Kriz Fikirtepe’yi felç etti

Kentsel dönüşüm için emsal olarak gösterilen Fikirtepe, bugünlerde mağduriyetlerle gündemde.  Kredi faizlerinin yükselmesi, hafriyat giderlerinin artmasıyla inşaat sektöründe yaşanan tıkanma yüzünden Fikirtepe’deki birçok inşaatın yapımı durdu.

Firmaların bazıları konkordato ilan etti, bazıları evlerini yıktığı vatandaşın kirasını ödememeye başladı. Vatandaşlar bir yandan taşındıkları evlere kira verirken öbür yandan kiralarını da alamadıklarını söyleyerek çifte mağduriyet yaşıyor. Yaşananları öğrenmek için Fikirtepe’nin yolunu tuttuk.

Fikirtepe D-120 yolunun yanında, Kadıköy sınırları içerisinde, denize, Üsküdar gibi yerlere yakın merkezi bir yer. Üniversite hayatımın geçtiği Fikirtepe’de mahalle kültürü yaygındı. İnsanların çoğu evlerini öğrencilere kiraya verirdi.  Kadıköy’e yakın olduğu için ev sahipleri kiracı profiline dikkat ederdi. Kentsel dönüşüm için karar verildiğinde Fikirtepelilerin büyük çoğunluğu kararı sevinçle karşıladı.

Müteahhitler, daire ve dükkân karşılığında Fikirtepe sakinlerinin ev ve arsalarını aldı. Ayrıca burada oturan insanlara inşaat yapım süresince kira vereceklerini söyledi. Birçok müteahhit ve inşaat firması Fikirtepe sokaklarında vatandaşı ikna etmeye çalıştı. Ancak bu süre zarfında kentsel dönüşüm alanlarındaki arsayı alıp yüksek fiyata satmak isteyen fırsatçı “çantacılar” da orada mahalleliden arsa ve ev aldı.

Fikirtepe’nin ahvalini öğrenmek için kapısını çaldığımız Fikirtepe Dumlupınar, Eğitim ve Merdivenköy Mahalleleri Derneği (FİDEM) Başkanı Ercüment Oruç, durumu şöyle anlatıyor:

“Belediye Fikirtepe’deki mahalleleri ada ada bölerek 61 adaya dönüştürdü. En ufak ada dört dönüm, en büyüğü 35 dönüm oldu. Burada oturan insanlar 50- 60 yıllık komşular idi. Her ada için komisyon oluşturuldu. Müteahhit ile görüştüler. Fikirtepe’ye ilk kazma 2011 vuruldu. Yaklaşık 100 bin insan yaşıyordu. İmza bütünlüğü yüzde 100 sağlanamadı. Bazı vatandaşlar evini satmak istemiyordu. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı durumu belediyeden devraldı. Bakanlık 6306 sayılı kanunu çıkardı. Bu afet ve risk altındaki binaları dönüştürme kanunuydu. Bu kanun içinde imza atmayanlar imza atanlara uyacak denildi.

Ancak yapılan sözleşmelerde imza atmayanlar haklarının yenileceğini düşünüyordu. Devlet ise atmazsanız kamulaştırırım şeklinde baskı yapıyordu. Böylece ite kaka yaklaşık yarısı yıkıldı. Sonra müteahhitler birden yoğunlaşınca daire satışlarında zorluk çıkmaya başlandı. Baştaki rağbet düşmeye başladı. Ekonomide düşüş daire satışlarında düşüşe paralel oldu.”

Böylece pek çok firma vatandaşa kira vermemeye başladı. Bazı firmalar iflas erteleme talebinde bulundu. Krizin inşaat sektörünü etkilediğini ifade eden Oruç, “Türkiye’de üretimde inşaat birinci sırada. İnşaatta ise yaptığını satmak var. Yaptığını satamıyorsa manası yok. Kriz olunca satamadı. Maliyet yükseldi. Şu an burada inşaat yapan firmalar pişman. Artık kâr istemiyorlar. Birileri gelsin daireleri satın alsınlar yeter diyorlar. Onu gören diğer müteahhitler de başlamıyor? Başlasa ne olacak? Satamıyor ki? Bak Sefa İnşaat’tan adamcağız yaptı ama kime satacak kara kara düşünüyor? Kredi yüksekse kimse daire almaya girişmiyor” diyor.

 

 

Oruç ekonomik krizle birlikte Emay İnşaat, Nuhoğlu İnşaat ve Ceylan İnşaat şirketlerinin konkordato ilan ettiğini söylüyor. Diğer firmalar ise işi yavaşlatmış durumdalar. Fikirtepe’yi gezdiğimde ise çalışmaların devam ettiği hiçbir inşaata denk gelemedim.

Yerli firmalar gibi yabancı firmaların da inşaat yapımını durdurduğunu kaydeden Oruç, “Katar Emiri’nin ailesinden biri geldi. Bir firmaya ortak oldu. Ama şimdi o da yapmıyor. Neden yapmadığını biliyorum. Doları yükselmesi Katarlının işine yarıyor. Adamın parası dolar. Ancak TL için sıkıntılı bu durum” diyor.

Kurtlar Vadisi’nin yapımcısı olarak Raci Şaşmaz’ın sahibi olduğu Pana Yapı ile ilgili iddiaları sorduğumda ise Oruç şöyle konuşuyor:

“5 ada aldı. Bir binayı çok şahane yaptı. Herkes gıpta ile alkışladı. Gece gündüz üç vardiya çalıştı. Herkesten önce binayı dikti. Bu sefer diğer aldığı adaları da yıkmaya başladı. Hafriyata başladı. Ancak filmin sonunu bugün gördük. Şimdi bakıyoruz bütün şirket hisseleri bir çaycının üzerinde duruyor. Kanser hastası bir çaycı. Şimdi Pana Yapı ‘benim şirketim yok. Devrettim. Gidin başınıza çaresine bakın’ diyor. Oradaki mağdur sayısı 3-4 bin civarında… Çaycı evini zor geçindiriyor. Bir sürü insan mahkemeye verdi. Mahkemeler devam ediyor.”

Oruç’a göre devletin kentsel dönüşüm mahkemeleri kurması şart. Bu mahkemeler vatandaş ve firma arasındaki sözleşmeyi yapmalı ve dolandırılmaların önüne geçmek için tedbir almalı.

Oruç önerisini şöyle gerekçelendiriyor:

“Firmanın yeterlilik belgesi var mı? Mali durumu araştıran devlet olmalı. Devlet dolandırılma tehlikesine karşı tedbir almalı. Ayrıca nasıl iş mahkemeleri varsa kentsel dönüşüm mahkemeleri de olmalı. Şimdi bir de vatandaşa bakalım. Gönül rızasıyla imza vermişsin. 100 metrekare yerim var. Beklentim 250 metrekarelik daire. Devletin verdiği oran bu. Gerisi müteahhidin. İşin sonuna geliyoruz. Müteahhit diyor ‘bu sana düştü’. Bakıyoruz 150 metre. Kim karşı gelecek? İşin başında vatandaş müteahhide diyor ‘bana proje ver mimara okutayım bana ne düşüyor?’ Ama müteahhit vermiyor. Devlet haksızlık yapanı dövmeli.”

Fikirtepe’deki mağduriyetleri değerlendiren Oruç, “Önceden firmalar güzelce kirayı ödüyordu. Ama şimdi moda haline geldi. Kirayı vermiyor. Yaklaşık 30 bin insan mağdur.  Dumankaya adasına kayyum atandı. Orası TMSF’ye kaldı. Devlet niye 3 -4 yıldır yapmıyor? Bu adamların arsalarında ot bitiyor ama kimse gelip inşaat yapmıyor oraya” şeklinde bilgiler veriyor.

İnsanların evlerinden taşındığını bu yüzden evlerin harabeye döndüğünü belirten Oruç, “ Bina yapacağım dediler. İnsanlar evlerini taşıdı. Şimdi vazgeçtiler. Kiraları da veremiyor. İnsanlar taşınınca evlere hurdacı girip camı çerçeveyi söktü gitti. Ev sahibi o harabeye geri de gelemez” diyerek taşınan insanların başka yerde kiracı konumunda olduğunu söylüyor.

Kredi faizlerinin yüksek olduğunu belirten Oruç’un devamla söyledikleri şöyle:

“Başlanılan işin bitmesi gerekiyor. Yarım kalması hem firmaya hem vatandaşa zarar olacak. Firma sahibinin binadaki daireleri satması lazım ki vatandaşa parasını versin. Ama alıcı yok. Maliyetler yükseldi. Faizler o kadar yükseldi ki son beş yıldır kredi almadan daire alınmadı. Şimdi kredi faizi çok yüksek. Konuştuğum bazı müteahhitler var. Fikirtepe’den değil dışarıda bunlar. Diyor ki ‘Niye inşat yapayım ki? Elimdeki parayı faize yatırsam zaten inşaattan fazla para getiriyor.”

Fikirtepe’de demografik yapı da yeni bir kültür krizi meydana getirmiş. Mahalleli evlerinden çıkınca o evlere Afganistan, Özbekistan gibi yerlerden gelen insanlar kalmaya başlamış.

İnsanların şikâyetçi olduğunu belirten Oruç, “Yıkılmayan evler için konuşuyorum. Ev sahibi artık önüne gelene evi kiralıyor. Bu sefer yabancılar geldi. Uyuşturucu satıcıları geldi. Fuhuş yapanlar geldi. Bazı sokaklara inanın polisimiz zor giriyor. Polise ve kaymakamlıklara vs şikâyet ediyoruz ama çözüm bulamadık” diye sitem ediyor.

Fikirtepe Kentsel Dönüşüm Derneği Başkanı Yasin Bektaş da, insanların mağdur olduğunu söylüyor.

Bektaş, “61 adanın 22 tanesi bitti. Dört adada iş devam ediyordu. İki firma bıraktı ikisi de ağır gidiyor. Kalan 31 adada hiçbir firma ise işe başlamamış. İnsanlar mağdur oldu. Biz mağduriyeti dile getirmek için çadır kent olmak üzere birçok eylem yaptık. Şu an 5 bin kişi kirasını alamamakta. 20 bin civarında insanın eviyse metruk, yani yıkılacak halde. Bunlar yıkılma riski taşıyor. Ayrıca Fikirtepe inşaat sahasına döndüğü için insanların sağlığı da olumsuz yönde etkilenmeye başladı” diyor.

Mahalleliye göreyse yetkililer Fikirtepe ile ilgilenmiyor. Beş ay evvel Danıştay Fikirtepe’yi afet ve riskli bölgeden çıkaran bir karara imza attı. Böylece semtin cazibesi düştü. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı da buna müdahil olmuyor. Ahval’e açıklama yapan Zeynep isimli bir kadın, “Biz mağduruz. Tepemizde aylarca vinç dolaştırıldı. Şimdi tüm firmalar gitti. Bak, çalışan tek insan tek bina yok” diyor.

Bakkal işleten Zihni Bey ise herkesin mağdur olduğunu belirterek şöyle konuşuyor:

“İnsanlar burayı terk etti. Alışveriş yapamıyorum. Benim her ay 2 milyar kaybım var. Kiracıyı çıkardım ama iki yıldır ev boş. Beş senedir bizi oyalıyorlar. Burada olmayan daireleri satıp iflas ettim diyen firmalar da var. Fikirtepe’de mağdur olmayan kimse yok. “

 

Fikirtepe evi yıkılanlardan biri de Eyüp Gübül. Ahval’e konuşan Eyüp Bey, “Üç sene önce evim ve arabam vardı. Şu an evim yok, arabam yok. Kira ödüyorum. Müteahhit iki yıldır kiramı ödemiyor. Ben şu an olduğum yerde kiramı bir ay ödemezsem evsahibi beni çıkarır. Ama ben kiramı alamıyorum” diyor.

Emlakçı Yusuf Gübül ise şu an daire satışlarının sıfır oranında olduğunu söyleyerek muhatap bile bulamadıklarını söylüyor.

 

 

Gübül,“İnsanlar kalp krizinden öldü. Yarın öbür gün insanlar sokağa çıkacak. Hiçbir firma daire satamıyor. Faiz iki katına çıkmış neredeyse. Üç yıl evvel 11 bin TL olan arsa şuan 6 bin ama kimse almıyor. Fikirtepe inşaat mezarlığına döndü. Bu ülkede her zaman olan fakire oluyor. Fkirtepe’de de bu oldu. Mağduruz kardeşim”  diyerek sözlerini bitiriyor.