Ara 27 2017

Eski AİHM Yargıcı Türmen: Eli palalılara davetiye çıkarıldı


OHAL kapsamında çıkarılan ve '15 Temmuz darbe girişimi ve terör eylemleri ile bunların devamı niteliğindeki eylemler'in bastırılması kapsamında hareket eden sivillere yargı dokunulmazlığı getiren ve tek tip elbise uygulamasını yürürlüğe sokan son KHK’ye tepkiler yükselmeye devam ediyor. 

“İnsanlar sokakta birbirinin kafasına sıkacak” diyen Türkiye Barolar Birliği Başkanı Metin Feyzioğlu’ndan, “KHK bir gecede çıkabilir, bir saatte değiştirilebilir” diyerek, tüm yaşananların müsebbibi olarak Anayasa Mahkemesi'ni gösteren Ankara Barosu Başkanı Avukat Hakan Canduran’a kadar birçok hukukçu düzenlemenin infial niteliğinde olduğunu söylüyor. 

Eski AİHM Yargıcı Rıza Türmen de, “Cezasızlık” yani devletin suç işleyen kamu görevlilerine kol kanat germesinin yol açtığı insan hakları ihlallerini birçok AİHM kararında görme olanağının olduğunu belirtiyor. 

Önce çıkan 667 sayılı KHK ile cezasızlık gelmişti. Ancak buradaki cezasızlık, kamu görevlileriyle sınırlı olmasına karşın çok eleştirilmişti.

Bu kapsam, son KHK ile genişletilerek sivillere de cezasızlık getirildi. Türmen, düzenlemenin sadece geçmişteki darbe girişimiyle sınırlı olmadığını, aynı zamanda geleceğe yönelik olduğunu söylüyor. “Bunların devamı niteliğindeki eylemler’in ifadesinin anlamı bu” diyor ve ekliyor:

“Bir kere, 15 Temmuz darbe girişimiyle terör eylemleri farklı şeyler. Darbe girişimi terör eylemi değil. Cebir, şiddet kullanarak anayasal düzeni değiştirmek, TBMM’i ya da hükümeti ortadan kaldırmak gibi, TCK 309-313maddelerindeki suçları kapsıyor. Bu maddelerde terör eylemlerinden söz edilmiyor.”

AİHM; hak ve özgürlüklere getirilen sınırlamaların hukuka uygunluğunu incelerken, önce sınırlamanın bir yasadan kaynaklanıp kaynaklanmadığına ve yasanın açık, öngörülebilir, erişilebilir olup olmadığına bakar. Yasa açık ve öngörülebilir değilse, başka bir inceleme yapmadan ihlale hükmeder.

Türmen de, 696 s. KHK’nin, Gezi eylemleri sırasında elinde palayla dolaşıp önüne çıkanlara saldıranlara çıkarılan davetiye niteliğinde olduğunu vurguluyor ve sözlerini şöyle noktalıyor:

“Kimin hangi eylemi, darbenin devamı ya da terör eylemi olarak göreceği belli değildir. Herkes herkesi öldürebilir ve cezasız kalabilir. Böyle bir anarşi ortamının doğuracağı sonuçlar kestirilemez. Her şey olabilir.”


CHP’nin hukukçu kimliği ile tanınan milletvekili İlhan Cihaner de, HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş ve Figen Yüksekdağ’dan gelen “Tek tip kıyafet giymektense kefen giymeyi tercih ederiz” gibi açıklamalara dikkat çekiyor ve toplumsal barışı riske atacak bir yöntem olarak değerlendiriyor.

Sivillere cezasızlık maddesini ise, “Toplumun önemli bir kesimi ki, bunlar da saldırgan, silahlanmış durumda, bunu kendileri için hükümet lehine harekete geçeceklerine yönelik bir vur emri olarak algıladılar” sözleriyle eleştiriyor.

Kararlardan dönülmesini beklediğini ifade eden Cihaner, “Aksi takdirde yeni bir kriz alanımız daha olacak” diyor.

İktidar arkasında dururken, AKP’nin kurucularından 11. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’den de son KHK’ye tepki gösterenlerden. Kararı kaygı verici olarak değerlendiriyor.

KHK’ya en güçlü desteği, AKP’nin son dönemdeki en önemli ittifağı MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli veriyor ve “Bundan gocunanlar FETÖ’nün kurşun askerleridir” nitelemesi yapıyor.

Peki, tepkiye yol açan 696 sayılı KHK’nin ilgili maddesi tam olarak ne diyor?

"Resmi bir sıfat taşıyıp taşımadıklarına, veya resmi bir görevi yerine getirip getirmediklerine bakılmaksızın 15/7/2016 tarihinde gerçekleştirilen darbe teşebbüsü ve terör eylemleri ile bunların devamı niteliğindeki eylemlerin bastırılması kapsamında hareket eden kişiler hakkında da birinci fıkra hükümleri uygulanır."

696 sayılı KHK ile Olağanüstü Hâl uygulamalarının uygulanmasına ilişkin 8 Kasım 2016'da çıkarılan yasanın 37. maddesine ek yapıldı. Daha önceki düzenleme şöyleydi:

"15 Temmuz 2016 tarihinde gerçekleştirilen darbe teşebbüsü ve terör eylemleri ile bunların devamı niteliğindeki eylemlerin bastırılması kapsamında karar alan, karar veya tedbirleri icra eden, her türlü adli ve idari önlemler kapsamında görev alan kişiler ile olağanüstü hal süresince yayımlanan kanun hükmünde kararnameler kapsamında karar alan ve görevleri yerine getiren kişilerin bu karar, görev ve fiilleri nedeniyle hukuki, idari, mali ve cezai sorumluluğu doğmaz."
 

Yazının devamını buradan okuyabilirsiniz