekledi:

"...Süleymani suikastı olmasaydı ABD’nin başını çektiği birçok ülke İran’a yönelik ekonomik yaptırımlarla iç huzursuzluğun büyümesini, Irak sahasından çekilmesi için Haşdi Şaabi’nin durumunun sorgulanmasını, Irak yönetimi üzerinde baskı kurarak İran’ın elimine edilmesini, Suriye’de Rusya üzerinden İran varlığının sınırlandırılmasını, Lübnan’da Hizbullah’ın ekonomik ve askeri hamlelerle oyun dışına itilmesini sağlamak için art arda hamleler yapıyor olacaktı. Bu süreçte İran, her hamlede biraz daha zayıf görünecek, müttefiklik ilişkilerinden umduğunu bulamayacak kadar manevra alanı daralacaktı belki. Ancak ABD’nin, daha doğrusu Trump’ın fevriliği İran’a nefes alma fırsatları getiren bir hamle yaptı ve rüzgar İran’ın lehine dönmeye başladı."

Yazının tamamına buradan ulaşabilirsiniz