Ara 27 2017

Köprüde linç edilen asker ailelerinin adalet arayışı ne olacak?


15 Temmuz sonrası ilan edilen olağanüstü hâl kapsamında çıkartılan Kanun Hükmünde Kararnamelerin (KHK) üzerinde en çok tartışılanı ve en çok tepkiye neden olanı 696 sayılı KHK oldu. 

'15 Temmuz darbe girişimi ve terör eylemleri ile bunların devamı niteliğindeki eylemler'in bastırılması kapsamında hareket eden sivillere yargı dokunulmazlığı getiren bu KHK üzerindeki tartışmalarda, hukukçular bunun gelecekte gerçekleşebilecek her türlü eylemde de kullanılabileceği uyarısını yapıyorlar. Hükümet ise düzenlemenin sadece 15-16 Temmuz'u kapsadığını söylüyor. Ama madalyonun diğer yüzü unutulmuş durumda; 15 Temmuz Şehitler Köprüsü'nde ölen/linç edilen askerlerin ailelerinin adalet arayışı...

696 sayılı KHK'nin getirdiği ceza muafiyeti, çocuklarının ya da yakın akrabalarının ölümüne neden olan kişilerin adalete teslim edilmesi için uğraş veren bu ailelerin umutlarını da sonlandırdı. 

Bu ailelerden biri de çocuklarını o dönemki adıyla Boğaziçi Köprüsü'nde kaybeden Tekin Ailesi.

Hava Harp Okulu öğrencisi Murat Tekin, 16 Temmuz 2016 sabahı köprüdeki linç girişiminde hayatını kaybedenlerden. 

21 yaşındayken yaşamını yitiren Murat Tekin'in ablası Mehtap Tekin, Deutsche Welle Türkçe’ye verdiği mülakatta "Bu madde ile bizi mahvettiler. Önümüzü kapattılar. Son umudumuzu yok ettiler" diyor ve ekliyor:

"Biz tüm sivilllere karşı çıkmıyoruz. Köprüye çıkan iyi niyetli insanlar korunsun. Ama aralarındaki katilleri ayrıştırmaları gerekiyor. Biz bunu anlatamıyoruz. Sadece kardeşimin katillerinin yargılanmasını istiyoruz.”

Mehtap Tekin, kardeşinin tanınmayacak durumdaki cansız bedenini teşhis etmekte zorlandıkları anlatırken şunları söylüyor:

"Anneme ve bana, 'Bir gün şehit olursam tırnağımdan tanıyın' demişti. Baş parmağında izi vardı. Omuzdan yukarısı hiç tanınmayacak hâldeydi. Çok kötüydü. O kadar darp edilmiş ve kesilmiş ki kardeşimi tanımayadık hiçbir şekilde. Sanki kardeşim değildi. Ve gerçekten de tırnağına bakıp tanıdık."

Adli tıp raporu, "göz etrafındaki, kulağındaki, dudağundaki, alnındaki ve boynunadaki ekimoz (Herhangi bir darbeye maruz kalan dokulardaki kan damarlarının yırtılması), kesici-delici alet yaraları, boyun basısı ve ağız burun kapaması" nedeniyle öldüğünü belirtiyor Murat Tekin’in.
Tekin Ailesinin avukatı Kübra Aydın da, Tekin'i öldürdüğü iddia edilen kişilerden en az 15'inin kendi ikrarları ya da kamera görüntülerinden yüzleri tanımlanarak kimliklerini tespit ettiklerini söylüyor ve ekliyor:

"Bu kişilerin adlarını, TC kimlik bilgilerini bularak savcılığa sunduk. Ancak savcılık hiçbir kişiyi cağırmadı. Ne sunduğumuz görüntüler izlendi, ne de adli tıp raporu incelendi. Ama tanık olarak ifadeye çağrılmadılar.”

Avukat Aydın’ın aktardığına göre savcılar, “Bizim başımızı yakacaksınız. Ne olur bizi artık daha fazla uğraştırmayın. Başımızı yakmayın. Hani bizim de yapabileceğimiz bir şey yok' şeklinde” demiş.

Aydın, bu son KHK ile artık direk AİHM’e başvurabileceklerini söylüyor ama daha önceki ret kararlarında olduğu gibi “İç hukuk yolları tükenmedi'” gerekçesi ile karşılaşabileceklerinden endişe ediyor ve takipsizlik kararını beklediğini vurguluyor.

Haberin tamamını buradan okuyabilirsiniz