Ara 24 2017

KHK'lara ilk tepkiler: Yargı'ya ve Meclis'e darbe; 'milis güçler'in önünü açar

 

Meclis tatile girdi, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan Afrika gezisine çıktı, Batı dünyası Noel tatilinde. Ve Türkiye, rejim değişikliğinin adım adım uygulamaya konulmasında kritik eşiklerden biri daha olarak yorumlanabilecek iki Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile Pazar gününe uyandı.

OHAL ile birlikte istisna olmaktan çıkıp Meclis'in yasa yapma yetkisinin yerine geçen KHK'larla ilgili hem hukukçular, hem muhalefet milletvekilleri hem de aydınlardan tepkiler gelmeye başladı bile. 

696 sayılı KHK'ya hayli tartışmalı bir "cezasızlık" maddesi. Bu maddeye göre, 15 Temmuz darbe girişimi ve terör eylemleri ile bunların devamı niteliğindeki eylemler” kapsamına sokulacak girişimlerin bastırılması kapsamında hareket edecek sivillerin hiçbir sorumluluğu olmayacak.

696 no'lu KHK'nın 121. maddesi tam olarak şöyle:

"Resmi bir sıfat taşıyıp taşımadıklarına veya resmi bir görevi yerine getirip getirmediklerine bakılmaksızın 15/7/2016 tarihinde gerçekleştirilen darbe teşebbüsü ve terör eylemleri ile bunların devamı niteliğindeki eylemlerin bastırılması kapsamında hareket eden kişiler hakkında da birinci fıkra hükümleri uygulanır."

Bu da akıllara parti devleti ve "sivil milis güç" oluşturulmaya mı çalışılıyor sorusunu akıllara getirdi.

Hukukçu Kerem Altıparmak bu maddeye, Twitter hesabından paylaştığı şu yorumla tepki gösterdi:

"KHK ile getirilen değişlikle 15 Temmuz gecesi ve devamında gerçekleşen her türlü öldürme, yaralama olayında mutlak cezasızlık geçerli. Bu saldırıların mağdurları ve mağdurlarının yakınları artık iç hukuk yolunu tüketmeden doğrudan AİHMe başvurabilir."

Balyoz, Ergenekon ve Poyrazköy davalarında tutuklu sanıklarından bazılarının avukatlığını yapan Hüseyin Ersöz de aynı maddeyi eleştiren bir tweet paylaştı:

"Yeni KHK’dan..! Hukuk Devleti’nde peşinen hiçkimsenin sorumluluğunu ortadan kaldıramazsın. Bu adalet anlayışını örseler. Ayrıcalıklı bir sınıf yaratıldığı algısı doğar."

 Aynı maddenin içeriğini eleştiren bir diğer isim de HDP Milletvekili Ziya Pir:

"KHK ile “terör olaylarını bastıran sivillere yargı muafiyeti” getirildi. Paramiliter yapılar meşrulaştırılıyor ve yakında içişleri bakanlığına bağlanabilir; ya da onların kurucularından biri içişleri bakanı olur."

CHP Milletvekili Aykut Erdoğdu ise KHK'lara yönelik genel bir eleştiri paylaştı Twitter hesabından:

"Bu KHK’lar Türkiye Cumhuriyeti Devletine, TBMM’ye ve Yargıya darbedir..."

CHP'nin bir diğer Milletvekili Barış Yarkadaş da 'milis güç' uyarısında bulunan bir paylaşımda bulundu:

"AKP son KHK ile para militer güçlere "dokunulmazlık" verdi. Toplumsal muhalefeti kontr-gerilla yöntemleriyle sindirmek istiyorlar."

 Avukat Aslı Kazan ise şu paylaşımı yaptı:

"KHK ile Cumhurbaşkanı ve onun partisinin belirlediği bazı kimseler için Türk Ceza Kanunu yürürlükten kaldırılmış."

CHP Milletvekili Eren Erdem de paramiliter güç yapılanması iddiasıyla ilgili şu yorumu yaptı:

"Bugün dikta konseyi bir kararname daha yayınladı. Tek tip elbiseden tutun faşist rejimlerin bütün baskı araçlarını meşrulaştıran bir khk. “Terör olaylarını bastıran sivillere yargı muafiyeti.” Konseye göre, her yürüyüş bir terör olayı. Amaçları ne? Germek, daha da germek..."

AKP'nin kurucularından Abdüllatif Şener de aynı konudaki endişelerini ifade eden bir paylaşımda bulundu:

"Son KHK'da 'terör olaylarını önleyen sivillere yargı muafiyeti" maddesi var. yani komşunuz, sokakta tartıştığınız yada sizi sevmeyen biri sizi öldürüp "zaten teröristti" derse yargılanmayacak. yeni maraşların, çorumların, sivasların yolunu yapmışlar." 

Muhalifleri bekleyen tehlikeye dair Ömer Faruk Gergerlioğlu önemli bir tespitte bulunuyor:

"Son KHK'da "Darbe ve terör olaylarını bastıran kişilere hukuk muafiyeti" denmiş resmi görevlilerden sonra sivillere de muafiyet gelmiş.Yani masum bir protesto gösterisi yapsanız ve birisi saldırıp sizi öldürse ceza yemeyebilir..! Hukuk devleti olmadığımız daha nasıl gösterilsin?"

CHP Grup Başkan Vekili Özgür Özel de benzer bir noktadan eleştiri yapıyor:

"15 Temmuz'da masum,rütbesiz erlerimizi linç edenler yargılansın istedik. Bugün KHK ile buna zırh getirdiler! Yetmedi; OHAL boyunca yeni Esedullah timlerine,kendi özel ordularına imkan tanıdılar "Terörle mücadele ediyorum" diyecek herkesin başkalarını boğazlamasının önünü açtılar" pic.twitter.com/sKjnk2vVCC 

MHP eski Milletvekili Lütfi Türkkan da yaklaşan olası "paramiliter güç" tehlikesine dikkat çekiyor:

"Son KHK’daki bir düzenleme, ülkede olası bir iç savaşta kullanılması muhtemel sivil güçlere yargı muafiyeti getiriyor. Ülkeyi ateş topuna çevirdiğinizin farkında mısınız?"

Terörle ilgili suçlarla yargılananlara getirilen tek tip kıyafet giyme zorunluluğu konusunda Ahval'e yorum yapan hukukçu Ümit Kardaş, bunun adil yargılama hakkının ihlali anlamına geleceği uyarısında bulundu:

Kardaş uyarılarını şöyle sürdürdü:

"12 Eylül’ün faşist askeri darbe yönetimi cezaevlerini işkence merkezine çevirdi ve tutukladığı kişilere tek tip elbise uygulaması getirerek onları sivil bir tutuklu olarak değil,asker olarak görmek istedi.Bu uygulama  insan hakları ihlaliydi ve bu uygulamaya  ciddi karşı koymalar meydana geldi.

Örnek olarak verilen Guantanamo ise ABD tarafından evrensel hukuk mezarlığına  çevrildi.15 yıldır süren hukuka aykırı uygulamalar insan haklarına zehirli bir miras bırakmış durumda. ABD’nin Küba'daki deniz üssü Guantanamo Körfezi'ndeki cezaevine ilk tutukluların sevk edildiği 11 Ocak 2002 den bu yana söz konusu cezaevi insan haklarına saldırının merkezi haline geldi.

Bu nedenle evrensel hukuku çiğneyen ve evrensel hukuk yerine gücün hukukunu yerleştirmeye çalışan ABD’nin ülke içindeki ve dışındaki hukuksuz uygulamalarını örnek almak doğru değil. ABD’nin eyaletlerinden bazılarında ölüm cezasının bulunmasının bu cezayı meşru kılmayacağı gibi.

İngiltere’de tutukluluğun ilk iki haftası için zorunlu kıyafet uygulaması var. Bunun dışında tek tip elbise uygulaması Çin ve Kazakistan’da bulunuyor.

Tek tip elbise uygulaması adeta suçluyu baştan damgalayan aşağılayıcı bir uygulama olduğu için insan onuruyla bağdaşmaz. Ceza Muhakemesi hukuku daha çok masumların hukukudur.

Bu nedenle masumiyet karinesi önemlidir ve söz konusu uygulama bu karinenin de ihlali anlamına gelir. Dolayısıyla adil yargılanma hakkının da ihlali sonucunu doğurur. Tek başına bu uygulama dahi görülen davalara ciddi gölge düşürür." 

Yargıtay'a 100 yeni üye atanmasını eleştiren CHP Milletvekili Haluk Pekşen ise şu yorumu yaptı:

"Yargıtay’a KHK ile 100 yeni üye atanmış. Yargı tam olarak Saray tarafından teslim alınmıştır. Davaların kararları bundan böyle Saray’dan yazılır. ADALET epey yıllar sonraki bir başka bahara kaldı."

KHK'larda eleştirilen bir başka nokta da taşeron işçilere kadro verilmesi konusu. CHP Milletvekili Candan Yüceer kadroya alınmanın hak kazanımı değil kaybedişi anlamına geldiği yorumunu yapıyor:

"KHK ile yüzbinlerce taşeron işçiye kadro karşılığı bütün hak ve alacaklarından vazgeçmesi dayatılıyor." 

CHP Milletvekili Faik Öztrak da bu konuda şu soruyu yöneltiyor:

"Vakıfbankın hazineye devri, Varlık Fonuna şirketlerin ödeyemedikleri dış borcun devri,hazine garantisi verilmesi, taşeron işçi düzenlemesinin terörle ne ilgisi var.OHALin TBMMyi, milli iradeyi devre dışı bırakmak için ilan edildiği her KHKda biraz daha netleşiyor." 

Meclis'in yasa yapma yetkisinin KHK'lar ile devre dışı bırakılmasına gazeteci yazarı Kadri Gürsel'den tepki geldi:

"OHAL sayesinde çıkardığı baskın torba KHK’larla kendi torba yasalarına rahmet okutan bir iktidar. Torba yasalar Meclis’te muhalefet denetimini devre dışı bırakmak içindi, şimdi milletin tamamı devre dışı."