Şub 15 2018

Dünyanın en iyi yönetilen şehirleri

Onlar yenilikçi, akıllı ve ileri görüşlü. İnsanları, işletmeleri ve yatırımları cezbediyorlar.

Bunlar, The Universe of City Indices 2017’ne (JLL) göre Londra, New York, Paris, Singapur, Tokyo, Hong Kong ve Seul’un dünyanın en iyi yedi şehri olmasının nedenlerinden sadece bir kısmı.

Global bir gayrimenkul hizmetleri firması olan JLL’nin derlediği bu lig tablosu 2013'te ilk açıklandığından beri aynı kaldı. Ama ufukta değişiklikler olacak gibi görünüyor.

Londra ve New York listenin başında yer alıyor: JLL raporu “Bu ikili, kurumsal varlığı, yeteneğe yönelik manyetik cazibesi, sermaye cazibesi, yumuşak güç ve resmi olmayan nüfuz konusunda liderlik etmeye devam ediyor” diyor.

Bu iki şehir, büyük miktarda ticari gayrimenkul yatırımını çekmeye devam ediyor, bunların arasında 250 milyar doları aşan yatırımlar da var.

Ancak New York ve Londra’nın bu liderliğine birileri meydan okuyabilir. İngiltere hala AB’den ayrılmasının sıkıntısını çekiyor, ABD’de de hükümetin korumacı politikalarının nasıl işleyeceğini göreceğiz. İki senaryoda da başarılı bir kentin en önemli özelliği olan uluslararası yeteneklere erişim engellenmiş olacak.

Bu arada, diğer şehirler de ligin liderliği için rekabet halinde. Mevcut listede üçüncü sırada yer alan Paris, dünyadaki en iddialı altyapı programlarından birini - Grand Paris projesini- uygulamakla meşgul. Fransa başkenti ayrıca 2024 Yaz Olimpiyatlarına da ev sahipliği yapacak. Paris bu şekilde küresel itibarını arttırma şansı yakalayacak.

 Paris will host the Olympic Games in 2024

Singapur ise listede dördüncü sırada. Bu şehir kenti uzun süredir altyapı sistemlerine yatırım yaparak “akıllı şehir” olmayı planlıyor. Bununla birlikte, Singapur, Asya'daki komşularından gelen güçlü rekabetle karşı karşıya.

Beşinci sıradaki Tokyo 2020’de Olimpiyat Oyunları’na ev sahipliği yapacak. Rapora göre bu fırsat, “yüz yılda bir gerçekleşen bir değişim katalizatörü”.

Altıncı sırada yer alan Hong Kong da dünyanın küresel olarak en bağlantılı şehirlerinden. Hong Kong Uluslararası Havaalanı'ndan 150'den fazla uluslararası destinasyona ulaşılabilir.

Uzun süredir Büyük Altılı’da yer almak için mücadele eden Seul bu senenin listesine katılarak Büyük Yedili’yi oluşturdu.

Rapor, Seul’un modern altyapısı, yenilikçi küresel şirketleri ve ender görülen dijital erişilebilirliği ile kendisini 21. yüzyıla hazırladığını söylüyor.

Ticaret ve ziyaretçi profilini arttıran Seul, dünya standartlarında üniversiteler geliştirdi, kendi yenilikçi kapasitesini inşa etti.

Bununla birlikte Seul’un bu elit gruptaki varlığını sürdürmesi pek de garanti değil. Şehir, Kore yarımadasında jeopolitik gerilimler, açık toplumun eksikliği ve şeffaflığın nispeten düşük olması gibi zorluklarla karşı karşıya.

Liste, kent yaşamının neredeyse her alanının puanlandığı, kıyaslandığı ve sıralandığı 44 indeksin analizine göre derlendi.

Büyük Yedili’nin hemen peşinden 10 şehir geliyor: Los Angeles, Hot on the heels of the Big Seven are 10 cities: Los Angeles; Şangay, Pekin, Amsterdam, Şikago, San Francisco, Toronto, Madrid, Sidney ve Washington D.C.  

Pekin ve Şangay, Çin'in iddialı Bir Kuşak, Bir Yol Girişimi’ne (Çin’in 2013’te açıkladığı modern İpek Yolu konsepti) büyük ölçüde yardımcı oldular. Rapora göre İpek Yolu’ndaki Çin yatırımları hızla artıyor ve bu kentlerin küresel hırslarındaki bir sonraki adımı işaret ediyor.

Büyük Yedili’ye en çok yaklaşan üç ABD şehri arasında Los Angeles en üst  sırada yer alıyor.

Chicago ve Washington birlikte, 70 milyar dolarlık gayrimenkul yatırımını cezbetse de, JLL'ye göre, Büyük Yedili’ye girmek için gerekli olan bazı küresel geçit işlevleri ve altyapı platformlarından yoksunlar.

JLL’nin analizine göre bir şehri başarılı yapan 10 unsur var.

Listenin başında inovasyon yollarını destekleme becerisi yer alıyor. Bu, teknoloji girişimlerine, kurumsal Ar-Ge’lere ev sahipliği yapmak ya da bilgi odaklı endüstrilere sahip olmak anlamına geliyor.

Gizli yetenekleri keşfetmek de çok önemli. Ama bu sadece iyi eğitim almış, deneyimli insanlar havuzuna sahip olmak anlamına gelmiyor, şehirlerin ayrıca bir dizi mesleki ve uzmanlık becerisine sahip işçilere, çeşitliliği ve kapsamayı teşvik etmeye de ihtiyacı var. Büyük Yedili’den Londra ve Paris yetenekleri en çok cezbeden şehirler.

Altyapı yatırımları, da bir şehrin başarılı bir şekilde çalışması ve gelecekteki büyümesinin sağlanması için kritik önem taşıyor - buna, iyi işleyen bir toplu taşıma sisteminden yüksek seviyeli dijital bağlantıya kadar her şey dahil.

Dünya Ekonomik Forumu’nun Geleceğin Uzun Vadeli Yatırım, Altyapı ve Kalkınmasını Biçimlendirmek belgesine (Shaping the Future of Long-term Investing, Infrastructure and Development) göre 1 trilyon dolarlık küresel bir altyapı yatırım boşluğu var.

Uzun vadeli düşünmek de bir şehrin başarılı olması için çok önemli. Belediye yönetimlerinin, kirlilik ve iklim değişikliğini yönetmek ve değişim karşısında direncini arttırmak için plan yapması gerekiyor.

İyi işleyen bir şehir, iyi yönetim gerektirir. İstikrarlı olarak görülen şehirler yatırımları çektiğinden dolayı, iyi yönetim de büyümeyi yönetmek için kritik önem taşıyor.

Şeffaflığı garanti altına almak da kilit öneme sahip. Rapor, şehirlerin iş ortamları, pazar açıklığı ve risk seviyeleri ile giderek daha fazla farklılaştığını söylüyor.

Akıllı olmak da önemli. Bu atık yönetiminden toplu taşımaya kadar, şehrin faaliyetlerine yeni teknolojiyi entegre etmek için plan yapmak anlamına geliyor.

Ama eğer işçilerin buralarda yaşayacak parası yoksa iyi işleyen akıllı şehirlerin de bir yararı olmaz. Bu nedenle bu şehirlerdeki yaşamı uygun fiyatlı tutmak da çok önemli.

Bir kentin itibarı da önemli, bu nedenle bir marka oluşturmak da harika bir şehir yaratmak için gerekli 10 unsur arasında yer alıyor. Marka, ticareti, yeteneği ve ziyaretçileri cezbetmenin kilit unsuru ve JLL'ye göre şehirler, markalarını ve kimliklerini yansıtmak için yenilikçi gayrimenkul ve etkileyici şehir siluetleri kullanıyor.

Son olarak, hiçbir şehir küreselleşmeden rekabet edemez. Latin Amerika, Asya ve Afrika gibi çeşitli bölgelerden yeni endeksler çıkıyor, bu da Büyük Yedili'nin bundan birkaç yıl sonra çok daha farklı görünebileceği anlamına geliyor.

Araştırmanın yazarlarıyla yapılan röportajı buradan izleyebilirsiniz: