Davutoğlu'dan AKP iktidarına kayyım tepkisi

Eski başbakan Davutoğlu’nun AKP'den istifa ederek kurduğu Gelecek Partisi ile iktidardaki eski partisi arasında ‘kayyım krizi’ yaşanıyor. Parti yönetimine göre AKP, Gelecek Partisi’nin büyümesinden endişeli. Bu yüzden de kayyımlara başvuruyor.

Ahmet Davutoğlu’nun kurucuları arasında yer aldığı Bilim ve Sanat Vakfı’na ait İstanbul Şehir Üniversitesi’nin ardından vakıfa da kayyım atandı.

Konuyla ilgili Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu imzalı yazılı bir açıklama yapıldı. "Bilim ve Sanat Vakfı belli hukuki şartlar yerine getirilerek kurulmuş herhangi bir kurum değildir" diyen Davutoğlu, "Bir kişiye ait olmadığı gibi bir gruba ya da iktidara da yaslanmamıştır" ifadelerini kullandı.

Vakfın kuruluşu ve felsefesiyle ilgili hatırlatmalarda bulunan Davutoğlu, yıllar içinde vakfın uğradığı haksızlıkları hatırlattığı açıklamasında şunları kaydetti: 

"Kimse gelmedi, 28 Şubat’ta baskılar karşısında geri adım da atılmadı. Vakıftaki o gönüllüler de ilkelerinden taviz vermeden çaba göstermeye, bilim ve sanat çalışmalarına devam ettiler. 40 yıllık geleneği olan Vakıf’tan, akademiye, bürokrasiye, siyasete, iş dünyasına girenler, toplumun her alanında görev alan insanlar oldu. Ne kimse vakfı kendi gölgesine almaya çalıştı, ne de vakıf kimsenin gölgesine girmeye razı oldu. Ta ki düne kadar Bilim ve Sanat Vakfı, kurulduğu ilkelere sadık kaldı ve ufkunu, kapısını, derslerini, imkanlarını herkese açtı. İstanbul Şehir Üniversitesi’ne uygulanan hukuksuz el koymanın üzerine Bilim ve Sanat Vakfı’nı hukuki kılıflar uydurarak 'teslim almaya' çalışmak kesinlikle Türkiye’de bir grubun, bir kesimin, bir mahallenin, bir camianın sorunu değildir.

Yaşanan, en az dokuz aydır kamuoyu önünde dile getirdiğimiz gibi toplumun her kesimini esir almaya çalışan bir hukuksuzluğun, kural tanımazlığın, ben merkezciliğin geldiği noktadır. Vakıf geleneğine, örgütlenme özgürlüğüne, düşünce ve ifade hürriyetine, sivil topluma yapılan bu darbe kimsenin aklına bile getirmek istemediği bir pratiğin önünü açmaktadır. Bilim ve Sanat Vakfı’na el konulması uygulamasından bir an önce vaz geçilmeli, benzer hukuksuzluklara kapı açan kanuni yanlışların düzeltilmesi için yasama süreçleri devreye girmeli, toplumun her kesiminden ortak bir vicdani ses yükselmelidir. Bilim ve Sanat Vakfı’na reva görülen uygulama herkesi yaralamıştır ancak ilim aşkı, özgürlükler ve demokrasi için çabamız kesintisiz bir şekilde devam edecektir."

Atamayı ‘hukuksuz’ gören Gelecek Partisi, AKP ile hesaplaşmanın sandıkta yaşanacağını düşünüyor. Parti Genel Başkan Yardımcısı Selçuk Özdağ, kayyım kriziyle ilgili DW Türkçe’nin sorularını yanıtladı.

"İstanbul Şehir Üniversitesi’nde bir dolandırıcılık sözkonusu mu?" sorusuna şu yanıtı verdi: 

"Üniversite, bir vakıf üniversitesi ve Davutoğlu sadece kurucusu. Şehir Üniversitesi üzerinden siyasi bir operasyon yapılmak istendi. Sayın cumhurbaşkanı tarihi bir hata yaptı. "Bunlar dolandırıcılar" dedi. "Dolandırıcılar" dediği kişiler 17 yıl boyunca kendisiyle başbakan, bakan yardımcısı, bakan olarak çalışmış kişiler. Ahmet Davutoğlu, Ali Babacan, Mehmet Şimşek, Feridun Bilgin. "Dolandırıcılar" devleti yaklaşık 25 yıldır yöneten bir siyasi figüre yakışmıyor. 2016 Mart'a kadar, bu vakıf üniversitesinin bir himaye edeni var ama darbeden sonra bu kişi himaye etmekten, yardım yapmaktan vazgeçiyor. Bunun üzerine bu üniversite Halkbank'a müracaat ediyor ve 300 milyon liralık bir kredi çekiliyor. Kredileri ödeme tarihi de Haziran ayından başlayarak Eylül 2016’ya kadar. Ve o zaman başbakan Davutoğlu değil, Binali Yıldırım. Davutoğlu’nun bu üniversite ve krediyle de hiç alakası yok. Kredi çekildiğinde de görevli değil."

O röportajın özeti şöyle: 

Bilim ve Sanat Vakfı’na yapılan kayyumun tam gerekçesini öğrenebildiniz mi?

Gerekçe olarak bir kanunu gösteriyorlar. Kanunda "15 Temmuz 2016 tarihine kadar mahkemeler tayin eder"  ifadesi var, yani vakıf yönetimlerinde bir sıkıntı olduğunda yeni yönetimi... Ama kanun hükmünde kararname (KHK) ile bu maddeye eklemeler yapılmış. Denilmiş ki,  "Mahkemeler görevlendirme yapıncaya kadar Vakıflar Genel Müdürlüğü’nden kişiler gelirler, buranın yönetimini alırlar". Niçin çıkartılmış bu KHK? Darbeden sonra terörle bağlantılı olan vakıfların en azından teröre destek vermemeleri adına devletin bir tasarrufu olarak çıkartılmış. Ama darbenin üstünden 3,5 yıl geçmiş. Halen aynı KHK’larla ülkeyi yönetmek doğru değil ve KHK'lar Türkiye için bir felaket. Türkiye'nin KHK'larla değil kanunlarla yönetilmesi lazım.

Kayyum atamalarıyla nasıl mücadele edeceksiniz?

Bilim ve Sanan Vakfı’na yapılan kayyum ataması hangi gerekçeyle olursa olsun hukuksuzdur, ahlaki değildir, evrensel hukuk kurullarına aykırıdır. Farklı fikirlerden korkmak, bunlara tahammülsüzlük sergilemek kendinize güvenmediğinizi gösterir. Eşit olmayan şartlarda siyasi rakiplerinizle hukuk dışı mücadele hiçbir kimseye şeref kazandırmaz.

Türkiye’de kayyumlar kamu vicdanını yaralıyor. Özellikle Güneydoğu’daki belediye başkanlıklarına kayyum atanması da doğru değil. AKP'li, CHP'li, HDP'li, Gelecek Partili... Hukuk herkes için geçerlidir. Bazılarına hukuk, bazılarınaysa idari tasarruflarla müdahale etmeyi doğru kabul etmiyoruz. Kayyumla mücadeleyi kamu vicdani yapacak, hukuk yapacak, erken seçim yapacak.