'MİT'çi gazetecinin kapısı yine PKK'dan çalındı'

2011 yılında gözaltı için kapısı çalınan eski AFP muhabiri ve “MİT görevlisi” olduğu ortaya çıkan Mustafa Özer hakkında dikkat çeken bir yazı kaleme alındı.

Barış Pehlivan, Oda TV’deki yazısında, 2011 yılındaki operasyonda “KCK üyeliği” suçlamasıyla gözaltına alınan, ancak daha sonra MİT mensubu olduğu ortaya çıkan Mustafa Özer’in kapısının üç ay önce bir kez daha polis tarafından çalındığını belirtiyor.

Savcılık ifadesinden sonra serbest bırakılan Özer hakkında Taraf gazetesinin 29 Mart 2012 tarihli “Bir ajan gazetecinin itirafları” başlıklı sürmanşetini hatırlatan Pehlivan, “Taraf, PKK’dan gözaltına alınan gazeteci Mustafa Özer’in aslında MİT mensubu olduğunu deşifre etti. Buna göre gazeteci Özer, MİT adına Kandil’e gitmiş, PKK’nın içine sızmış ve hatta Murat Karayılan’la bile görüşmüştü” diyor.

Aradan sekiz yıl geçmesine rağmen Özer’in kapısının bir kez daha neden çalındığını sorgulayan Pehlivan, Özer’in ilçe karakoluna gittiğinde yine PKK/KCK üyesi olmakla suçlandığını öğrendiğini aktarıyor.

Özer’in, Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı'nca açıldığı belirtilen soruşturma kapsamında “Evet, Kandil’e gittim. İsmimi Google’dan arayın” dediğini kaydeden yazar, şöyle devam ediyor: 

“Özer’in dediğini yapan polisler, internetten okudukları karşısında şaşkına döndü. İşin rengi başkaydı. Özer’in ifadesini almak ‘boyunlarını aşıyordu.’ Hemen telefon trafiği başladı, savcıyla görüşüldü ve ifadenin İstanbul Emniyet Müdürlüğü TEM Dairesi’nde alınması kararlaştırıldı. Aynı anda MİT de bilgilendirildi ve Mustafa Özer’in ifade vermesine ‘onay’ çıktı.”

Pehlivan’ın anlattığına göre Özer, İstanbul Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü’ne gittiğinde iki polisin sorgusuna tabi tutuluyor.

Yapmadığı telefon görüşmeleri ve bulunmadığı ortam dinlemelerinin sorulduğunu ileri süren yazar, DTK’de (Demokratik Toplum Kongresi) ve KCK yapılanması içindeki konumu ve faaliyetlerinin sorgulandığını kaydediyor ve ekliyor:

“Sorularda PKK/KCK ile ilişkilendirilen görüşmelerin bir bölümü, Mustafa Özer’in MİT mensubu olduğunun ortaya çıkmasından sonraya aitti.  Yani, soruşturma şunu mu demek istiyordu: PKK, deşifre olan MİT mensubuyla birlikte illegal faaliyetler yürütüyordu!”

Mustafa Özer, 26 sayfa verdiği ifadesinde soruşturma dosyasını hazırlayan emniyet ve yargı personelinden şikâyetçi olduğunu söylüyor.

Pehlivan, Mustafa Özer’le görüştüğünü belirterek, mayıs ayında verdiği ifade sonrası, dosyanın kapatıldığını öğrendiğini aktarıyor.

Barış Pehlivan, yazısını şu sözlerle noktalıyor:

“Ama sorun şu ki; o dosyada Özer dışında başka birçok isim de geçiyor...

Ya onların akıbeti ne olacak?

O halde soralım:

Fethullahçıların devlet olduğu 2012 yılında yapılan, gerçekliği şüpheli dinlemelerle nasıl halen soruşturma yürütülebiliyor?

PKK ile çözüm sürecinin hesaplaşması ve FETÖ ile çözüm sürecinin başlaması arasında köprü mü kuruluyor?”


Yazının tamamına buradan ulaşabilirsiniz.