Yeğenine aldığı bebek maması ihraç gerekçesi sayıldı

Van'da yaşayan T.E., yeğeni için reçeteyle aldığı 120 adet bebek maması nedeniyle önce "Örgüte tıbbi malzeme temin etmek" iddiasıyla gözaltına alındı ve hakkında açılan soruşturma davaya dönüşmeden kapatıldı. T.E. 4 yıl sonra aynı gerekçeyle memurluktan ihraç edildiğini öğrendi.

Türkiye'de 15 Temmuz askeri kalkışmanın ardından kamudan ihraç edilen binlerce kişiden biri olan T.E.’nin gerekçesi “pes” dedirtti. Van'da yaşanan T.E., doktorun yeğeni için yazdığı reçeteyle 120 adet bebek maması aldıktan bir gün sonra gözaltına alınarak hakkında "Örgüte bilerek ve isteyerek yardım etmek" iddiasıyla soruşturma açıldı.

Soruşturma daha sonra savcılıkça takipsizlikle sonlandırıldı. Olayın üzerinden 4 yıl geçtikten sonra T.E.'nin memuriyetten ihraç edilmesine gerekçe gösterildi.

Edremit ilçesinde 4 çocukla birlikte gözaltına alınan T.E. hakkında soruşturma yürüten savcılık kararında, "Her ne kadar Van İl Emniyet Müdürlüğü Muhabere Elektronik Şube Müdürlüğü'ne 'Abi kolay gelsin Van merkezde bulunan bir hastanenin yanındaki eczanede yüklü miktarda ilaç alan iki üç kişi vardı. ... plakalı araca bindiler. Dağa ilaç götürebilirler' şeklinde ihbar yapılması üzerine soruşturmaya başlanılmış ise de; aracın usulüne uygun durdurulduğunda araç içerisinde söz konusu şüphelilerin bulunduğu, yapılan aramada 5 koli içerisinde 24 adet olmak üzere 120 çocuk mamasının olduğunun görüldüğü, şahıslardan T.E.isimli şahsın abisinin kızı olan R.B.E adına düzenlenmiş Van Kadın Doğum ve Çocuk Hastanesi'nde görev yapan M.K. isimli doktor tarafından yazılan reçeteyi rızayen verdiği, araçta başkaca suç unsuruna rastlanmadığı, mamaların ise reçete ile alındığı anlaşıldığında delil yetersizliğinden 'Kovuşturmaya yer olmadığı' kararı verilmiştir" diyerek dosyayı kapattı.

Ancak, 5 yıl sonra aynı konu yeniden T.E.'nin karşısına çıktı ve bu kez memuriyetten ihracına gerekçe yapıldı. Çalıştığı Van Büyükşehir Belediyesi'nde 2017 yılında Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile ihraç edilen T.E. ile ilgili OHAL Komisyonu, Emniyet ve istihbarattan bilgi istedi.

Bunun üzerine T.E.'nin neden ihraç edildiğine ilişkin komisyona bilgi gönderen Emniyet Müdürlüğü, söz konusu bebek mamalarına ilişkin "Terör örgütüne götürülmek üzere tıbbi malzeme temin ettiği" bilgisini paylaştı. Yapılan bu yazışmayla T.E., bebek mamalarının ihracına neden olan gerekçelerden biri olduğunu öğrendi. Bunun üzerine avukatlar bu olayla ilgili itirazda bulundu.

Olayı trajikomik olarak değerlendiren T.E., yaşadıklarını şöyle anlattı:

"Ben böyle bir durumun başıma geleceğini tahmin etmiyordum. Ki kimse de mama aldığı için gözaltına alınacağını tahmin etmez. Benim aldığım destekleyici bebek mamasıydı. Ben eve giderken durdurulan ve hiçbir mukavemet göstermemize rağmen yanımda bulunan 16 yaşındaki bir çocuğu ters kelepçelediler. TEM'de ifadelerimiz alındığı sırada uzun bir süre kutularda mama olduğunu kanıtlamaya çalıştık. Hatta bir polis amiri söz konusu kutuların mama olduğunu ve çocuğunun da aynı mamayı kullandığını söyledi. Ancak buna rağmen gözaltıya devam etiller. Bize sürekli mamaları neden örgüte götürdüğümüz soruldu.

Biz de ısrarla bebek mamasının nasıl kullanıldığını ve kimlerin yediğini anlattık. Asıl komedi ise mamanın bunca süre geçmesine rağmen halen peşimi bırakmaması! OHAL Komisyonu tarafından ihraç edilmemin ardından, ihraç olmama neden olan durumun mama olduğunu hayret ve şaşkınlıkla öğrendim. Hatta OHAL Komisyonu bu mamaları tıbbi malzeme olarak yorumlamış ve örgüte götürdüğüm ile ilgili net hüküm vererek beni ihraç etti. Trajik durum bununla da kalmadı. Aynı gece s bu mamaları tekrar bana geri verdiler."

Karara itiraz eden ve yaşananları değerlendiren T.E.'nin avukatı Turan Ece, şunları söyledi:

"OHAL Komisyonu'nun müvekkilin başvurusunu ret ettiği kararında müştekinin göreve iade edilmemesine, bu olayı da gerekçe göstermesi ile haberdar olunmuştur. Suça konu tutanakta imzası bulunan kamu görevlileri ya bu belgeyi kendileri düzenlemiş, ya da kendilerine başka kamu görevlileri aracılığı ile verilmiş bilgileri tutanak altına almışlardır. Her iki olasılıkta da kamu görevlileri açıkça suç işlemişlerdir. Zira kamu görevlileri her türlü bilgi ve belge ellerinde olmasına ve ya bu bilgilere ulaşma imkânları olduğu halde bilerek isteyerek suç uydurma suçunu işlemişlerdir. Herkese karşı objektif ve yansız bir yaklaşımla hareket etmesi gereken, eşitlik ve genellik ilkelerine bağlı olarak ve sadece kamu hizmetinin gereklerini gözetmek zorunda olan kamu görevlileri 'bu kadar da olmaz' dedirten bir suç yarattılar. Bir kamu görevlisi bilerek, isteyerek sırf bir insanın hayatını mahvetmek için ve kendisinin de bir sorumluluğunun olamayacağını düşünerek bu kadar da aleni bir şekilde vicdan ve ahlaktan azade olarak suç uydurabilir mi?" 

Yaşanan itirazdan sonra İdare Mahkemesi'nin ihraç ile ilgili nasıl karar vereceği ise merak konusu. 


(Mezopotamya)