Ağu 13 2019

Alman uzmandan Kaz Dağları uyarısı: Türkiye için bir felaket, ağır sonuçları olur

Kaz Dağları'nda maden projesi için 195 bin ağacın kesildiğinin ortaya çıkmasının ardından başlatılan Su Nöbeti devam ediyor. Bölgede olası bir siyanür kullanımı sağlık ve çevreyle ilgili çok ciddi risklere yol açacağı ifade ediliyor.

Alman ormancılık uzmanı Peter Wohlleben, DW Türkçe'ye yaptığı açıklamada, Kaz Dağları’nda altın için on binlerce ağaç kesilmesinin Türkiye için bir felakete yol açabileceği konusunda uyarıda bulunarak, "özellikle Türkiye için bu bir felaket" diyor ve ekliyor:

"Çünkü yaz aylarında sıcaklık çok artıyor ve ormanın olmadığı dağlık bölgelerde de kuraklık artıyor. Almanya’da yürüttüğümüz araştırmalar, ormanın yaz aylarında hava sıcaklığını 10 dereceye kadar azaltabildiğini ortaya koydu. Türkiye’de de durum farklı değil. Özellikle daha yüksek sıcaklığa ve daha büyük kuraklığa yol açacağını bildiğimiz iklim değişimini de dikkate aldığımızda tek bir ağacın bile vazgeçilmez olduğu bir gerçek…"

Wohlleben, protestoları “kargaşa çıkarma amaçlı siyasi saldırı” olarak nitelendiren ve itirazların “yanlış bilgilere” dayandığını savunan Alamos Gold şirketi CEO’su John McCluskey’nin yürüttükleri proje hakkındaki savlarının gerçekleri yansıtmadığını söylüyor.

Kanadalı şirketin siyanür kullanmasının suya karışması halinde hem halka hem doğaya çok ağır sonuçları olabileceğinin altını çizen Wohlleben,  Siyanür çok zehirli. 10 yıl önce Romanya’da baraj yıkıldı, Türkiye de baraj yıkılmasından ötürü, bir gümüş maden ocağı ile ilgili kötü tecrübeler yaşadı… Bu nedenlerden ötürü siyanür kullanılmamalı. Zaten Avrupa Birliği’nde (AB) 2010 yılından bu yana haklı nedenlerden ötürü siyanür kullanımı yasak. Ayrıca siyanüre kıyasla daha hafif, alternatif  yöntemler var… Alternatif olmasına rağmen çevre katili siyanürle işlem yapılacak olunması çifte ahlaksızlık" diye devam ediyor.

Alamos Gold CEO’su maden ruhsatı için 5 milyon dolar ödediklerini ve bu paranın ağaçlandırma faaliyetlerine harcanarak bölgenin 10 yılda eski haline döneceğini savunmuştu. Wohlleben'e göre böyle bir şey "mümkün değil."

Wohlleben, Almanya örneğiyle bunun mümkün olmayacağını şu sözlerle aktarıyor:

"Almanya’daki araştırmalarımız da bunu ortaya koyuyor. Bizim de Almanya’da bakir ormanlarımız vardı ama ne yazık ki ağaçlandırma çalışmalarının üzerinden 100 yıl geçmesine rağmen doğru düzgün bir orman oluşturulamadı. Ayrıca 100 genç ağaç, birkaç asırlık tek bir ağacın yerini tutmuyor. Şu anda Türkiye’de kesilen ağaçlar işte bir kaç asırlık ağaçlar. Ve yerine dikilecek fidanlar önümüzdeki yüzyıllar boyunca ormanı eski niteliğine kavuşturamayacak. Bu zararları telafi etme konusunda çok ucuz bir yol… Yeni fidanlar, ağaçlandırma çalışmalarıyla bölgenin gözlere yeşil görünmesi sağlanabilir. Ama bu yapılanın bir felaket olduğu gerçeğini değiştirmez…"

Wohlleben, bir ormanın yeniden oluşumunun en az 500 yıl süreceğini ve bunun başarı garantisinin de olmadığını aktarıyor. İklim değişikliği, erozyon gibi büyük sorunlarla karşı karşıya olunduğuna değinen Wohlleben, "500 yıl bekleyecek vaktimiz yok. En iyi çözüm ormanların korunmasıdır" diye ekliyor.

Haberin tamamı için tıklayın