Ağu 28 2019

‘Kandil’e yardım’ iddiasına halktan tepki: 'Kadayıfların parasını IŞİD’e mi gönderdiniz?'

Diyarbakır’da hem merkezin hem de kente bağlı çeper ilçelerin giriş ve çıkışlarında 2015 yılından bu yana kurulu bulunan kontrol noktalarında GBT taramaları ve araç aramaları yoğunlaştırılmış.

Kentin merkezinde ise özellikle büyükşehir belediyesine çıkan caddelerde zırhlı araçlar, sivil ve üniformalı polisler bulunuyor. Şehrin kimi noktalarında büyük bir hızla akan hayat, kentin öte yanında gerçekleşen eylemlerden kopuk bir gerçekliği de anlatıyor.

Tüm bunlar, 19 Ağustos günü Diyarbakır, Van ve Mardin büyükşehir belediyelerine kayyım atanmasını kabul etmeyen Diyarbakırlıların ve HDP’lilerin protesto eylemleri için alınan önlemlerin sonucu.

Diyarbakır'daki protestoların adresi belediyeye çıkan Lise Caddesi oluyor. Cadde üzerinde her gün saat 11:00'de bir araya gelen kitle ve HDP'liler, polis ablukası altında oturma eylemi gerçekleştiriyor. Kayyım kararının açıklanmasından sonraki ilk üç gün milletvekilleri de dâhil olmak üzere gruba çok sert müdahale eden polis, küçük grupların dahi bir araya gelmesine izin vermedi. Ancak ilerleyen günlerde müzakereler ile birlikte polisin tutumunda gözle görülür bir değişiklik yaşanmaya başladı.

Eylemlerin devam ettiği Lise Caddesi üzerinde kitle ile bir araya gelen Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi'nin seçilmiş eş başkanı Selçuk Mızraklı'ya, eyleme katılanlar 'Gülmeni istiyoruz, belediyelerimizi geri alacağız' diyerek moral veriyor. Mızraklı kayyımun yalnızca Diyarbakır, Van ve Mardin'e atanmadığını; uygulama ile Türkiye'nin kayyım yönetimine geçtiğini dile getiriyor. Mızraklı, 'Türkiye'nin tamamına kayyım atandığını kabul ederek, karşı duruş gösterilmelidir' diyerek ve 31 Mart'ta HDP'nin aldığı tutumu da hatırlatarak tüm muhalefete birlikte hareket etme çağrısı yapıyor.

 

 

Mızraklı’ya göre HDP’nin 31 Mart tutumu bir ‘değer aktarımı’ ve bu değerlere tüm muhalefet partilerinin sahip çıkması gerekiyor. Uygulamaya sessiz kalınması halinde Türkiye’nin türbülansa gireceği görüşünü savunan Mızraklı ‘Demokrasi için nöbet başına’ diyor.

Diyarbakır’daki protestolara HDP’li milletvekilleri öncülük ediyor. İlk günden bu yana Diyarbakır’daki eylemlere katılan vekillerden olan HDP’li Remziye Tosun’un sözlerindeki kararlılık göze çarpıyor. Tosun, “Ne olursa olsun eylemlerimiz kararlı bir şekilde devam edecek” diyor. Polis müdahalesinde yaralanan ve hastanede tedavi de gören Tosun, polisin ilk günlerdeki sert tutumundan uzaklaşmasını ise polis müdahalelerinin hem Diyarbakır halkında hem de uluslararası kamuoyunda tepki çekmesine bağlıyor. 

 

 

Kayyım protestoları gerçekleştirilirken, polisler özellikle ilk üç gün hem milletvekilleri, hem eylemciler hem de gazetecilere yönelik sert bir tutum sergiliyordu. Ancak ilerleyen günlerde HDP’liler ile emniyet arasında bir müzakere mekanizmasının kurulduğu gözlerden kaçmıyor. İlk üç gün toplanmalara doğrudan müdahale emri veren polis amirleri, ilerleyen günlerde toplanmalar devam ederken HDP’li vekiller ile görüşmeler yapıyor ve sıklıkla ortak bir nokta yakalanıyor. 

Eylemler adres olarak belirlenen Lise Caddesi üzerinde her gün saat 11:00 sularında başlıyor. Basın açıklaması beklenirken kitle sık sık ‘Diren ha Diyarbekir’ şarkısını söylüyor ve ‘Amed bizim irademizdir’, ‘Susmuyoruz, korkmuyoruz, itaat etmiyoruz’ sloganları atıyor. 

Protestolara katılan bir diğer HDP Diyarbakır Milletvekili Garo Paylan ise ‘Eylemler ne kadar sürecek?’ sorusunun cevabını “Hak gaspı bitinceye kadar susmayacağız ve hakkımızı geri alacağız” şeklinde veriyor. Paylan 31 Mart ve 23 Haziran seçimlerinde adayları HDP tarafından desteklenen CHP’nin de eyleme geçmesi gerektiğini belirtiyor.

 

 

Eylem noktasında bir parantez açan Paylan, “İlla buraya gelsinler demiyoruz, dayanışma görüntüleri versinler. Kınamakla faşizm durmayacak. Ortada bir hak gaspı var ve bunun gereğini CHP kurumsal olarak yapmalı; bireysel tavırlar yeterli değil” diyerek de bir bakıma HDP’nin CHP’den beklentisini özetliyor. 

İstanbul Beşiktaş’ta HDP’li milletvekilleri ile birlikte oturma eylemi düzenleyen CHP’li Sezgin Tanrıkulu kayyım uygulamasının OHAL döneminde yayınlanan bir KHK’ye dayandırıldığını hatırlatarak hukuksuzluk uyarısında bulunuyor. CHP’li vekil, sandık sonuçlarının tanınmamasının Kürt sorununun barış içinde çözümünün önünde ağır sonuçları olabileceği noktasında da uyarıda bulunuyor.

HDP, 31 Mart sürecinde Batı’da muhalefet adaylarını desteklerken, güçlü olduğu ve kayyım atanan illerde ise ‘Kürdistani İttifak’ ile seçimlere girmişti. İttifakın bileşenlerinden olan ve protestolara da katılan Kürdistan Komünist Partisi (KKP) Genel Başkanı Sinan Çiftyürek ittifakın konuya ilişkin toplantılar düzenlediğini ve yol haritası oluşturduğunu belirtiyor. Çiftyürek, ilerleyen günlerde Kürdistan Bölgesel Yönetimi’ne bir ziyarette bulunacaklarını ve Barzani’den tavır almasını isteyeceklerini de sözlerine ekliyor.

 

 

Çiftyürek ayrıca AKP’nin ‘milli irade’ söylemini de eleştirerek ‘AKP’ye oy verenlerin iradesi irade de Kürtlerin iradesi soğan kabuğu mu?’ şeklinde tepki gösteriyor. 

Protestolara katılan yurttaşlar arasında en fazla dikkat çekenler ise birçok eylemde ön planda olan anneler. Barış Anneleri İnsiyatifi üyeleri kitle içinde gençlerden sonra kararlılıkları ve öfkeleri yüksek olan ikinci grup olarak önce çıkıyor. 

Eylemlere katılanlardan olan Neriman adlı kadın da ‘Kayyımlara sessiz kalırsak, yarın gelip evimizin içine de kayyım atarlar’ diyerek eylemlere katılım çağrısı yapıyor. Kürtlerin uzun yıllardır büyük baskı altında tutulduğunu ve hiçbir vicdanın bu baskı ortamını kabul edemeyeceğini belirten yaşlı kadın, CHP’nin pasif kaldığını belirterek “CHP’nin yaptığı büyük bir ayıp. Tüm dünya biliyor ki Kürtler destek vermeseydi İstanbul ve Ankara kazanılamazdı. Kimse destek vermese bile tek damla kanımız kalana kadar eylemlerimize devam edeceğiz” diyor. 

 

 

2015 yılında sona eren çözüm süreci ve ardından yaşananlar nedeniyle Diyarbakır’da ‘Eylemlere katıldığımızda başımızı bir şey gelmeyeceğini garanti edecek bir hukuk yok’ fikri hâkim. Tüm bunlara rağmen eylemlere katılanlardan biri olan ve iki oğlunu çatışmalarda kaybeden ve adının yazılmasını istemeyen bir anne CNN Türk’te ‘Bölge halkı cahil’ diyen güvenlik uzmanına tepki gösteriyor. Kendi iradeleri ile özgür bir seçim yaptıklarını dile getiren ve haklarının yendiğine dikkat çeken anne “Hakkımızı yiyene, hakkımızı zehir zıkkım ederiz” sözleri ile tepkisini dile getiriyor. 

Oturma eylemine katılan bir diğer yurttaş kayyım kararlarından yalnızca Kürt halkının değil, Türkiye halklarının iradesinin etkilendiğini düşünüyor. Eylemlerini sürdürmekte kararlı olduklarını dile getiren yurttaş bu durumu “Bizim için çok özel bir durum değil. 30 yıldır direniyoruz, direnmeye devam ederiz” sözleri ile özetliyor. CHP’nin tutumunu da “Yaptıkları tek şey açıklama yapmak, bu kabul edilebilir değil” diyor ve CHP’ye eylemlere destek verme ve sert muhalefet çağrısı yapıyor. 

İçişleri Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada ‘Halkın parası Kandil’e gönderildi’ değerlendirmelerinin yapılmasına tepki gösteren ve kayyım döneminde Diyarbakır’da yapılan harcamaları hatırlatan bir diğer yurttaş ise “Belediye içinde neden lüks banyolar var? Tonlarca kadayıfı sen kime veriyorsun arkadaş? HDP’li belediyelere PKK’ye para gönderiyor diyorlar. Bu kadar kadayıfın parasını, fıstığın parasını sen IŞİD’e mi gönderiyorsun?” diyor. CHP’nin tutumunu da değerlendiren yurttaş CHP’ye bir çağrısının olmadığını dile getirip “Kimseden bir beklentimiz yok. Fırtınası çok olan ağacın kökü sağlam olur. Bizim için irade her şeydir” diyerek Kürtlerin kendi güçleri olduğuna inandığını belirtiyor. 

 

 

Diyarbakır merkezli SAMER Araştırma Merkezi Koordinatörü Yüksel Genç ise kayyım kararlarının birlikte yaşam kültürüne ve arzusuna ciddi zararlar verdiğine dikkat çekiyor. Halkın kayyım kararlarını değerlendirirken farklı gerekçelere işaret ettiğini belirten Genç’e göre halkın bir kesimi 31 Mart ve 23 Haziran ittifakının faturasının Kürtlere kesildiğine inanıyor. Halkın bir diğer bölümünün ise Erdoğan yönetiminin krizlerden beslendiği için bu kayyım kararı ile ekonomik kriz ve AKP içindeki krizin örtüldüğüne inandığını dile getiren genç kentte büyük bir öfke ve kırılmanın olduğuna vurgu yapıyor.

Kayyım kararları ardından yeniden gündeme gelen sine-i millet tartışmalarına atıfta bulunan Genç, halkın genelinde anayasal siyaset alanının kendilerine kapatıldığı fikrinin hâkim olduğunu gözlemlediklerini aktarıyor. Genç’e göre Kürtler gelinen aşamada yerelden doğan yeni bir siyaset tarzının anlamlı olacağına inanıyor. 

 

 

Son olarak HDP’nin kayyım kararlarına karşı başlattığı eylemlerin 1 Eylül Dünya Barış Günü’ne kadar devam edeceği, 1 Eylül’deki mitinglerin ardından yeni bir değerlendirme yapılacağı belirtiliyor. 


* Haber: Altan Sancar - Özgürüz Radyo Muhabiri


© Ahval Türkçe